--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İki özür

Ali Akben
Ali Akben
7

15 Temmuz darbe girişimi gecesinde ve bir aydan fazla süren ülkemizi koruma ve kollama nöbetlerinde genç kardeşlerimizin can siperane olağanüstü gayretlerini görünceye kadar, gençlerimizle ilgili ulu orta makaleler yazmış ve ülkemiz adına gençlerimizden umudumun giderek azaldığından bahseder olmuştum. 

Alçak darbe girişimi oldu. Aman Allah’ım gördüklerim gerçekti. Her kesimden gençlerimiz fevc fevc darbecilere karşı cihada koşuyorlar. Örneklerinin çokluğuna sizler de vâkıfsınız.

Hele bir tanesinin şu sözleri var ya, “Biz arkadaşlarla kafede oturuyorduk. Gözüme televizyondan kalkışma ile ilgili haber ilişti. İşin ciddi olduğunu anlayınca, hep beraber köprünün yolunu tuttuk.” 

Benzer onlarca, yüzlerce birbirinden habersiz grupların aynı hedefe doğru yönelişleri bunlar. Gençleri en ön safta saf tutmuş olarak görünce yanıldığımı anlamış ve gündeme getirip özür dilemiştim.

Bugün bir özür borcumuz daha var. O da sağlık ordumuza. Bu ordunun bir mensubu olarak son yıllarda üzerimize dökülen ölü toprağının etkisi ile yaşadıklarımızdan yola çıkarak makaleler yazmış yerine göre sebep olanlara, yerine göre de kendi meslektaşlarıma yönelik duruş sergilemiştim.

Bizzat Sağlık Bakanı ve yönetim kadrosuna uygulamada görülen aksaklıkları, acillerden yansıyan olumsuzlukları makalelerimde açık yüreklilikle belirtmiş olmam sebebi ile hem bakanlık hem de meslektaşlarımdan aldığım tenkitler olmuştu.

Covid19 savaşında verdiği destansı mücadele sağlık ordumuzun ne kadar güçlü ve yeri geldiğinde canını hiçe sayarak acımasız düşmanla nasıl mücadeleye tutuştuğunun örneklerini gördükçe bir yandan içim kabarırken diğer yandan da bir özür borcumun olduğunu hatırlıyor ve özür diliyorum. 

Etrafa saçılan trilyon dolarların çer çöp kadar değerinin olmadığını,  fedakarlığın destanımsı duruşun birlik ve bütünlük içerisinde sırt sırta vererek dayanışmanın önemini bir kez daha anlamamızı sağladı bu süreç.

Bu süreçte en gelişmişinden en zenginine bir sürü ülke çamura batıp, virüs bataklığında bocalarken, biz elhamdülillah ufak tefek sıyrıklarla atlattık ve inşallah dost düşman herkese de örnek olduk.

Ortalığın tozu dumanı kalktığında, sanırım daha iyi anlaşılacak yeni gerçeklerimiz olacak. Sık tekrarlandığı gibi, hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı bir gerçeklik bu. Bu gerçeklik ülkemizde, dünyada ve özellikle madde dışında hiçbir değerin kabul görmediği batı dünyasında çok şeyi değiştireceğe benziyor.

Umudum ve temennim; kansız, darbesiz ve inadım inatsız bir değişimin olması. Yaşama hakkının bile çok görüldüğü mazlumların, sabilerin daha fazla bedduasına muhatap olmadan hak ve hukuk gibi evrensel kavramlar üzerinden demagojinin prim yapmadığı bir dünya özlemi içerisindeyim.

Olur mu? Olmaz mı onu zaman gösterecek.

İçimizdeki azgın azınlık her ne kadar böyle güzel temennilerden aslandan kaçar gibi kaçsa da başka çare yok. Ya içinde bulunduğumuz gemimize sahip çıkacak ve azgın dalgalı denizlerde yıpratılsak, yalpalatılsak bile batmadan yüzeceğiz, ya da engin ve sakin denizlerde hiçbir yalpalama olmadan batarak tarumar olacağız. 

Covid günlerinde bile soysuz medyanın durumdan vazife çıkarıcılığına soyunması ve destekçilerinin hesapsız kitapsız atıp tuttuklarına bakınca umudum kırılsa da aklıma yakın tarihte yaşadığımız olaylar gelince kendimi topluyor bu kez de başaramayacak ve çakılacaklar diyorum.

Azgın azınlığın genetiğinde var yıkıcılık hastalığı. 

Yapmak bu hastalıkta nerede ise yok.

Hep yıkmak. 

Her şeye tersinden bakmak.

Yeni normalimize gelince, her ne kadar alıştığımız yaşam tarzına çok ters gelse de gerçekler uzun süre saklanamaz. Bu normda rehavet, bana bir şey olmaz veya atın ölümü arpadan olsun gibi akla mugayir tutum ve davranışlar bizi anamızdan doğduğumuza pişman edebilir. Virüsün aklı olmadığı gibi şakası da yok. Rüşvet müşvet, şan şeref, makam mevki hiçbir değere karşı zaafı yok.

Zaaflı olduğu yerleri özetleyerek makalemi sonlandıracağım.

Özellikle sabun, virüsün yağlarını eriterek yaşamak için hücrelerimize tutulmasını engelleyerek ölmelerini sağlıyor. Temizlik imandandır evrensel gerçekliği kulaklarımıza küpe olsun.

Fiziksel mesafe korunarak, virüsün kişiden kişiye bulaşıp yeni yaşam alanları oluşturması engelleniyor.

Maske ise, virüsün yaşamak için en çok sevdiği burun ağız gibi organlarımıza girişini engelleyerek canlı kalma hevesini kursağında bırakıyor. 

Basit uygulanması çok kolay yukarıdaki tedbirleri alıp, bağışıklık gücümüzü destekleyecek bir iki kurala da dikkat ettiğimizde virüs bizden korksun diyebilecek duruma gelebiliriz. 

Nedir bunlar; hareketli yaşam, sağlıklı uyku ve dengeli düzenli beslenme.

Bugünlük de bu kadar.

Kalın sağlıcakla.

 

Yorumlar

(7)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

yandaş

10 Mayıs 2020 22:53

Sayın yazar haklısınız bende 15 temmuzda meydana ve darbeye karşı çıkanları görünce önyargılarımdan dolayı hem utandım hemde müthiş sevinip umutlandım. darbenin başarıl olacagına milyarda bir bile ihtimal vermedim..Genci yaşlısı vede giyiminden ötürü seküler baktıgımız insanlar meydandaydı..

Serkan kale

10 Mayıs 2020 17:08

Ali hocam size gelinceye kadar özür dilemesi gereken öyle çok insanımız var ki,inşallah utanır ve özür dilemeyi daha fazla geciktirmezler.Özür dilemek insanı alçaltmaz yüceltir.

Mustafa

10 Mayıs 2020 12:20

Allah subhanehu ve teala Müslümanları virüsle öze döndürdü, Farzı uygulattı resetledi, şimdi haremlik selamlık sünnetini uygulama zamanı. Allah subhanehu ve teala için mü'min olduğunu söyleyen herkes yerini bilsin. Ahzâb Sûresi / 35.Şüphesiz ki müslüman olan (Allah’ın emirlerine teslim olan) erkeklerle, müslüman kadınlar; iman eden erkeklerle iman eden kadınlar; itaat (ve ibadet)e devam eden erkeklerle itaat (ve ibadet)e devam eden kadınlar; doğru erkeklerle, doğru kadınlar; sabreden erkeklerle sabreden kadınlar; alçak gönüllü (ve saygılı) erkeklerle alçak gönüllü (ve saygılı) kadınlar; sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar; oruç tutan erkeklerle, oruç tutan kadınlar; mahrem yerlerini (haramdan) koruyan/hayalı erkeklerle mahrem yerlerini (ve görünümlerini haramdan) koruyan/iffetli kadınlar; Allah’ı çok anan* erkeklerle (Allah’ı çok) anan kadınlar (var ya, işte) Allah, onlar için mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır. Bu âyet-i kerîmede hayalı kadın ve erkekler tabiri geçmektedir. Bir toplumda erkek ve kadınların hayasız olmaları ve ırzlarını (namus, iffet, şeref ve vakarlarını) korumamaları, toplumda câhiliye (İslâm öncesi) belirtilerini gösteren hususlardır. Böyle bir toplum, ilim ve endüstride ilerlemiş de olsa İslâmî ve insânî seviye yönünden câhiliye toplumu durumundadır. Kadınlarının haya ve ırzlarını koruyan toplum, çok gelişmemiş bile olsa İslâm ve insanlık açısından medenî bir toplumdur. Nûr Sûresi / 59.Çocuklarınız bülûğ çağına ulaştıkları zaman, kendilerinden önceki (büyük)lerin izin istedikleri gibi, onlar da (yatak odasına girmek için) izin istesinler. Allah size âyetlerini bu şekilde açıklar. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. Ahzâb Sûresi / 59.Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına söyle: (Bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman, kendilerini baştan ayağa bolca örten, şeffaf olmayan) dış elbiselerini üzerlerine iyice giyinip örtsünler. Bu, onların (cariye veya hafifmeşrep değil, şerefli ve namuslu) bilinmelerine, (cinsel) taciz/sarkıntılık edilmemelerine daha elverişlidir. Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.5 İslâm öncesi (câhiliyyede) satılık köle/cariye kadınların vücutlarının çoğu çıplak bulunur, göz ve gönül doldurucu oluşuna göre fiyat biçilirdi. İslâm’ın gelişi ile bu durumun kalkmasına rağmen, toplum ahlâkını bozan çağdaşlık görünümü altında gönüllü cariyelerin, nikâhsız/metreslerin veya zevk, macera ve teşhir düşkünü kadınların ortaya çıkıp çoğalması iffetsiz erkeklere hoş gelse de, meydana gelen gayr-i meşrûluklar ve neticeleri hakiketen çok üzücüdür. 31 - Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunan (köleleri), erkeklerden, kadına ihtiyacı kalmamış (cinsî güçten düşmüş) hizmetçiler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye, ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki, kurtuluşa eresiniz. Nur Sûresi 31

Seyfettin

10 Mayıs 2020 09:25

Sayın yazar hatayı kabul edip özür dilemek gerçekten onurlu davranış. Sizi tebrik ediyorum sağlık ve mutluluk dolu bir ömür diliyorum :)

Yasemin

10 Mayıs 2020 07:40

Sizde kalın sağlıcakla çok güzel yazmışsınız ALLAH razı olsun huzur buldum okurken

Mustafa

10 Mayıs 2020 05:29

Dr Ali abi yazını o şiir gibi hakşinas ifadelerinle kaleme almışsın Eline diline o güzel zihnine sağlık Teşekkürler değerli doktorum

Selim Baş

10 Mayıs 2020 03:59

Sayın yazar tesbitlerinize katılıyorum.Esas özür dilemesi gerekenler görevini yapmayınca size özür dilemek sizlere düşüyor.Onurlu bir davranış bu yaptığınız.

Ali Akben Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle