• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Akben
Ali Akben
TÜM YAZILARI
26 Ocak 2020

Virüs mü? Algısı mı?

Değerli dostlar piyasaya son günlerde sürülen algılardan insanların kazançlı çıkma şansları yok. O halde. Evet o halde kim neden ve nasıl bu kadar algıyı pazarlayarak insan denen yaratığın zaaflarını böylesine incitici bir şekilde kaşıyor? 

Sorular çok ancak cevapları net değil. Şimdi biraz geriye giderek sars, domuz, kuş gribinin salgın olduğu yıllara doğru hafızalarımızı yoklayalım ve o günün algı pazarlamacılarının kim olduklarına bakalım. İlaç firmalarının ürettiği aşılar ve ilaçlar ile kazandıkları dolarların milyarlar olduğu aklımızdan hiç çıkmasın. 

O yıllarda itlaf edilen kanatlı hayvanlar, üretilen aşılar, aşı firmaları ve sağlık sektöründe yaşananları hatırlayalım. Aynı şekilde domuz gribi algısının zirvede alıcı bulduğu günlerde yine aşı firmalarını ve sağlık bakanlığımızın bu firmalardan ithal ettiği aşılara ödediği milyar dolarlar ve aşılama kampanyaları..

Kimseyi suçlamaya niyetim yok. Ancak sağlık sektörü, tıpkı silah sektörü gibi vahşi kapitalizmin pençesinde gerçek misyonunun çok ötesinde bir yerlerde duruyor.

Şimdilerde ise Çin’den dünyaya hızla yayılan korona virüsüne bağlı grip salgını ve bu hastalıkla tüm dünyaya servis edilen ölümü gösterip, sıtmaya razı edici tutum ve davranışlar. Şüyuu vukuundan beter denecek tutum ve davranışların kimseye faydası olmadığı gibi ciddi zararları da var. 

Felaket tellallığı yaparak ölümden ölüm beğenmek ya da beğendirmek yerine sağlığımızın kıymetini bilecek tutum ve davranışlara önem verelim. Önlemler alıp örneklikler oluşturalım.

Virüs denen yaratıkla tıp biliminin buluşması tarihi çok eskilere kadar gitmiyor. Yüz yıldır yeni yeni buluşlar ile mikroplar alemini tanımamız devam ediyor. Bakteri virüs mantar ve canlı olmayan toksinlerin insanlar üzerinde çeşitli hastalıklar meydana getirdiği ile ilgili tıp bilimi her gün yeni teşhisler ve tedaviler protokoller peşinde.

İlaç sektörü ve tıp teknolojisi günümüzde olmazları olduracak kadar gelişmiş, artık akıllı tedaviler dönemine doğruda hızla yol alıyoruz. Alıyoruz almasına da bir virüsle baş ederken diğeri çıkıyor. Bir mikrobu öldürerek yok edebilen antibiyotikle biyolojik sistemimizi allak bullak edebiliyoruz.

 İnsanı bir makine gibi görmenin ve meseleye sadece bilimsel yaklaşımlarla çare ve çözüm üretmeye çalışmanın sıklıkla kazandırdığı koca koca hiçleri daha fazla görmezden gelemeyiz. Gelmemeliyiz. Hekimliğin aynı zamanda bir sanatkarlık olduğunu ve şifa verenin aracısı olduğunu akıllarımızdan çıkarmamalıyız.

Şifa sadece Rabbimizin tekelindedir. Tıpkı yaratmak ve rızık vermek gibi. Bizler olsa olsa vasıta olabiliriz. 

Yeniden ana konumuza dönelim. Virüsleri günümüz teknolojisi ve ilaç endüstrisi yok edemiyor. Tıp endüstrisinin geliştirdiği aşılara direnç kazanmakta gecikmeyen virüsler her yıl yeni bir yüzle ben buradayım dercesine biz hekimlerin itibarı ile oynuyor.

Sadece virüsler değil mikroplar da aynı şekilde kılıktan kılığa girerek teknolojinin ürettiği tüm tedavi protokollerinden kendilerini koruyarak direnç geliştirebiliyor. Günümüz tıbbı feza çağında olmasına rağmen yaşadığımız acziyetler bizleri akıllandırmıyorsa daha çok salgınla boğuşmak zorunda kalırız.

Ne yapalım?

Öncelik korunmak elbet. 

Elleri sık yıkamak, bol sıvı tüketmek, sağlıklı ve doğal beslenmeye gayret etmek olmazsa olmazlarımız. Uyku gıdasını sağlıklı ve zamanında almak çok önemli.

Korunamadığımız ve hastalandığımızda ise öncelik istirahat olmalı. Grip ile ilgili evrensel bir gerçekliği hiçbir zaman unutmayalım. Tedavi edilirse bir haftada geçer. Edilmez kendi haline bırakılırsa yedi günde geçer

Grip ilaçlarının batı ülkelerinin bir kısmında yasaklandığını bilelim. Antibiyotiklerin çözüm üretmedikleri gibi, ciddi yan etkileri ile dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan ettiğini, virüs yok edici diye satılan ilaçlara da itibar etmeyerek bu ilaçlarla ilgili yan etkilerden korunmak mümkün.

Bugünlük de bu kadar. Kalın sağlıcakla.

Deprem: Nüfusumuzun büyük bir kısmının deprem fayları üzerinde yaşıyor olması bu gerçeklikle barışık yaşamamızı gerektiriyor. Cuma akşamı Elazığ merkezli şiddetli bir deprem ile bir kez daha bu gerçekliği hatırladık. Depremde vefat eden kardeşlerime Rabbim rahmet eylesin, yaralı kardeşlerime de acil şifalar nasip eylesin.

Devletimiz tüm kurumları ile depreme ne kadar hazır olduğunu gösterdi. Sağda solda tek tük çatlak sesler dışında milletimiz tek vücut, yek vücut.

Ya Rab devletimize ve milletimize zeval verme. El ovuşturan yerli yabancı hain güruha fırsat verme. AMİN.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Mustafa

Ali abi harika yazınız için çok teşekkürler :) O tatlı dilinle öğretici ve ibretli yazın bizi mest etti
  • Yanıtla

Emine Danış

Ali hocam bahsettiğiniz yaratıklar bu ülke için ne hayırlı ise onun karşısımda yeminli durmaya niyet etmiş man kafalardır.Onlara insan demek bile insana hakaret
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı