--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Hangisi daha tehlikeli?

Ali Akben
Ali Akben
6

Değerli okurlarım tüm dünyayı etkisi altına alarak hop oturtup hop kaldıran virüs belası ile ilgili kafa karıştırıcı bilgi ve yorumlar insanların büyük bir kısmında şuyuu vukuundan beter etkiler oluşturuyor.

Ölümü gösterip sıtmaya razı ol diyenler yanında, bu virüs düzmece ve tamamen kurgu sakın inanmayın diyenlere kadar 180 derecelik bir açı ile karşı karşıya kalınan böyle bir zamanda nerede durmalıyız sorusu akla geliyor.

Hangisi gerçek?

Kim kime niçin yalan söylüyor?

Sorular, yeni sorularla işi içinden çıkılmaz hale getirince mesleğimin gereğini yerine getirip sizleri aydınlatma ihtiyacı hissettim.

Virüs ile ilgili bilinen doğrular ve yanlışlar nerede ise günlük değişime uğradıkça ister istemez durumdan vazife çıkarıcı güruhun işi kolaylaşıyor. Tehlike tam buradan start alarak yayıldıkça yayılıyor.

Gerçekten hangisi daha tehlikeli sorusuna verilecek en doğru cevap her ikisi de olmalı olmasına da, insan denen aciz yaratık için olgusuz algılar önemli bir bamteli olan korku dağarcığına dokunduğu için daha tehlikelidir diyorum.

Nedenine gelince.

Korkmak ya da korku nahoş bir duygu. Korku ve bundan korunmaya tepki refleksinin nasıl sonuçlanacağı başlı başına bir muamma. Kişinin genetik yapısından, yaşadığı çevreye, genetik yüküne ve doğduğu günden bugüne yaşadıklarına kadar birçok sebep sonuç ilişkisi ile ilgisi olan bir tepki hareketi korku.

Günümüz tıp endüstrisi bu zaaf üzerinden semirdikçe semiriyor. Algı pazarında olgusuz olgular ve algılar palazlandıkça palazlanıyor.

Bugün artık pandemi halinde tüm dünya düzenini alt üst edecek güce ulaşan virüsün kontrolden çıkmış olguları ile algı pazarında müşteri bulması çok ama çok kolay hale geldi veya getirildi.

Madalyonun öbür yüzüne bakan yok. Bakanlar varsa bile gören yok.

Hâlbuki ölmek için doğuyor ve şöyle veya böyle bir sebep ile de ölüyoruz. Kimine vadesi ile kimine ise bir hastalık yaftası yapıştırarak olguları çeşitli algılarla hafızalara kazıyoruz.

Verem oldum ölüyorum türküsünü dinlerken veremden öleceğimiz aklımıza gelmezken; kanser, kalp krizi, beyin kanaması gibi hastalıklarla karşılaşıldığında ölümün yanı başımızda olduğu algısı nedeni ile herkesin huzuru kaçabiliyor.

Mesela grip, her yıl on binlerce hatta yüzbinlerce insanın dünyasını değiştirmesine sebep olmasına rağmen grip olduğumuzda aklımıza ölmek ve ölüm gelmezken, korona pozitif dendiğinde hemen ölümü hatırlamak nasıl izah edilir?

Hafızalara yanlış kodlanan hastalıklar bazen insanı ölmeden öldürebiliyor. Ölümü bir yok oluş olarak kabul edenler bu savrulmayı daha şiddetli ve şedid yaşıyor.

Hasılı kelam.

Tedbirde hata yapmadan yaşamalı.

Takdire direnmek yerine razı olmalı.

Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşarken, hemen ölünebileceği akılda olmalı ve hesabın hasbi olduğu zamana hazırlıklı olmalı.

Tüm diğer hastalıklarla mücadele nasıl ediliyorsa bu virüs ile de öyle mücadele etmeli.

En büyük gücün içimizdeki yaşama azmi ve arzusu olduğunu kabul ederek yaşamalı.

En büyük eczanenin hücrelerimizin içinde bulunduğunu görmesek de inanarak önce Allah’a sonra kendine güvenmeli.

İçimizdeki sağlık ordusunun ve savunma gücünün yedi gün 24 saat hizmette olduğunun bilincinde olarak güç ve kuvvetin kendinde bulunduğuna inanmalı.

Doğmanın ölmek için bir sebep olduğunu peşinen kabul ederek ölümün bedenen olduğunu, ruhun ise ölümsüzlüğüne kalben inanmak ve iman etmek gerek.

‘Bana bir şey olmaz’cı yaklaşımlar yerine, tedbiri elden bırakmadan bedenimizin ve hücrelerimizin bizlere bahşedilmiş birer emanet olduğunu ve korumamızın ibadet olduğunu da içselleştirip şeksiz şüphesiz kabul etmek gerekiyor.

Algı pazarında satılan her mala alıcı gözü ile bakmadan akıl süzgecinden geçirdikten sonra değerlendirme yapmak da sağlıklı olmak için bir şart. Yoksa kılavuzu karga olanlardan oluruz ki, bu tür insanların başı, olmayan belalarla bile derde girebilir.

Bugünlük de bu kadar. Kalın sağlıcakla. 

 

Yorumlar

(6)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Ali

4 Ekim 2020 08:38

Doğruya doğru demek yetmez yanlışa da yanlış demediğiniz müddetçe objektif kalamazsınız vaka sayılarının açıklanmamasını geçiştirdiğiniz sürece samimiyetinize inanmamızı da beklemeyin

Ahmet Şahin

27 Eylül 2020 18:43

Ali hocam sansasyonel bir makale kaleme alsanız yüzlerce hatta binlerce olumlu olumsuz yorum olur.Meslenin bam teline dıkunmuşunuz ama kimse kendinde kusur bulmadığından yorum yok.

Hakikat

27 Eylül 2020 10:18

Yazinizda ölûm korkusu olanlara ilac olmuş fakat koronadan değil Allah tan korkmamiz elzemken hala teneke beyinlerin gönullerine ölümu unutturacak mecra arayişlarinda olduklarini goruyoruz ..Bunlar özunde munafik ölümu zerre kadar istemeyen bilinçalti şeytanin uşagi olmuş bu tiplere bu tür bin yazi yazip rahatlatsan da yetmez çünku surekli şeytana uşaklik yaptiklari için şeytan ölüm korkusundan bunlari uyandirmaz dünyalarida zehir ahiretleride zehir olmaya mahkum olacaklardir. .allaha ve rasulunun sunnetlerine hayatlarina tatbik etmedikçe bu ikilemden asla kurtuluşlari olmayacak ve rezil olarak ölecekler korkaklar cennette girermi bilmem ama görunen köy kilavuz istemez. Fitne fucur zina haram, evladlari zina yapan Anne baba zelil olarak ölmeye mahkumdur. Bunlara zerre kadar acinmaz merhamet edilmez duada edilmez. Keyfine göre yaşamanin bedeli cehenndir keyif nefisten gelir. Ağir yazdim ama hakikati yazdim vesselam

Şahika

27 Eylül 2020 09:52

Teşekkürler..! Allah ilminizi ve ömrünüzü artırsın, ayaklarınızı istikametten kaydırmasın...

Zehra

27 Eylül 2020 07:05

Her yönden ibretlik bir yazı kaleme almışınız.Çok doğru ve yerinde tesbitler.Teşekkürler akit teşekkürler kalem sahibine.

Mustafa

27 Eylül 2020 04:03

Muhterem Doktorum yazını gecenin 4 ünde okudum. Çok güzel ifadelerle dolu dolu harika bir yazı kaleme almışsın diline o güzel zihnine sağlık Teşekkürler değerli doktorum

Ali Akben Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle