• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Akben
Ali Akben
TÜM YAZILARI
25 Ekim 2020

Fıtrat, ilim, tesadüf, bilim

Değerli dostlar virüsle yatıp virüsle kalktığımız bugünlerde farklı bir pencereden bir makale kaleme almak istedim. 

Milletimizin üzerinden silindir gibi geçirilen dinsizlik cereyanı tüm değerlerimizi alt üst etti. Uzunca bir zaman diliminde dinsizliğin etkileri azalsa da bu tehlike hâlâ geçmiş değil. Malum zihniyetin fosil kalıntılarının tüm çabalarına rağmen millet özüne dönmeye devam ediyor.

Ülkemizde güzel şeyler olmuyor değil. Geçtiğimiz hafta içerisinde uluslararası yaratılış kongresinin dördüncüsü Kütahya Dumlupınar Üniversitesinin ev sahipliğinde yapıldı. Yerli ve yabancı bilim insanları bir kez daha bilim kılıflı Darwinizm dinini ve onun sapık hezeyanlarını yaratılış gerçekliğinin ilmi delilleri ile çürüterek bu rezalete artık bir son verilmesinin zamanının geldiğini tüm açıklığı ve delilleri ile gösterdiler.

Geçen sene Iğdır Üniversitesinin ev sahipliğinde düzenlenen Uluslararası Üçüncü Yaratılış Kongresine bendeniz de bir bildiri ile katılmıştım. Bildirimin kısa özetini geçen sene gazetemizde sizlerle paylaşmıştım. 

“İkinci beyinden sonra bugün de üçüncü gözden bahsedeceğim. Üçüncü göz dediğimiz ve beynimizin orta arkasında bulunan pineal bez ile ilgili yeni bilgilerden birçok insanın haberi dahi yok. Çam kozalağına benzeyen bu bezin boyutu günümüzde küçüle küçüle mercimek tanesine kadar ufalmıştır. Bu kadar küçük olmasına rağmen şimdi anlatacaklarım ile küçük diller yutulabilir. Bu organımızın bu kadar küçük olduğuna bakmayın üç tane hayati önemi olan hormon salgılayarak bütün doku ve organlarımızın sağlıklı çalışmasına vesile oluyor. Bunlar DMT, melatonin ve seratonindir.

Son iki hormonu birçok insan detaylı olmasa da ismen duymuştur.

Melatonin ile uyku sağlığının korunduğunu, seratonin ile de mutluluğunun korunduğunu bilir.

Dimetiltriptin veya kısa adı ile DMT ise henüz bilineni bilinmeyenlerine göre az olmasına rağmen, gizemi yüzünden bilim insanlarının dikkatini çekmeye devam ediyor.

DMT enerji bedenimizin hormonudur. Ruhumuzun molekülü olarak da anılır. Her üç hormonun sağlıklı üretilmesinde ortam ışığının azlığı, uyku sağlığının normal olması ve az yeme, az konuşma ve en önemlisi de florlu diş macunlarının kullanılmasına son verilmesi önemli rol oynuyor.

Doğum ve ölüm sırasında DMT salınımının artmasındaki sır perdesi hâlâ aralanmış değil. Bebeklik döneminde epifiz bezi fasulye büyüklüğünde iken özellikle florlu diş macunu kullanımına ve hatalı yaşam tarzına bağlı olarak bu bez kuruyup adeta kireçlenerek mercimek tanesine kadar küçülmesi günümüz insanının mutluluk ve refah arayışında çaresizliğinin bir sebebi olabilir.

Mutsuz, umutsuz ve hafızası dağılmış konsantre olamayan, odaklanamayan insanların çoğalmasının sebepleri arasında da bu bez tarafından üretilen hormonların dengesinin bozulması yatabilir.

Çare ve çözüm için ilaç endüstrisinin çabaları nafile olmaktan öteye geçememektedir. Endüstriyel ürünler her ne kadar iyi niyetle üretilse de bünyemiz tarafından reddedilmeleri ve birçok olumsuz reaksiyonlara sebep olmaları mümkün. 

Manevi dinamikleri zayıflamış, diğergamlıktan yoksun insanlar içine düştükleri çaresizlik illetinden kurtulmak için ilk yapması gereken şeyin kendisi ile barışması gerekliliğini öneriyorum.

Florlu diş macunlardan uzaklaşarak günlük yürüyüşlerle işe başlamaları, zamanında yatıp, zamanında kalkmaları, yüksek ışıktan kaçarak doğal yaşama meyletmeleri ve Yaratıcılarını hatırlayarak O’nun rızasını kazanmaya çalışmalarını şiddetle tavsiye ediyorum” diyerek makalemi tamamlamıştım.

Son 20 yıl içerisinde ülke olarak bir sürü badireler atlattık. Çok şükür bu günlere geldik. Cumhurbaşkanımız bizzat açıkladı. Eğitim ve öğretimde çok gerilerde kaldık reform şart diyerek pandoranın kutusunu açtı. Gerisini akademisyenler, ilgili kurumlar ve kişiler getirsin artık.

Darwin’in saçmalıkları ile artık genç ve körpe beyinler kirletilmesin. Her şey doğa ve tabiat denen ucube kavramların çıkmaz sokaklarında aranmasın. Fıtrat ve Yaratıcı kavramları literatürümüze ve müfredatlara ivedilikle girdirilerek bu tiyatroya bir son verilsin.

Bilim ve teknoloji, akıl almaz bir hızla yol almasına rağmen bugün herhangi bir canlının tek bir hücresini tamamıyla anlamış değil. Tıbbi gelişmeleri günü gününe takip eden bir hekim olarak endüstrinin tıbba kazandırdıkları kadar kaybettirdiklerini de görüyor ve içimizde hücrelerimizde bulunan eczanelerin ürettiği doğal ilaçların daha sağlıklı şifa sebebi olduğuna bizzat şahit oluyorum.

Makro ve mikro kozmosu Allah yarattı. İnsan aklını denizdeki bir kum tanesi kadar yaratan da Allah. Bu kadar küçük bir akılla haddi aşan işlere fazla müdahalenin er ve geç bedellerini daha fazla ödemeden aklımızı iki el arasına alıp sadece düşünelim.

Şükredelim.

Bugünlük de bu kadar.

Kalın sağlıcakla. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Mustafa

Dr Ali abi yazınızı sabahın erken saatlerinde zevkle okudum eline diline o güzel zihnine sağlık Teşekkürler değerli doktorum
  • Yanıtla

Semih

Ali bey makalenizi müsadenizle paylaşmak isterim.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23