--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Türkiye’de Manevi Buhran Din ve Laiklik

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
0

Bu hafta gündeme aldığımız eser, Ötüken Neşriyata ait. Merhum Prof. Dr. Osman Turan’ın makalelerinden oluşan, “Türkiye’de Manevi Buhran Din ve Laiklik” ismini taşıyor.

Önce kitap hakkında bilgi aktaralım:

Prof. Dr. Osman Turan’ın sağlığında yayınladığı, “Türkiye’de Manevi Buhran-Din ve Laiklik” (1964) ile Ergun Göze’nin, hocanın makalelerinden derlediği; “Tarihî Akışı İçinde Din ve Medeniyet” (1980) kitapları yeniden gözden geçirilerek hazırlanmış.

Eser; Türkiye’de ilmi bir hazırlığa dayanmayan, gittikçe istikamet ve gayesini kaybeden birtakım içtimai, kültürel ve ideolojik teşebbüslerin, mukadder olarak nasıl bir buhran doğurduğunu gösteren meseleleri anlatmakta ve çözüm yollarını göstermektedir.

Türk kültür ve mefkûresini kısırlaştıran, manevi kıymetlerimizi sarsan ve hususiyle yeni nesillerin ruh ve muhakemelerini bozarak, milli şuurdan yoksun bir takım hadiselerin doğurduğu neticeler karşısında duyulan endişe ve üzüntülere tercüman olmak ve hataları belirtmek maksadıyla, eğitimde ve ailede ciddi eksiklikler olduğu malumdur.


Eserin bir başka can alıcı ve uyarıcı özelliği var ki o da şudur: Türkiye’nin medeniyet davasında en mühim meselelerin ilim ve kültür sahasında bulunduğu, memleketimizin insan gücü ve uzun vadeli kaderi üzerinde üniversite ve maarif müesseseleri başlıca rol sahibi olmalarına rağmen, vazifelerini yapamamaları münasebetiyle buhranlar karşısında çaresiz kalınmaktadır.

……………..

Sözü hocaya bırakalım:

“İnsanoğlu en iptidai cemiyetlerden en yükseğine kadar, akıl ve muhakemesi ile vicdan ve duygularının yüceliği ile başka yaratıklardan mümtaz bir varlıktır. Bununla beraber hayat ve kâinat muammaları karşısında kendi aczini kavramış ve yalnızlığı hissetmiştir.

Bu idrak onu Kaadir-i Mutlak bir Allah’ın mevcudiyetini kabule ve ona sığınmaya sevk etmiş; ferdî ve içtimaî saadeti de bu inançta bulmuştur.


Bu dünyada Allah’ın varlığına duyulan bu ihtiyaç ile ruhun bekası veya yok olmamak arzusu, dinin beşeriyetle birlikte mevcut olmasının tabiî ve psikolojik sebebidir.

Bununla beraber insanın bu şuur ve sezişi de insanlığı mümtaz kılan ilahi bir sır olduğundan, Allah’ın varlığı fikrini yalnız bu sebep veya ihtiyaçlara bağlamak mümkün değildir.

Zira bu takdirde, ilmin tekâmülü ile Allah fikrinin zayıflaması icap ederdi. Hâlbuki bu şuur âleminde müstakil olarak Allah vardır.

Gerçekten devri buhranlara ve materyalist gelişmelere rağmen, Allah fikri ve din ihtiyacı, beşeriyetin tekâmülü ile birlikte yükselmiştir.

İlim ve din arasında tedahüller (iç içe geçme) ve çatışmalar devam etmiş; bugün ise ikisinin hudutları ayrılmıştır.

Lâkin medeniyet ile din arasında daimi bağlar mevcut bulunmuş; insanlığın saadeti madde-ruh muvazenesi sayesinde mümkün olmuş; dinsiz bir cemiyet ve medeniyete ne rastlanmış ne de tasavvur edilebilmiştir”. Gerisi kitapta.

Eser hakkında: Ötüken Neşriyat; 0216 546 03 50 www.otuken.com.tr

 

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle