• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

İsrail lobisine rağmen! Türkiye'ye F-35 desteği

Yeniakit Publisher
AA Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
İsrail lobisine rağmen! Türkiye'ye F-35 desteği

ABD Kongre üyesi Joe Wilson, İsrail’in Suriye’ye yönelik hava saldırılarını sonlandırması çağrısında bulundu ve Türkiye'nin F-35 programına dönüşünü desteklediğini belirtti.

ABD Temsilciler Meclisi Üyesi Wilson, New York'ta AA muhabirinin Türk-Amerikan ilişkilerine dair sorularını yanıtladı.

İsrail'in Suriye'ye yönelik saldırıları ile ilgili mesajının ne olduğu sorulan Wilson, "Başkanın Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın İsrail’in hava saldırılarına karşı çıktığını ifade etmesinden gerçekten memnunum; bu saldırılar kesinlikle yapılmamalı." dedi.

İsrail hükümetine Suriye’ye yönelik saldırıları sonlandırması çağrısında bulunup bulunmadığı sorulan Wilson, "Kesinlikle." yanıtını verdi.

ABD'li Kongre üyesi, "Türkiye’nin ve Suudi Arabistan’ın talebi üzerine Suriye’ye bir şans tanıyan Başkan Donald Trump’ın liderliğini takdir ediyorum. Suriye başarılı olacak ve bu da Orta Doğu’daki tüm ülkeler için faydalı olacaktır." dedi.

Wilson ayrıca, 2024 yılının sonlarında Suriye’deki Beşar Esad rejiminin çöküşünü kastederek, "Suriye’nin kurtuluşu"nun İran ve Lübnan dahil bölgedeki diğer ülkeler için önemli olduğunu belirtti.

Wilson, "Türkiye’nin Suriye’nin kurtarılması için öncülük etmesinden dolayı çok minnettarım. Suriye’nin artık istikrar, barış ve refah fırsatına sahip olması, tüm Orta Doğu’ya, ama özellikle de Türkiye’ye fayda sağlayacaktır." dedi.

Wilson, Türkiye’nin F-35 programına geri dönmesini destekliyor

Öte yandan Wilson, Kore Savaşı’ndan bu yana süren işbirliğine işaret ederek Washington ile Ankara arasındaki bağların derinliğine dikkati çekti.

Ankara’nın F-35 savaş uçağı programına olası dönüşü konusundaki çabaları sorulduğunda Wilson, "umutlu" olduğunu belirtti.

Wilson, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Savunma Bakanı Pete Hegseth’in Türkiye ile çalışmasını desteklediğini belirterek, Washington ile Ankara arasındaki işbirliğinin "güç yoluyla barışa" katkıda bulunacağını ekledi.

Türkiye’ye F-35 savaş uçaklarının satışını destekleyip desteklemediği sorulan Wilson, "Evet destekliyorum." diye yanıt verdi ve "Amerika’nın Düşmanlarına Yaptırımlar Yoluyla Karşı Koyma Yasası" (CAATSA) kapsamında Türkiye’ye uygulanan yaptırımların kaldırılmasını da desteklediğini belirtti.

Wilson, "Ancak sonuç olarak şuna geri dönelim: Türkiye, Amerika’nın büyük bir müttefikidir; Amerika da Türkiye’nin müttefikidir ve biz karşılıklı fayda istiyoruz." dedi.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

Sözde Müttefikliğin Kirli Oyunu ve F-35 Aldatmacası! Uluslararası ilişkilerde dürüstlük, ahlak ve sözleşme sadakati gibi kavramların Amerika Birleşik Devletleri için hiçbir zaman bir anlam ifade etmediği, tarihsel bir hakikattir. Karşımızda müttefik kılıfı altında kendi çıkarlarından başka hiçbir kutsalı olmayan, emperyalist çıkarları uğruna hukuku hiçe sayan sahtekar bir güç odağı bulunmaktadır. Son günlerde ABD Kongre Üyesi Joe Wilson’ın, güya İsrail lobisine meydan okuyarak Türkiye’nin F-35 programına dönüşünü desteklediğini açıklaması, bu kirli siyaset tezgahının yeni bir perdesinden başka bir şey değildir. Washington’dan yükselen bu "yeşil ışık" sinyalleri, bir hakkın teslimi ya da müttefiklik nişanesi değil; köşeye sıkışan ve Türkiye’nin yükselen savunma gücünü dizginlemek isteyen sinsi bir aklın oyalama taktiğidir. Tarih, bu iki yüzlü güce güvenip yola çıkanların uğradığı hüsranlarla doludur. Parasını kuruşu kuruşuna ödediğimiz, üretim ortağı olduğumuz F-35 uçaklarının üzerine haksız ve hukuksuz bir şekilde çökülmesi, Washington’ın güvenilmezliğinin en net tescilidir. Egemenlik hakkımız olan S-400 hava savunma sistemlerini aldık diye bir gecede anlaşmaları yırtıp atan, CAATSA yaptırımlarıyla bizi tehdit eden bir şantaj şebekesine güvenerek geleceğe yönelik hiçbir plan yapılamaz, yapılmamalıdır. Bu asimetrik ve kirli ilişkiler ağında ABD’ye elini veren, her zaman kolunu da kaybetmeye mahkumdur. ABD’nin attığı her sözde olumlu adım, arkasından gelecek yeni bir dayatmanın, egemenliğimize yönelik yeni bir saldırının öncü sarsıntısıdır. Bu açık gerçeğe rağmen, hala F-35 projesinde ısrar edilmesini, diplomasi masalarında bu uçağın peşinden koşulmasını anlamlandırmak imkansızdır. Ortada milyarlarca dolarlık gasp edilmiş bir hakkımızın olduğu ve bu parayı kurtarmak için diplomatik mücadele verildiği söylenmektedir. Finansal haklarımızın peşine düşmek devlet ciddiyetinin bir gereği olabilir; ancak para kurtarma gayreti, bizi okyanus ötesine bağımlı kılacak bir teslimiyet sarmalına asla dönüşmemelidir. Haklarımızın tahsili için masada dişe diş mücadele verilsin, ama o uçaklar eksik olsun, şeytan görsün yüzünü! Türkiye, emperyalistlerin ambargo tehditleriyle diz çöktürebileceği, parmak sallayarak hizaya getirebileceği eski Türkiye değildir. Göklerdeki istikbalimizin ve milli güvenliğimizin teminatı, yazılımı Washington’ın elinde olan, ana bilgisayara veri göndermeden havalanamayan ve her an fişi çekilebilecek F-35’ler olamaz. Bizim göklerdeki imzamız, Türk mühendislerinin ve teknisyenlerinin çelikten iradesiyle hayat bulan beşinci nesil milli muharip uçağımız KAAN ve insansız savaş teknolojisinde dünya haritasını yeniden çizen KIZILELMA’dır. Kendi jetimizi, kendi mühimmatımızı, kendi radar sistemlerimizi üretecek kudrete erişmişken, bizi her an arkamızdan vurmaya hazır sözde bir müttefikin oyuncağına bel bağlamak stratejik bir intihardır. Kendi göbeğimizi kendimiz kesmişken, Amerikan hangarlarındaki esir uçaklara muhtaçmış gibi davranmak bu milletin vizyonuna hakarettir. Sonuç olarak, Kongre koridorlarından yükselen F-35 vaatleri ve İsrail karşıtıymış gibi sunulan diplomatik çıkışlar, Türkiye’nin yerli ve milli şahlanışını yavaşlatmak amacıyla önümüze atılan birer yemdir. Bu sinsi tuzağa düşmeyeceğiz. Parasal haklarımızın tahsili için sonuna kadar bastıralım ama o F-35’lerin de, onların arkasındaki riyakar zihniyetin de bu topraklarda yeri yoktur. Türkiye'nin yolu, tam bağımsızlık yoludur. İstikbalimiz ve egemenliğimiz başkasının lütfuna değil; yerli hamlelerimize, KAAN’ımıza, KIZILELMA’mıza ve bu milletin kendi öz evlatlarının sarsılmaz imanına emanettir.

Mesut Sarp

Unutun hepsi hikaye...
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23