• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Akben
Ali Akben
TÜM YAZILARI

Erdoğan’ın yap(a)madıkları

05 Şubat 2023
A


Ali Akben İletişim:

Değeli okurlarım; seçim tarihi belli olduktan sonra siyasi atmosferde yazılanları, çizilenleri ve bel altı vuruşları görünce, insan kalitemizdeki bu erozyonun sebeplerini merak edenlerdenim. 

Kendi gözündeki merteğin kör etmesinden dolayı burnunun dibindekini göremeyenlerle, zihniyeti, cinsi, cibilliyeti bozukların hırgürleri bütünlüğümüzü bozarak kötü niyetlilerin ekmeğine yağ sürdüğünün farkında olmalarına rağmen, ortamı toz duman etmekten zerre kadar imtina etmeyenlerin niyetini yorumlamakta zorlanıyorum.

Gözümüzün içine baka baka söylenen yalanlara tahammülde zorlanan insanımızın tekmesinin tekin olduğunun bilinmesine rağmen bu aymazlıkta inat edenlere bu aziz millet bir kez daha dur der umudu içerisindeyim.

Belediye başkanlığını dahil edersek çeyrek asırda Erdoğan’ın içerde dışarda yaptıklarını görmezden gelmek ve utanmadan sıkılmadan ne yaptı ki ile başlayan; iz’an, insaf ve akıldan yoksun açıklamalar kelli felli zannedilen güruhun ağzından çıkınca, insan kendi aklını yokluyor ve ne yapmadı ki diyerek yapılanları film şeridi gibi hafızasından geçiriyor.

Gerçekten ne yapmadı ki.

Erdoğan yerli ve milli olduğu ve malum zihniyetin kalıbına uymadığı ya da uyamadığı için ne yaptı ki ile sorgulanıyor diye düşünüyorum.

Kendi kalıplarına uyan birisi olsaydı ve bugüne kadar yaptıklarının onda birini, yüzde birini hatta binde birini yapsaydı büyük ihtimalle göklerden bir türlü yere indirmezler yere göğe sığdırmazlardı. 

Ülke ve millet menfaatine yaptığı hizmetleri her ne değerde olursa olsun sıfırla çarpıp çıkan sonucu millete yutturmaya çalışıyorlar.

Zaten adam demişti.

Biz muhalefetiz.

“Erdoğan’ın yaptıkları dünyanın en doğru işi bile olsa biz bunu alkışlamayız. Millet bize bu görevi verdi” diyebilenlere söylenecek başka bir söz kalmıyor.

Muhalefet etmeyi böyle algılayan birisine ben de bir vatandaş olarak diyorum ki, yazıklar olsun. 

Bana göre, Erdoğan’ın yaptığı icraatlar içerisinden en önemlisi Ayasofya’nın paslı zincirlerini kırarak aslına uygun hale getirmesi. 

Yerli yabancı Müslümanların 24 saat camiyi dolup taşırdıklarından da bu anlaşılıyor.

Kanayan bir yara idi.

Tedavi etti.

Yeri ve zamanı geldiğinde diğer yaralarımız da tedavi edilir ümidi içerisindeyim.

Şimdi gelelim, Erdoğan’ın yapmadıklarına veya yapamadıklarına.

Kul hatasız olmaz düsturunu çiğneyenlerden olmadığım için elbette bugüne kadar yaptıklarında hatasız olduğunu da söyleyecek değilim. 

Geçmiş dönemlerden günümüze seçim dönemleri bazı kesimlere seçim rüşveti olarak hakkedilmeyen şeyler verilmiş. 

Tarımda taban fiyatlarla, maliyede muafiyetlerle, cezaevlerinde yatanlara af yollu verilen rüşvetlerle seçim kazanmalar hastalık haline gelmiş ve birçok kesimde bu hastalık bugün bile siyasiler tarafından eradike etmek şöyle dursun yayılması ve yaygınlaşması için çabalar sarf ediliyor.

Muhalefet maalesef yangına körükle giderek rüşvetçilerin iştahını kabartacak tahriklerinden ve tahriplerinden medetler umuyor. Üç beş oy uğruna insanımızın zaaflarını kaşıyor.

Seçim ve sandık her ne şartta ve durumda önümüze gelse bu rüşvet hastalığı bir şekilde nüksederek bazı kesimlerden oy almak gibi yanlış bir durum şimdi de var.

Buna popülist politika deniyor.

Erdoğan, uzun süre bu yanlışa düşmemeye çalıştı direndi ama maalesef son yıllarda bu hastalık toplum ahlakımızı bozacak seviyelere kadar yayıldı.

Bu çok ama çok yanlış bir yol olmasına rağmen bu yolun yolcuları azalmak yerine çoğalıyor veya çoğaltılıyor. 

Değerler eğitiminde sınıfta kaldığımız kesin.

Kanunla kadın da, insan da korunmaz ama bu alanda atılması gereken adımlar bir türlü atılamadı.

Cenneti ayakları altına seren, anne ve babaya itaatin öneminde bahseden, bırakın insanı en küçük canlının bile can emniyetini sağlayan duygular düşünceler insanımızın hafızasına daha bebeklikte kazınmalı ve bu yolda duygularla vicdanlar terbiye edilmeli.

Okullarımız, geçmişteki gibi talim ve terbiye öncelikli müfredatlarla zenginleştirilmeli. 

Din ve ahlak eğitiminde eksiklikler var.

Özgürlüğü, hak ve hürriyeti kendine has gören malum bir kesim var ve hâlâ güçlerinden zerre kadar taviz vermeden vur patlasın çal oynasın dediğim dedik çaldığım düdükçüler var. 

Bunlara hadlerini aştıkları ve özgürlüğün hürriyetin başkalarının haklarını gasp etmek olmadığı öğretilmeli.

Yapacak ve yapılacak daha çok şeyler var. 

Ancak layık olursak.

Çünkü layık olduklarımızla yönetiliriz.

Bu haftalık da bu kadar.

Kalın sağlıcakla. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

ferda Yüncü

Sayın yazar bir camii bile olsa bir insan yapımı binayı bu derece kutsamak putlaştırmaya doğru atılan adımdır. Ayasofya oyununa siz de düşmüşsünüz maalesef. Yahu arkadaş bir kiliseden çevirme camii yi adeta putlaştırdınız. Fatihin mirası tamam da zaten istanbulun her şeyi fatihin mirası. Ayasofyanın yapımı hıristiyan bizanslılarına ait değil mi? Yapılırken mimarı işçileri ustaları belki de cenabetti, abdestsiz oldukları kesin de belki çoğu cenabet gelip çalışıyordu. onlarda gusül yok. Belki sarhoş çalışıyorlardı. Yani hır,stiyandan alınma ve adı hala hıristiyanca olan bu yapı eninde sonunda bir binadır o kadar. ABDESTLİ NAMAZLI KURBAN KESEREK inaçlı ustaların inaçlı insanların elinden çıkma camiiler yanı başındayken bunu putlaştırmak neden? Bunu büyüte büyüte 100 yıldır iyi malzeme yaptılar.

Okur

5186sayılı kanun demek istediniz.Oda kalkacak az kaldı
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23