Washington koridorlarında İslam’ın sesi ve lobilerin hüsranı
Amerika Birleşik Devletleri’nde gerçekleştirilen ara seçimlerin ardından, okyanus ötesinden yükselen ses yalnızca yerel bir iktidar değişiminin veya Kongre’deki sandalye matematiklerinin ötesinde anlamlar taşıyor. Bu seçimler, Washington’ın uzun yıllardır varlığını mutlak bir dokunulmazlık zırhıyla koruyan, dış politika ve yerel siyaset denkleminde pusula rolü üstlenen merkezi ezberlerini altüst eden tarihi bir eşiğe sahne oldu. Sandıktan çıkan sonuçlar,yalnızca Amerikan siyasi tarihinin dengelerini değiştirmekle kalmadı; aynı zamanda küresel vicdanın, mazlum coğrafyaların ve hakikat ısrarının en sert duvarları bile nasıl çatlatabileceğini gözler önüne serdi.
Seçim gecesinin en çok konuşulan, ezber bozan ve geleceğe dair en gür umut tohumlarını eken gelişmesi, hiç şüphesiz Müslüman adayların elde ettiği zaferler serisi oldu. Uzunca bir süre ABD siyaset sahnesinde kimliklerini arka plana itmeye zorlanan veya ötekileştirme korkusuyla dış politikanın hassas fay hatlarına temas etmekten çekinen Müslüman figürlerin dönemi artık kapanmıştır.
Bu seçimlerde sandıktan zaferle çıkan adaylar, kampanyalarının merkezine kimliklerini ve en önemlisi Gazze’de yaşanan insanlık dramına karşı tutumlarını koymaktan bir an olsun çekinmediler. New Jersey’de Temsilciler Meclisi’ne seçilen Dr. Adam Hamawy gibi isimler, Gazze’deki hastanelerde gönüllü cerrah olarak bizzat şahit olduğu acıları meydanlara taşıyarak, ABD’nin İsrail’e akıttığı askeri yardımların kesilmesi gerektiğini açıkça savundular.
Ve şüphesiz bu dönüm noktasının en büyük simgesi, Michigan’dan Senato’ya girmeyi başararak ABD tarihinin ilk Müslüman senatörü olan Mısır kökenli Dr. Abdul El-Sayed oldu. Karizmasıyla, özgüveniyle ve en önemlisi inancından taviz vermeyen vakur duruşuyla El-Sayed’in zaferi, Amerika’daki Müslüman topluluklar için siyasi bir gettodan çıkışın, ülkenin ana akım kaderine doğrudan el koyuşun ilanıdır. Kampanya boyunca kendisine yöneltilen çirkin politikalara ve etiketleme çabalarına karşı zaferini «Kampanya boyu ‘İnşallah’ diyordum, artık ‘Elhamdülillah’ diyebiliriz” cümlesiyle taçlandırması, Washington’ın mermer koridorlarında yankılanan en gür, en berrak seslerden biri olarak tarihe geçti. İlhan Omar, Rashida Tlaib ve diğer öncü isimlerin sandıktaki varlıklarını koruması ve bu halkaya yeni isimlerin eklenmesi, Amerikan siyasetinde “Müslüman faktörünün” artık geçici bir aksiyon değil, kalıcı ve dönüştürücü bir aktör olduğunun tescilidir.
Bu tablonun öteki yüzünde ise Washington’da yıllardır siyaseti para, medya ve kapalı kapılar ardındaki anlaşmalarla dizayn eden Siyonist lobilerin ve onların koşulsuz destekçilerinin yaşadığı büyük sarsıntı var.
Tarih boyunca ABD seçimlerinde İsrail’in çıkarlarını ve işgal politikalarını savunmayı bir «kabul edilebilirlik şartı» olarak dayatan bu odaklar, bu seçimlerde sert bir duvara çarptılar. AIPAC başta olmak üzere Siyonist lobilerin tensip edip, tensip bütçeleriyle fonladığı, Gazze’deki soykırıma ses çıkarılmamasına diplomatik ve askeri kalkan olan birçok aday, sandıkta seçmenin gayri resmi ama tarihe geçecek bir tokadını yedi. Milyonlarca dolarlık harcamalara rağmen tercih edilen adayların tek tek kaybetmesi, Washington’ın yerleşik düzenine indirilen en ağır darbelerden biri oldu.
Halkın sokaklardaki vicdan hareketinin sandığa yansıması, Kongre’deki lobicilik faaliyetlerinin sihirli etkisini kırmaya başladı. Seçmen, özellikle genç Amerikan nesli ve vicdan sahibi kitleler, vergilerinin çocuk katillerine mühimmat olarak dönmesinden duyduğu rahatsızlığı sandık başında gösterdi. Lobilerin arkasında durduğu eski tip siyasetçilerin birer birer tasfiye olması ya da koltuklarını kaybetmesi, Washington’daki konfor alanlarının artık sorgulandığının en net kanıtıdır. “Gazze’yi kurtaramadık belki ama Gazze dünyayı kurtarıyor” gerçeği, en somut karşılığını Amerikan Kongresi’nin tescilli lobicilik kalelerinde buldu.
Seçim sonuçlarının ilanıyla birlikte gözler doğal olarak Cumhuriyetçi Parti’nin lideri ve Beyaz Saray’daki koltuğunda oturan Donald Trump’a çevrildi. Ancak Trump’ın sandıktan çıkan bu tarihi iradeye tepkisi, alışılageldik öfkesinin, inkar mekanizmalarının ve yenilgiyi kabul etmeme çabasının harmanından ibaretti.
Seçim kampanyası boyunca meydanlarda, “Sanki pusulada ben varmışım gibi oy verin” diyerek seçmenini mobilize etmeye çalışan Trump, sandıklar açılıp ağır mağlubiyet kesinleştiğinde tam bir çark hareketiyle, “Ben oy pusulasında yoktum! Eğer olsaydım ezici bir zaferle (landslide) kazanırdık” açıklamasıyla faturayı kendi üzerinden atmaya çalıştı.
Özellikle Michigan’da tarihi bir zafer kazanan Abdul El-Sayed gibi Müslüman adayları seçim sürecinde hedef gösteren; miting kürsülerinden “cihatçı”, “aşırılıkçı” gibi nefret diliyle beslenen çirkin ithamlarda bulunan Trump, sandıktan çıkan cevabın ardından derin bir sessizlik ve ardından gelen bir mazeret arayışına sığındı. Gazze ve bölge politikalarındaki gözü kapalı Siyonist yöneliminin, tırmandırdığı gerilimlerin ve Ortadoğu’daki savaş bütçelerinin Amerikan halkında oluşturduğu rahatsızlığı kabullenmek yerine; Kongre’yi yönetilemez kılmakla ve Demokratların geçireceği her yasayı “Veto Başkanı” (Mr. Veto) olarak engelleyeceğini tehdit etmekle yetindi. Ancak bu öfkeli savunma refleksi dahi, Trump ve temsil ettiği anlayışın sandıkta uğradığı meşruiyet kaybını gizlemeye yetmiyor.
ABD’deki bu seçim sonuçları, sadece yerel bir iktidar dengesi orantısızlığı değildir. Bu sonuçlar; adaletin, hakikatin ve insan onurunun, en güçlü finansal ve lobisel imparatorluklardan bile daha kalıcı olduğunu gösteren tarihi bir uyarı zili ve dip dalgasıdır.
Müslüman adayların meclis küratörlüklerine ve senato koltuklarına adlarını yazdırması, Siyonist lobilerin ve onların söylemlerine sarılan Trump gibi liderlerin tüm çabalarına rağmen destekledikleri adayların birer birer silinip gitmesi, küresel adalet arayışında yeni bir dönemin kapılarını aralamaktadır. Amerika’nın iç siyasetinde artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak; çünkü Washington’ın zalimlere konfor sunan sessizlik duvarı, içeriden yükselen, “Elhamdülillah” sesleriyle çatlamıştır.







