• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Akben
Ali Akben
TÜM YAZILARI

İbn-i Sina da mı şarlatan?

27 Ağustos 2023
A


Ali Akben İletişim:

Geçen hafta İbn-i Sina haftasıydı ve ülkemizde çeşitli etkinliklerle tıp ilmine kattıkları ile anıldı.

Yaşadığı çağdan günümüze kadar tıp denince akla gelen ve batıda Avicenna olarak halen ünü devam eden İbn-i Sina, Ortodoks batı tıbbı dinine göre maalesef şarlatan görülüyor.

Devrinin en ünlü filozofu olmuş; astronomiden felsefeye, din ilimlerinden sosyal ilimlere ve psikolojiye kadar yüzlerce kitap yazmasına rağmen uyguladığı tedavilerde kanıttan başka argümanları kullandığı için bugün hâlâ bilim dışılıkla suçlayanların olduğunu biliyoruz.

Günümüz tıp bilimi, ilim hazinesinden yoksun ve nerede ise her şeyini kanıta dayandırıp deneylerle ispatladığı verilere inanıyor ve gerisini de dümdüz edip bilim dışılık olarak yaftalayıp uygulayanlara da şarlatan diyor.

Şarlatan, Fransızcadan dilimize geçmiş sahteci, aldatıcı, yalancı ve kendinde olmayan özellikleri varmış gibi satanlar için kullanılır.

Hekimler hastalarına çare ve çözüm arayarak şifa vesilesi olmak için devamlı gayret eder. Yarım asra yaklaşan hekimlik mesleğimde bu arayışı halen ilk günkü gibi heyecanla devam ettiriyor ve bulduklarımla da mutlu oluyorum.

Bazen basit bir telkinle, bazen ise çok yorucu çalışmalar sonucunda elde ederek hastalara faydalı olmak ise birçok meslektaşımın hayali ve umudu. En basitinden bir sırt sıvazlama bile bazen çok ama çok fazla işe yarar ve çözüm yolunda önümüzü açar.

Aldatan bizden değildir diyen bir Peygamberin ümmeti olarak hem yalan hem de aldatma ve sahtekarlık zaten hikmetli bir ilim olan tıp bilimi ile bağdaşmaz.

Hekimlerin uyguladığı bazı tedaviler için illa kanıt diye tutturmak yerine fayda zarar dengesi üzerinde durulsa ve önce zararlı olmamak ilkesi hatırlanarak yapılan uygulamalar ön yargısız sorgulansa daha doğru olur gibime geliyor.

Özellikle ülkemizde bir kısım meslektaşlarımız, İbn-i Sina tıbbında uygulanan hacamat, sülük ve psikolojide uyguladığı bazı teknikleri kanıta dayanmadıkları için bilim dışı bulmaktalar.

Hacamatın; ilaçsız bir immünoterapi olduğundan, sülük tedavisinin ise tüm dünyada her geçen gün yeni faydalarının yapılan çalışmalarda ortaya çıktığından habersiz malum bir hekim grubu var ve bu tedavilerin kökeninde din olgusunun olmasından kaynaklı ön yargılarından bir türlü kurtulamıyorlar.

Azıcık akletseler ve bilim için önemli olan nasıl niçin ve neden gibi soruları sorarak bu tedavilerin kökenine baksalar, milattan önceki yıllara kadar gidecekler ama maalesef at gözlüklerini çıkarmaya ve evrensel doğruya doğru yol almaya hiç mi hiç niyetleri yok.

Rabbimiz ilahi mesajını Kur’an-ı Kerim ile insanlığa yollamıştır. 

114 sure ve 6666 ayet içerisinde öyle hitaplar var ki, bugün bile anlamak ve anlamlandırmak için zorlanıyor ve her gün yeni mucizelere şahitlik yapıyoruz.

Bazı ayetlerde örümcekten, bazı ayetlerde gıdalardan bahsederken, bal arısına vahyini ise bir sure ismi ile vaaz ederek biz hekimlere açık bir mesaj yolladığını düşünenlerdenim.

Günümüz biliminin temel taşları da anlayanlar için kutsal kitabımızda çeşitli örneklemeler ile anlatılmıştır.

Şifa arayışında arı misali çalışıp vazifemizi de vahye göre yapabilsek şifaya vasıl olmada arılar kadar hünerli hale gelebiliriz. Bal arılarının mucizevi yaratılışından bahsederek meseleyi dağıtmak yerine ürettiği bal ve onun şifası ile ilgili kısa bilgileri sizlerle paylaşmak isterim.

Bugün, arılar tarafından üretilen gerçek bal, polen ve arı sütü gibi ürünlerin birçok hastalığa şifa olduğunu kanıtları ile biliyoruz.

Arı sütünün bağışıklık sistemimiz ve tüm organ ve hücrelerimizin daha sağlıklı çalışmasına katkılarını kullandığımız hastalarımızdan aldığımız sonuçlardan biliyoruz. Kanserden ülsere birçok hastalığın tedavisinde gözü kapalı kullanıyoruz.

Merhum Mehmet Şevket Eygi üstadımla yurt dışı seyahatlerimizde muhakkak bal satan marketlere uğrar ve o bölgelerin arılarının ürettiği ballardan alırdı ve bizlere de aldırırdı. 

Dünyanın farklı bölgelerinde üretilen balların faydalarını hikmetleri ile sıralayarak anlatırdı.

Bal alırken satıcıya gözlerindeki rahatsızlıktan bahsederek gözlerine süreceği için sade ve katkısız olması gerektiğini söylediğinde, bazı satıcıların sattıkları balla ilgili bu garantiyi vermediğinin şahidiyim.

Gerçek bal yaraya sürülse yarayı nasıl iyileştirirse, gıda olarak kullanıldığında da sayısız şifaları vardır.

Savaş yaralarının balla tedavisi günümüzde gerçek bal bulmanın zorlaşması nedeni ile çok tercih edilmiyor olsa da açık yaralara bal sürüldüğünde hem yaranın üzerini kapatmış hem de mikroplara karşı koruyarak tamir sürecini hızlandırmış olur.

Gözlere sürülen bal damlaları, birçok göz hastalığının tedavisinde ve özellikle yaşlılığa bağlı görme hastalıklarında günümüzde dahi tavsiye edilmektedir.

Bal arısına vahyeden Rabbimiz, biz hekimlere de aynı vahiyle mesleğimizle ilgili anlayanlara açık işaretleri var. 

Şifayı verenin kendisi olduğu gerçekliği ile yüzleşmeli ve haddi hududu aşmamalıyız. 

Esmasındaki sıfatlarda rızık verme, yaratma ve şifa verme, bunlarla ilgili biz insanlar haddi hududu aşmamalıyız.

Şifa Rabbimizdedir diyerek şifaya sebep olmada gayretimizi maksimize etmeliyiz. Günümüzde bu önemli konuda ciddi hatalar yapılıyor. 

Beni şu doktor iyileştirdi gibi ya da ben filan hastayı iyi ettim gibi dilimizin alıştığı kelime ve cümleler var ki, Allah korusun insanı şirke kadar götürebilir.

Dikkatli olmakta yarar var.

Ölüm Allah’ın emri.

Hatta bazı atasözü olmuş topluma mal olmuş ifadeleri söyler dururuz.

Nikah ve ölüm gününü şaşırmaz. 

Ölümün gerçekleşmesi kesin olduğu halde ölmeyen insan için de rızkı bitmemiş dünyada rızkı varmış denir.

Rabbim hayırlı rızıklar, hayırlı ömürler ve hayırlı ölümler nasip eylesin değerli okurlarım.

Bu haftalık da bu kadar.

Kalın sağlıcakla.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Ahmet

Allah razı olsun, sayınızı artırsın hocam.

Mustafa

Değerli Ali abim harika bir yazı. Teşekkürler
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23