• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Akben
Ali Akben
TÜM YAZILARI
02 Ağustos 2020

Ayasofya turnusolü

Ayasofya’nın kapısına vurulan zincir ile lanetli cumhuriyet yılları olarak tanımlayabileceğimiz çok uzun yıllar yaşanılan garabetleri aktarmak bugünkü makalemin konusu değil. 

Zincirlerin kırılması ve asli hüviyetine kavuşması sonucu vakfedenin bedduasının kalkması ile özlenen ve yıllarca sabırla beklediğimiz lânetsiz cumhuriyet günlerinin daha başında yaşanılanlara göz atmak istiyorum.

Çağ kapayıp çağ açan Fatih Sultan Mehmet Han Ayasofya’yı kılıç hakkı olarak camiye çevirip malum vakıfnamesi ile koruma altına almış, amacı dışında kullanımı durumunda bildiğimiz bedduasını kayıt altına alarak kendinden sonra gelenlere emanet etmiş. Cumhuriyetin ilk yıllarında itibaren açık ve net bedduaya rağmen kapatılan cami malum bedduaya muhatap olarak bugünlere gelindi. 

Türkiye cumhuriyeti camiye kilit vurup üzerine hançer gibi sapladığı altı ok darbesi ile düne kadar kör topal geldi. 

Çok şükür geç de olsa şimdi Ayasofya özgür. Yıllarca kapısına vurulan zincirlerin kırılması için dualar edilen bu mâbed bugün özgürlüğünün tadını çıkarması gerekirken yeni bir tartışmanın odağı oldu.

Zulmü 1453 tarihinden başlatan azgın azınlık hop oturup hop kalkıyor. Olmadık polemiklerle milletin ağzının tadını yeniden yine yeni polemiklerle bozmak için var gücü ile çalışıyor.

Gavurların tutum ve davranışlarını anlamak mümkün. Gavurluklarının gereğini yerine getiriyorlar. Yerli gavurlaşmış zihniyetin bir damla suda milleti boğmaya çalışmasını anlamak gerçekten zor.

Vakfiye üzerinden meseleye baktığımızda 86 yıl boyunca lanetlendiğimiz kesin. Zaten yaşanılmış gerçekliklerden bunu anlıyoruz. Yıllardır iki yakamız bir türlü bir araya gelmedi. Millet aşağılandı. İkide bir dipçikle hizaya getirildi. Yurtta ve cihanda susarak paramparça edildi.

Demokrasiye balans ayarları ile hep iki geri bir ileri rap rapların sonucu her alanda muasır medeniyetin gerisinde bırakıldı. Milletin değerleri üzerinden yenmedik herze kalmadı.

Bugün yeni bir milat.

Bundan sonra hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağına ben de inananlardanım.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile birlikte bir bir kırılan zincirlerden belki de en önemlisi Ayasofya’daki zincirdi. Bu paslanmış zinciri kıran iradeden Rabbim razı olsun. 

Sadece bir cami açılmadı. 

Yeni bir çağ da açıldı.

Lânetsiz, bağımsız ve bağlantısız yıllarca hayali ile yaşadığımız yeni cumhuriyetimiz ile daha kat edilecek çok mesafeler var. Milleti ile barışık, ayakları yere basan omurgalı duruşu ile dünya zindelerini şaşkına çevirdiğimiz bugünler sadece başlangıç. 

Daha kırılacak çok zincir var.

Yıllardır zincir üstüne zincirlerle bağlanmış zincirler bir bir kırılınca elbette düşmana korku salacak. Doğrusu içerimizden bu kadar aykırı ses çıkmasını beklemiyordum.

İçerden dışardan çok gürültülü aykırı seslere rağmen çok şükür kervan yürüyor. Tüm dünyayı kasıp kavuran vertikal bela covid-19 bizde ufak tefek sıkıntılarla geçiştiriliyor. Her türlü engellemeye rağmen ekonomimiz de göçmedi.

El ovuşturup bekleyen azgın azınlık ve yerli yabancı işbirlikçileri avuçlarını yalaya dursunlar milletin kahır ekseriyeti her şeyin farkında. Kim dost kim değil bilmesine rağmen vakarı ile sabrederek gelişmeleri takip ediyor.

Ben özellikle gençlerimize seslenmek istiyorum.

Sevgili gençler sizler çok şanslı ve aynı zamanda çok şanssızsınız.

Şansınız zulmü 1453’te başlatan güruhun devri iktidarında yaşamamanız. Bizlerin ve özellikle bizden önceki neslin yaşadığı istibdadı, acıyı, yokluğu, dinsizliği ve her türlü haksızlığı, hukuksuzluğu sizler yaşamadınız.

Bir litre benzinin, bir bidon suyun, bir paket nebati yağın, hatta bir paket çayın değerinin ne olduğunu yokluğunu yaşamadığınız için bilmezsiniz.

Allah demenin suç sayıldığı ve zindanlarda çürütüldüğü, şeriat ayaklanması var diyerek milletin dindarlarının idam edildiği, millete kendi pisliğinin yedirildiği günleri de hatırlamazsınız.

Laiklik dinine iman etmeyenlerin gerici olarak yaftalandığı günler sizin hafızanızda bir anlam ifade etmez. Ancak bizim nesil için bu ve daha binlerce acı zulüm örneği taptaze hafızalarımızda kazılı.

Bugün yaşadığımız özgürlük tam hayalimizdeki gibi elbette değil, ancak geçmişle kıyaslanmayacak kadar çok fazla özgürüz. Bizi bize bıraksınlar artık. Çünkü daha yapacak çok iş var.

Dünya fezaya giderken bizi yaya bırakarak geriye götürmek isteyen irade, bugünlerde yeniden faaliyete geçti. Durumdan vazife çıkarmak için geçmişte çok kullandıkları Atatürk yeniden kullanım alanlarında.

Aman dikkat. Oyun kurucu güruhun oyununa gelmeyelim. Hedef hiçbir değerin ederinin kalmadığı, her şeyin maddeden ibaret sanıldığı bugünün dünyasında zalimlerin korkulu rüyası mazlumların ise umudu olmak.

Bu samimi duygularla rahmet, yakınlaşma anlamına gelen kurban bayramımızın insanlığa huzur ve saadet getirmesini diliyorum.

Bugünlük de bu kadar.

Kalın sağlıcakla.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Can

özgür isek niye bu özgürlük siralamalarinda alt siralara kapandik? Izahi nedir onu da yazin.
  • Yanıtla

Salih

Hocam hayırlı bayramlar.Kalemine kelamına sağlık.Rabbim sizlerden razı olsun.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı