--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Fıtrat, ilim, tesadüf, bilim

Ali Akben
Ali Akben
9

Değerli dostlar virüsle yatıp virüsle kalktığımız bugünlerde farklı bir pencereden bir makale kaleme almak istedim. 

Milletimizin üzerinden silindir gibi geçirilen dinsizlik cereyanı tüm değerlerimizi alt üst etti. Uzunca bir zaman diliminde dinsizliğin etkileri azalsa da bu tehlike hâlâ geçmiş değil. Malum zihniyetin fosil kalıntılarının tüm çabalarına rağmen millet özüne dönmeye devam ediyor.

Ülkemizde güzel şeyler olmuyor değil. Geçtiğimiz hafta içerisinde uluslararası yaratılış kongresinin dördüncüsü Kütahya Dumlupınar Üniversitesinin ev sahipliğinde yapıldı. Yerli ve yabancı bilim insanları bir kez daha bilim kılıflı Darwinizm dinini ve onun sapık hezeyanlarını yaratılış gerçekliğinin ilmi delilleri ile çürüterek bu rezalete artık bir son verilmesinin zamanının geldiğini tüm açıklığı ve delilleri ile gösterdiler.

Geçen sene Iğdır Üniversitesinin ev sahipliğinde düzenlenen Uluslararası Üçüncü Yaratılış Kongresine bendeniz de bir bildiri ile katılmıştım. Bildirimin kısa özetini geçen sene gazetemizde sizlerle paylaşmıştım. 

“İkinci beyinden sonra bugün de üçüncü gözden bahsedeceğim. Üçüncü göz dediğimiz ve beynimizin orta arkasında bulunan pineal bez ile ilgili yeni bilgilerden birçok insanın haberi dahi yok. Çam kozalağına benzeyen bu bezin boyutu günümüzde küçüle küçüle mercimek tanesine kadar ufalmıştır. Bu kadar küçük olmasına rağmen şimdi anlatacaklarım ile küçük diller yutulabilir. Bu organımızın bu kadar küçük olduğuna bakmayın üç tane hayati önemi olan hormon salgılayarak bütün doku ve organlarımızın sağlıklı çalışmasına vesile oluyor. Bunlar DMT, melatonin ve seratonindir.

Son iki hormonu birçok insan detaylı olmasa da ismen duymuştur.

Melatonin ile uyku sağlığının korunduğunu, seratonin ile de mutluluğunun korunduğunu bilir.

Dimetiltriptin veya kısa adı ile DMT ise henüz bilineni bilinmeyenlerine göre az olmasına rağmen, gizemi yüzünden bilim insanlarının dikkatini çekmeye devam ediyor.

DMT enerji bedenimizin hormonudur. Ruhumuzun molekülü olarak da anılır. Her üç hormonun sağlıklı üretilmesinde ortam ışığının azlığı, uyku sağlığının normal olması ve az yeme, az konuşma ve en önemlisi de florlu diş macunlarının kullanılmasına son verilmesi önemli rol oynuyor.

Doğum ve ölüm sırasında DMT salınımının artmasındaki sır perdesi hâlâ aralanmış değil. Bebeklik döneminde epifiz bezi fasulye büyüklüğünde iken özellikle florlu diş macunu kullanımına ve hatalı yaşam tarzına bağlı olarak bu bez kuruyup adeta kireçlenerek mercimek tanesine kadar küçülmesi günümüz insanının mutluluk ve refah arayışında çaresizliğinin bir sebebi olabilir.

Mutsuz, umutsuz ve hafızası dağılmış konsantre olamayan, odaklanamayan insanların çoğalmasının sebepleri arasında da bu bez tarafından üretilen hormonların dengesinin bozulması yatabilir.

Çare ve çözüm için ilaç endüstrisinin çabaları nafile olmaktan öteye geçememektedir. Endüstriyel ürünler her ne kadar iyi niyetle üretilse de bünyemiz tarafından reddedilmeleri ve birçok olumsuz reaksiyonlara sebep olmaları mümkün. 

Manevi dinamikleri zayıflamış, diğergamlıktan yoksun insanlar içine düştükleri çaresizlik illetinden kurtulmak için ilk yapması gereken şeyin kendisi ile barışması gerekliliğini öneriyorum.

Florlu diş macunlardan uzaklaşarak günlük yürüyüşlerle işe başlamaları, zamanında yatıp, zamanında kalkmaları, yüksek ışıktan kaçarak doğal yaşama meyletmeleri ve Yaratıcılarını hatırlayarak O’nun rızasını kazanmaya çalışmalarını şiddetle tavsiye ediyorum” diyerek makalemi tamamlamıştım.

Son 20 yıl içerisinde ülke olarak bir sürü badireler atlattık. Çok şükür bu günlere geldik. Cumhurbaşkanımız bizzat açıkladı. Eğitim ve öğretimde çok gerilerde kaldık reform şart diyerek pandoranın kutusunu açtı. Gerisini akademisyenler, ilgili kurumlar ve kişiler getirsin artık.

Darwin’in saçmalıkları ile artık genç ve körpe beyinler kirletilmesin. Her şey doğa ve tabiat denen ucube kavramların çıkmaz sokaklarında aranmasın. Fıtrat ve Yaratıcı kavramları literatürümüze ve müfredatlara ivedilikle girdirilerek bu tiyatroya bir son verilsin.

Bilim ve teknoloji, akıl almaz bir hızla yol almasına rağmen bugün herhangi bir canlının tek bir hücresini tamamıyla anlamış değil. Tıbbi gelişmeleri günü gününe takip eden bir hekim olarak endüstrinin tıbba kazandırdıkları kadar kaybettirdiklerini de görüyor ve içimizde hücrelerimizde bulunan eczanelerin ürettiği doğal ilaçların daha sağlıklı şifa sebebi olduğuna bizzat şahit oluyorum.

Makro ve mikro kozmosu Allah yarattı. İnsan aklını denizdeki bir kum tanesi kadar yaratan da Allah. Bu kadar küçük bir akılla haddi aşan işlere fazla müdahalenin er ve geç bedellerini daha fazla ödemeden aklımızı iki el arasına alıp sadece düşünelim.

Şükredelim.

Bugünlük de bu kadar.

Kalın sağlıcakla. 

 

Yorumlar

(9)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Ali rıza

1 Kasım 2020 11:44

Makalenin son paragrafını okursanız , kimin neyi ispata çalıştığını görürsün , tabii anlarsanız, veya anlıyabilirseniz,

Fethi sonay

25 Ekim 2020 23:51

Allah akıl fikir versin.Hem makaleyi okumuyorsun eğer okuduysan anlama özürlüsün .Yada art niyetli trollsün

Ali rıza

25 Ekim 2020 23:28

Bunları neden yazıyor ve tartışıyorsunuz , anlamış değilim , bu kainatı yaratanın , ki biz Allah diyoruz , Rab , Rabbimiz diyoruz , varlığı tartışılırmı? Böyle bir şey olabilirmi? küçücük aklıyla insan bütün bu olayları çözebilirim ? Veya şöyle sorayım Allah’ın varlığından şüphe etmeyen kişi , Allah’ın varlığını neden ispata çalışıyor 

Necati

25 Ekim 2020 19:48

Pandora in kapağının açılması falan,, Allah aşkına 20 yıldır eğitimin içine edildi, bilmiyormusun, duymadın mi, görmedin mi? Yazık be

Faruk Tuna

25 Ekim 2020 19:43

Akit gazetesinin köşe yazarlarının makalelerini okuma şöyle dursun kimin yazdığına bakmadan yorum yapan insanları engellemek gerek.Ali Akben beyin makalesini iki kez okudum seyfi isimli kişi incir çekirdeğinden bahsetmiş.Keşke okusaydın ve her bir satırından ders alarak beynindeki önyargı virüsünü tedavi için kullansaydın ama.....

Seyfi

25 Ekim 2020 15:48

Incir çekirdeğini doldurmayacak makale!

Şahika

25 Ekim 2020 13:30

Teşekkür ediyorum... Allah ilminizi ve ömrünüzü artırsın, sağlık ve huzur hep sizinle birlikte olsun...

Semih

25 Ekim 2020 08:38

Ali bey makalenizi müsadenizle paylaşmak isterim.

Mustafa

25 Ekim 2020 05:40

Dr Ali abi yazınızı sabahın erken saatlerinde zevkle okudum eline diline o güzel zihnine sağlık Teşekkürler değerli doktorum

Ali Akben Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle