--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bunca varlık var iken gitmez gönül darlığı

Ahmet Tâlib Çelen
Ahmet Tâlib Çelen
0

Kemdürür yoksullukdan nicelerin varlığı

Bunca varlık var iken gitmez gönül darlığı

Batmış dünyâ malına bakmaz ölüm hâline

Ermiş Kârun malına zehî iş düşvarlığı
 

Bu dünyâ kime kaldı kimi berhudâr kıldı

Süleymân’a olmadı onun berhudârlığı
 

Süleymân zembil ördü kendi emeğin yerdi

Anın ile buldular bunlar peygamberliği
 

Gel imdi Miskîn Yûnus nen var yola harc eyle

Gördün elinden gider bu dünyânın varlığı

Yunus Emre


Yunus Emre şiirlerini hep okumalıyız. Hele bugünlerde daha sık okumalı. Yunus Emre bir hazîne. Onda her türlü derde devâ var. 

Yunus Emre okuyan ve onu anlayan, doğru istikâmeti bulur. Bu dünyâda doğru bir hayat yaşar ve bu sâyede âhiret hayâtına da düzgünce hazırlanmış olur. 

Yunus Emre okuyan, Allah’ı bilir, Peygamber’i bilir, hakkı-hukûku bilir, tevâzuyu bilir, kibri ve dünyâ sevgisini terk eder. 

Yunus Emre okuyanlar, bu dünyânın albenisine kanmaz; bu dünyânın, altında bir müddet eyleşeceğimiz bir gölgelik olduğunu bilir ve ona daha fazla bağlanmaz. Dünyâ hırsına kapılmaz. Çünkü bilir ki “Dünyâ sevgisi bütün hatâların başıdır.”


Şimdi şu manzaraya bakıyorum da hem şaşırıyor, hem kahroluyorum. Güyâ inançlı, mütedeyyin insanlar, başörtülü hanımlar… Millet yetmiş-seksen yılın çarpıklık ve sıkıntılarından kurtulayım diye dindar insanlara fırsat vermiş. Dünyâ idâresi kusursuz olmaz; ama her şeye rağmen büyük işler başarılmış ve gelecek için de büyük hayâller kurulmuş. Küllerimizden doğmaya çalışıyor, İslâm ve Türk dünyâsını birleştirmek için adımlar atmaya başlamışsınız. Sıkıntılar var ama çabalar da var. İç-dış düşmanlar bu gidişi durdurmak için şeytanın aklına gelmeyen oyunları devreye sokmuş. Hepsini bir şekilde aşmışsınız. En mühimi millet çabanın farkında ve arkanızda… Ama alttan alta bir hastalık almış yürümüş. Tipine bakarak güvendiğiniz ve vazîfe verdiğiniz adamlar nefslerine ve şeytanlarına aldanmış, bir dünyâ sevgisine ve mal yığma hastalığına tutulmuş, büyük dâvâyı hırslarına perde yapmışlar, milleti dolandırarak para kazanma derdine düşmüşler. Sahnede dâvâcılık oynayarak arkadan iş yürütmüşler. Ne dâvâ, ne lider, ne devlet, ne millet, ne memleket umurlarında… Dünyâ ve mal sevgisinin girdiği kalpten dâvâ sevdâsı çıkar. Nitekim öyle olmuş. 

Türkiye bir lağım patlaması hâdisesi yaşıyor. Lağımı oluşturan da milletin lağımı temizlemesi ve ve temiz tutması için iş başına getirdiği kişiler olunca millet büyük hayâl kırıklığı yaşıyor. Yolsuzluk krizinin büyüklüğü, dindar tabanın öfke krizini de büyütüyor. Bunca çilenin, emeğin, sıkıntının, acının; verilen canların netîcesi bu mu olacaktı? Millet çile çekerken birileri dağlar gibi mal mı yığacaktı? Millet vurgun kadar vurdumduymazlığa da isyân ediyor. Şükür ki ediyor. Bu taban, bendendir diye hırsıza, yolsuza arka çıkmadı. Tam tersine bunlardan çok büyük mahcûbiyet duydu, öfke ile doldu. Bunların kelepçelenmesini ve en ağır şekilde cezâlandırılmasını muhâliflerden bile daha fazla istedi. Çünkü sokağa çıkamayan, dâvâsını savunamaz duruma düşen kendisiydi. Bu pislikler temizlenirse ancak belini doğrultabilirdi. Bu halkın kıymetini iyi bilmeliyiz. Her şeye rağmen bu dindar halk ülke ve millet varlığının sigortasıdır. “Çıkmayan candan ümit kesilmez” derler. Bu temiz ve dindar vatandaşlarımız çıkmayan canımızdır. Buradan bir hayat hamlesi daha başlayabilir. 

Büyük Yunus Emre’miz yukarıdaki şiirde ne diyor?


Nicelerinin zenginliği yoksulluktan bile kötüdür. Bu kadar varlığa, mala-mülke gömülmüş bir insan gönül-iç darlığından kurtulamaz. (Bunlar) dünyâ malına batmış, ölümü hiç hatırlamıyor. Kârun gibi mal biriktirmiş ve zorluğu güzellik hâline getirmiş. (Oysa bir bak) bu dünyâ kime kaldı, kimi mutlu etti? Dünyâ saltanatı Sultan Süleyman’a bile kalmadı. Süleyman zembil örerek kendi emeği ile geçinirdi. Bu sâyede Peygamber oldular. Ey Yunus, şimdi gel, neyin varsa yola (Allah yoluna) harca. Görüyorsun, bu dünyâ varlığı elinden gidiyor, ebedî kalmıyor. 

Şimdi bu dindar görünümlü yüzsüzler Yunus Emre’yi gerçekten sevseler ve anlayarak okusalardı bu zelîl hâllere düşerler miydi? Dünyâ hırsı, nefse kapılmak insanı “esfele sâfilîn”e (aşağıların aşağısına) atar; nitekim attı. 

Değer miydi?

Yunus Emre’m yine demiş:

Sen dünyâya benim derdin

Senden ol kalmış ola mı?

Sen dünyâyı dost sanırdın

Sana yüz vermiş ola mı?

Ve bir dahi demiş:

Bu dünyânın misâli

Benzer murdar gövdeye

İtler murdara düştü

Hak dostu andan kaçtı

***

Ne mutlu kaçabilene!

Ahmet Tâlib Çelen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle