• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Akben
Ali Akben
TÜM YAZILARI

Devletin dini

25 Haziran 2023
A


Ali Akben İletişim:

Değerli okurlarım, Hz. Ali Efendimiz tarafından söylenen malum söz üzerinden kendilerine göre anlamlar çıkaranlar devamında söylediği, dinin devleti ise özgürlüktür cümlesini bir türlü hatırlamayınca samimi olmadıklarını açık etmiş oluyorlar.

Türkiye yüzyılının çiçeği burnunda yeni hükumetinin kuruluşu üzerinden daha bir ay bile geçmedi. 

Önümüzdeki yüzyılı inşa edecek olan hükumet kadrosu için söylenecek sözleri olmamasına rağmen özellikle ekonomimizin kırılganlığı üzerinden saldırı başlatarak direkt Erdoğan’ı hedef almalarını da manidar buluyorum.

Hatasız kul olmadığı gibi hatasız idareci de olmaz.

Çalışır üretir ve kalkınma için hamleler yaparsan elbette hatalar da yaparsın. 

Yan gelip yatarsan, cek-cak edebiyatı ile halkı kandırırsan ya da kurduğun trol ordusu ile mış edebiyatı ile keriz pazarına mal sürersen yalanın meydana çıkana kadar hata yapılmamış olunabilir.

Özellikle seçim sürecinde popülist politikalar uygulanarak vatandaşa verilen maddi imkanlar, kanaat yoksunu olanları tatmin etmediği gibi devletimizi de özellikle maddi anlamda zora soktu.

Darbeler dönemini sıyrıklarla atlatan devletimiz, pandemiden kaynaklı zararlarını da büyük ölçüde telafi etti. 

Kuzeyimizdeki savaştan ve güneyimizdeki ABD güdümlü teröristlerin verdiği maddi manevi zararlarla mücadelesini ise gece gündüz sürdürüyor.

6 Şubat yıkıcı depremine rağmen devletimizin dimdik ayakta olması ise her türlü takdirin üstünde.

Devlet-millet kaynaşmasının yaşanabilecek en güzel örneklerini de bu sayede yaşayarak gördük.

Yerli işbirlikçiler olmasa aslında önümüz aydınlık.

Alt ve üst yapısını büyük oranda tamamlanmış irili ufaklı birçok sorununu halletmiş devletimiz özellikle milli eğitim, adalet ve diyanet alanında müzminleşen sorunlara karşı kolları hızlı sıvamalı ve bugüne kadar yapamadıklarını yaparak sessiz çoğunluğun beklentilerini yerine getirmeli.

Geçen hafta Milli Eğitim Bakanımızdan beklentilerimi yazmıştım. 

Milli eğitim sistemimiz bir baştan bir başa tepeden tırnağa yenilenerek ABD güdümündeki Fulbrigt proğramının sultası altından kurtarılması gerekiyor.

Geç kalınmış olsa da zararın neresinden dönülürse kârdır mantığı ile hızlı hareket edilmeli. 

Bu hafta Adalet Bakanımızdan beklentilerimi arz edeceğim.

Malumun ilamına gerek olmasa da tekrarda fayda görüyorum.

Mahkemeler, kiracı ev sahibi ve boşanma davaları ile dolup taşmış durumda.

Kanunla kadın korunmadığı gibi, kanunla herhangi bir kişi de korunmamalı. 

Kanunla kişi koruyan dünyada başka bir ülke olduğunu zannetmiyorum. 

6284 yasası çıktığı günden bugüne füze hızı ile artan aile mahkemesi davalarından da anlıyoruz ki, kadınlarımızı korusun diye çıkartılan kanun kadınlarımızın ölüm fermanı olmuş.

Kadın cinayeti istatistiklerine bu gerçekliği görmek için bakılabilir. 

Aynı şekilde kiracı-ev sahibi ile ilgili davalar da mahkeme salonlarına sığmayacak kadar fazlalaşmış.

Kiracıyı korumanın ev sahiplerine haksızlık olarak yansıdığı gerçekliğini yok saymak nereye kadar sürer bilemem ama büyük bir haksızlık olarak yanlışlığı ayan beyan ortada olunca ben yaptım oldu denmemeli.

Enflasyon canavarı ve yaşanan ekonomik sorunlar elbette devletimizin gücü sayesinde etkisiz hale getirilir ama bu canavara karşı kiracı korunurken ev sahibi kurban edilmemeli.

Öyle komik kiralar var ki, mal sahibi senede iki kez ödediği emlak vergisi ve maliyeye ödediği vergiyi karşılamıyor.

Öyle kiracılar var ki, oturduğu sitenin aidatlarını ödeme zorunluluğu olmadığı için yıllarca aidat ödemeden oturmaya devam ediyor ve aidatları mal sahibi öder hükmü nedeni ile mal sahibi ödemek zorunda kalıyor.

Kira artışlarına sınır koyarken hiç olmazsa aidatların ödenmesi hükmünü düzenleyerek elektrik, su, doğalgazda olduğu gibi kiracının ödemesi zorunluğu getirilmeli.

Düşük kira geliri ile geçinmek zorunda olan mal sahipleri için bir düzenleme yapılarak, vergiler ve emlak vergisi ile ilgili muafiyetler düşünülmeli.

Tuzu kurulara elbette bir şey dememeliyiz ama mağdurları da düşünmek gerek.

Yeni mağdurlar türetmemek elbette sosyal devletin bir görevi.

Mesleğinde 42 yılını tamamlamış bir hekim olarak hastanelerimiz içinde birkaç cümle sarf ederek makalemi sonlandırmak istiyorum.

Geçen hafta Başakşehir Çam-Sakura Hastanesine gittim. 

Sûreti ile ilgili sadece mükemmel diyeceğim ama sîretinde sıkıntılar gördüm. 

Meslektaşlarımız maalesef ruhsuz huzursuz ve isteksiz.

Elbette bu duruşta; ideolojik, gerici, çağ dışı, terör sevici tabip odalarının rolü olabilir. 

Ancak devletimiz müşfik elleri ile meslektaşlarımızın sırtını sıvazlamalı, marifet iltifata tabidir düsturu gereği, sağlık müdürlüklerimiz ve yönetici pozisyonda hekimlerimiz, bu alanda canhıraş çalışan meslektaşlarına karşı vazifesini yaparak, küskünlükleri ve kırgınlıkları azaltma gayreti içinde olmalı.

Muayenehaneleri denetlemeye gelen meslektaşlarımız kanun böyle diyor diyerek çağdışı kalmış kurallarla sayıları zaten iyice azalan hekimlerimize karşı daha toleranslı davranmalı.

Vazife ifa edilirken ön yargıdan uzak deontoloji ve etik kurallara azami riayet edilmeli.

Bu haftalık da bu kadar.

Kalın sağlıcakla. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

hülya gedik

hastanelerdeki en büyük sorunumuz tıbbi terminoloji safsatası sonucu Türkçe bilmeyen sağlık personeli! hastalar iletişim kurmak için ders alması gerekiyor. bir de siz yetmiyormuş gibi deontoloji ve etik diyorsunuz. etik hayatımıza girdiğinden beri zaten ahlak saygı yok oldu. umarım ne demek istediğimi anlatabilmişimdir, eski bir sağlık personeli olarak. mesela Almanya'da tıbbi terminoloji yok, herkes hastanın diliyle konuşuyor

Hukuka susamis

Sevgili yazar devletlerin dini adaletir.hukuktur.yani herkese her inanca eşit mesafede olmaktır.benim gibi düşünüp yasamiyursa yük edin demek değildir.yani hazreti Ömer'in adaletidir.ha bu arada Ömer'in adaletini bir hatırlayalım Ömer'i Ömer yapan adaletiydi.yani anlayacağın gibi sevgili yazar devletlerin dini adaletir adaletle hukmetmektir.adletle hukmetmesen ülkeleri oluşturan tüm mekanizmalar felç olur tuplumun beklentilerine cevap veremez.buyle olunca güç kimdeyse o haklıdır.buyle oluncada adalet yerle yeksan olur.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23