Çizgilerini çıkarları belirliyor
Çizgilerini çıkarları belirliyor
AHMET VAROL
İspanya’nın Sebte ve Melilla’yı işgal altında tutmasından kaynaklanan sorun yeni başlamadı. Normalde Kuzey Afrika tarafında yer alan bu iki şehri İspanya doğrudan sömürgecilik döneminde ele geçirmesinden sonra bir daha çekilmedi. Fas bu iki şehrin kendisine ait olduğunu söylediğinden İspanya’yla yıllardan beri devam eden bir sorun yaşıyor.
Ama son yaşanan olaylara kadar ABD ve Batılı emperyalist güçler bu meselede her zaman İspanya’nın yanında durdu. ABD geçmişte yaptığı açıklamalarda bu iki şehrin İspanya’nın elinden alınmaya kalkışılması durumunda onun yanında yer alacağını açık bir şekilde dile getiriyordu.
Bu iki şehir aynı zamanda, Fas’tan ve Afrika’nın başka ülkelerinden Avrupa’ya kaçak yollarla geçiş yapmak isteyenler tarafından birer kapı olarak kullanılmaktadır.
Akdeniz’in ortasında batma tehlikesi olan ya da kıyıya yanaşması engelleneceği ve geri dönmek zorunda kalacağı kuvvetle muhtemel teknelerle karşı tarafa geçmektense hazır Kuzey Afrika tarafında yer alan bu iki “Avrupa şehri (?!)”ne geçmeyi ve sığınma talebinde bulunmayı tercih ediyorlar.
O yüzden İspanya bu iki şehrin etrafında sıkı tedbirler aldı. Çitler ördü, bariyerler koydu ve gözetim kuleleri oluşturdu. Ama bu iki şehir üzerinde hakkı olmayan egemenliğinden vazgeçmeyi ve Kuzey Afrika topraklarından tamamen elini çekmeyi hiç düşünmedi. Çünkü bu iki şehir aynı zamanda Afrika topraklarında İspanya’nın iki uzak karakolu rolündeydi. Onun böyle iki uzak karakolunun olması diğer Avrupa ülkelerinin ve ABD’nin de işine yarıyordu. O yüzden bu meselede ona hep arka çıktılar.
Sınırı aşma girişimleri bazen kalabalık gruplarla gerçekleştiriliyor. 24 Haziran 2022’de de Melilla şehrinde böyle bir göç teşebbüsü esnasında İspanya polisi sınırı geçmeye çalışanların üzerine dolu gibi mermi yağdırdı ve onlarca kişi korkunç bir şekilde katledildi.
O zaman da İspanya’nın Başbakanı olan Pedro Sanchez önce “ bu cesaretli (!)” tavrından dolayı polise teşekkür etti. Ama gelen tepkiler karşısında, katliamın mafya çetelerinin işi olduğu iddiasında bulundu.
Aslında katliamı gerçekten mafya çeteleri yapmıştı. Ama onlara polis kıyafetleri giydirilmişti. Polis teşkilatı da söz konusu iki şehir üzerinden Avrupa’ya geçiş yapmak isteyenlerin engellenmesinde onlardan yararlanıyordu.
2022’de gerçekleştirilen katliamdan dolayı ABD ve Avrupa ülkeleri İspanya’yı köşeye sıkıştırmaya çalışmadı. Dillerinin ucuyla; “Bu kadar insan öldürülmeseydi daha iyi olurdu!” anlamına gelebilecek birtakım itiraz açıklamaları yaptılarsa da gerçekleştirilen katliamdan dolayı İspanya hükümetine pek yüklenmek istemediler.
Geçtiğimiz günlerde yaşanan olayları ise siyonist işgal rejimi, İspanya’ya; “Bak bana yüzün kara diyorsun ama seninki benden kara!” demek için iyi bir fırsat olarak değerlendirdi. İspanya’nın kirli çamaşırlarından kendisinin Gazze’de sergilediği korkunç vahşetin, katliamın ve soykırımın üstünü örtmek; Batı Yaka’da sürdürdüğü işgale mazeret oluşturmak için yararlandı.
Dün Sebte ve Melilla konusunda İspanya’ya toz dokundurmayan ABD, bugün onu köşeye sıkıştırmak için ve; “Bak İsrail’i işgal ve saldırılar sebebiyle eleştiriyor, aleyhindeki faaliyetlere destek veriyorsun; bizim de seni kıskaca almak için elimizde yeterince malzeme var!” mesajı göndermek amacıyla değerlendirdi.
Dün Sebte ve Melilla’nın İspanya’nın elinde kalmasını savunan Avrupa ülkeleri bugün muhtelif medya araçları ve özellikle de sosyal medya vasıtasıyla; “İspanya bu iki şehri Avrupa’ya düzensiz göçün ve bozgunculuk çıkarmanın iki kapısı olarak kullanıyor. Gelin bu İspanya’yı Schengen’den çıkaralım. Onun verdiği vizeler AB üyesi diğer ülkelerin hiçbirinde geçerli olmasın. Hatta bu kadarla yetinmeyerek onu siyasi açıdan da kıskaca alalım!” tarzında şamatalar çıkarmaya başladılar. Asıl gayeleri ise siyonist işgal rejiminin bileğini güçlendirmekten başka bir şey değildi.
Ama bize düşen her şeyi olduğu gibi görmek ve hiçbirinin kirli çamaşırını temizlemeye, suçlarını örtmeye kalkışmamaktır.