• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
  • VAV TV CANLI YAYIN
Ali Akben
Ali Akben
TÜM YAZILARI
10 Mayıs 2020

İki özür

15 Temmuz darbe girişimi gecesinde ve bir aydan fazla süren ülkemizi koruma ve kollama nöbetlerinde genç kardeşlerimizin can siperane olağanüstü gayretlerini görünceye kadar, gençlerimizle ilgili ulu orta makaleler yazmış ve ülkemiz adına gençlerimizden umudumun giderek azaldığından bahseder olmuştum. 

Alçak darbe girişimi oldu. Aman Allah’ım gördüklerim gerçekti. Her kesimden gençlerimiz fevc fevc darbecilere karşı cihada koşuyorlar. Örneklerinin çokluğuna sizler de vâkıfsınız.

Hele bir tanesinin şu sözleri var ya, “Biz arkadaşlarla kafede oturuyorduk. Gözüme televizyondan kalkışma ile ilgili haber ilişti. İşin ciddi olduğunu anlayınca, hep beraber köprünün yolunu tuttuk.” 

Benzer onlarca, yüzlerce birbirinden habersiz grupların aynı hedefe doğru yönelişleri bunlar. Gençleri en ön safta saf tutmuş olarak görünce yanıldığımı anlamış ve gündeme getirip özür dilemiştim.

Bugün bir özür borcumuz daha var. O da sağlık ordumuza. Bu ordunun bir mensubu olarak son yıllarda üzerimize dökülen ölü toprağının etkisi ile yaşadıklarımızdan yola çıkarak makaleler yazmış yerine göre sebep olanlara, yerine göre de kendi meslektaşlarıma yönelik duruş sergilemiştim.

Bizzat Sağlık Bakanı ve yönetim kadrosuna uygulamada görülen aksaklıkları, acillerden yansıyan olumsuzlukları makalelerimde açık yüreklilikle belirtmiş olmam sebebi ile hem bakanlık hem de meslektaşlarımdan aldığım tenkitler olmuştu.

Covid19 savaşında verdiği destansı mücadele sağlık ordumuzun ne kadar güçlü ve yeri geldiğinde canını hiçe sayarak acımasız düşmanla nasıl mücadeleye tutuştuğunun örneklerini gördükçe bir yandan içim kabarırken diğer yandan da bir özür borcumun olduğunu hatırlıyor ve özür diliyorum. 

Etrafa saçılan trilyon dolarların çer çöp kadar değerinin olmadığını,  fedakarlığın destanımsı duruşun birlik ve bütünlük içerisinde sırt sırta vererek dayanışmanın önemini bir kez daha anlamamızı sağladı bu süreç.

Bu süreçte en gelişmişinden en zenginine bir sürü ülke çamura batıp, virüs bataklığında bocalarken, biz elhamdülillah ufak tefek sıyrıklarla atlattık ve inşallah dost düşman herkese de örnek olduk.

Ortalığın tozu dumanı kalktığında, sanırım daha iyi anlaşılacak yeni gerçeklerimiz olacak. Sık tekrarlandığı gibi, hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı bir gerçeklik bu. Bu gerçeklik ülkemizde, dünyada ve özellikle madde dışında hiçbir değerin kabul görmediği batı dünyasında çok şeyi değiştireceğe benziyor.

Umudum ve temennim; kansız, darbesiz ve inadım inatsız bir değişimin olması. Yaşama hakkının bile çok görüldüğü mazlumların, sabilerin daha fazla bedduasına muhatap olmadan hak ve hukuk gibi evrensel kavramlar üzerinden demagojinin prim yapmadığı bir dünya özlemi içerisindeyim.

Olur mu? Olmaz mı onu zaman gösterecek.

İçimizdeki azgın azınlık her ne kadar böyle güzel temennilerden aslandan kaçar gibi kaçsa da başka çare yok. Ya içinde bulunduğumuz gemimize sahip çıkacak ve azgın dalgalı denizlerde yıpratılsak, yalpalatılsak bile batmadan yüzeceğiz, ya da engin ve sakin denizlerde hiçbir yalpalama olmadan batarak tarumar olacağız. 

Covid günlerinde bile soysuz medyanın durumdan vazife çıkarıcılığına soyunması ve destekçilerinin hesapsız kitapsız atıp tuttuklarına bakınca umudum kırılsa da aklıma yakın tarihte yaşadığımız olaylar gelince kendimi topluyor bu kez de başaramayacak ve çakılacaklar diyorum.

Azgın azınlığın genetiğinde var yıkıcılık hastalığı. 

Yapmak bu hastalıkta nerede ise yok.

Hep yıkmak. 

Her şeye tersinden bakmak.

Yeni normalimize gelince, her ne kadar alıştığımız yaşam tarzına çok ters gelse de gerçekler uzun süre saklanamaz. Bu normda rehavet, bana bir şey olmaz veya atın ölümü arpadan olsun gibi akla mugayir tutum ve davranışlar bizi anamızdan doğduğumuza pişman edebilir. Virüsün aklı olmadığı gibi şakası da yok. Rüşvet müşvet, şan şeref, makam mevki hiçbir değere karşı zaafı yok.

Zaaflı olduğu yerleri özetleyerek makalemi sonlandıracağım.

Özellikle sabun, virüsün yağlarını eriterek yaşamak için hücrelerimize tutulmasını engelleyerek ölmelerini sağlıyor. Temizlik imandandır evrensel gerçekliği kulaklarımıza küpe olsun.

Fiziksel mesafe korunarak, virüsün kişiden kişiye bulaşıp yeni yaşam alanları oluşturması engelleniyor.

Maske ise, virüsün yaşamak için en çok sevdiği burun ağız gibi organlarımıza girişini engelleyerek canlı kalma hevesini kursağında bırakıyor. 

Basit uygulanması çok kolay yukarıdaki tedbirleri alıp, bağışıklık gücümüzü destekleyecek bir iki kurala da dikkat ettiğimizde virüs bizden korksun diyebilecek duruma gelebiliriz. 

Nedir bunlar; hareketli yaşam, sağlıklı uyku ve dengeli düzenli beslenme.

Bugünlük de bu kadar.

Kalın sağlıcakla.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Selim Baş

Sayın yazar tesbitlerinize katılıyorum.Esas özür dilemesi gerekenler görevini yapmayınca size özür dilemek sizlere düşüyor.Onurlu bir davranış bu yaptığınız.
  • Yanıtla

Mustafa

Dr Ali abi yazını o şiir gibi hakşinas ifadelerinle kaleme almışsın Eline diline o güzel zihnine sağlık Teşekkürler değerli doktorum
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23