• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Tâlib Çelen
Ahmet Tâlib Çelen
TÜM YAZILARI

ALAY ACITIR!

03 Ağustos 2026
A


Ahmet Tâlib Çelen İletişim:

ALAY ACITIR!

AHMET TALİB ÇELEN 

Alay mevzûu olmanın acısını bilmeyen yoktur. Hepimiz çocukluğumuzda ve hâlen zaman zaman alaycı söz, işâret ve hareketlerle karşılaşmışızdır, karşılaşmaktayız/dır. 

Alay etmenin ne kadar yaralayıcı olduğunu içimizin derinliklerinde yaşadığımız tecrübe ile biliriz. Bunun dil ile, kelimelerle anlatılması pek mümkün değildir; ancak bir yere kadardır. Bu acıyı içinde duyup hâlâ başkalarıyla alay edebilenlere şaşırmamak elde değil. O nasıl bir acıdır. Alay, içinden muhteşem bir insan çıkabilecek bir beden ve rûhu utanç ve ümitsizlik batağında boğabilir. Cemiyet içinde alay ve dalga geçme yüzünden insanlara küsmüş ve kabuğuna çekilerek hayattan kopmuş niceleri vardır. Bu açıdan bakılınca alay, mânevî bir kâtilliktir. Hem de bedene kast eden kâtillikten daha fenâ bir kâtillik. Bedenen katledilen bir defa ölür, mânen katledilen belki yüz, belki bin defa ölür. 

Çocukluğumda ve ilk gençlik çağlarımda benim de çevremdeki insanlarla alay ettiğim olmuştur muhtemelen. Bunu cehâletimden, belki benimle alay edilmesinin intikâmı olarak belki de mücerret zevk aldığım için yapmışımdır. Ama alay edilmenin acısını defâlarca tecrübe edip yaş da kemâlini bulunca bunun nasıl bir cinâyet olduğunu akletmeye başlıyoruz. Ve ettiğimiz alayların hepsine pişman olarak bir daha alay etmemeye kalbimizin derinliklerinde söz veriyoruz. 

Öğretmenliğimin ilk yıllarından başlayarak hemen hemen her sınıfta bir punduna getirerek şu nasîhati yapmaya gayret ettim:


Çocuklar, bana deseniz ki, “Hocam, bu yaşınıza gelmişsiniz ve mutlakâ bir hayat tecrübesi edinmişsinizdir. Bize öyle bir nasîhat edin ki, kısa olsun, kolay anlaşılsın, akılda kalsın ve hayat boyu işimize yarasın.” Size şunu söylerim: Kimseyle alay etmeyin!


Hepinizle zaman zaman alay edilmiştir. Dolayısıyla alay edilmenin acısını bilmeyeniniz yoktur. Şunu biliniz ki, sizin alay ettiğiniz kişi de aynı acıyı duyacaktır. O acı, ya onu hayâta küstürüp yok edecek ya da sizden intikam almaya yöneltecektir. Buna hakkımız yok. Her alay eden, alay ettiği kişiye kendisiyle alay etme hakkı tanımış demektir. Çünkü siz alay edince o da mutlakâ buna karşılık vermek isteyecektir. “Ben alay edeyim ama o benimle alay etmesin” diyemezsiniz. Bir de -bilhassa- insanların kendi suçları olmayan, Allah vergisi eksiklikleriyle alay etmeyin. Kör, topal, zayıf, şişman, zekâsı az, çirkin, kekeme… ve benzer kusurlarla alay etmeyiniz. Bunların acısı daha fazla ve derindir. Çünkü bu kusurların telâfîsi mümkün değildir ve kişilerin kendi yaptıkları bir kabahat da değildir bunlar. “Kınadığınız şey başınıza gelmeden ölmezsiniz” diye bir söz var. Korkunç! Peygamber Efendimizin çok ürpertici bir îkâzı vardır:  “Kim Müslüman kardeşini işlediği bir suçtan dolayı ayıplarsa, kendisi de o suçu işlemeden ölmez.” “Kardeşinin başına gelen bir şeye sevinip gülme. Sonra Allah ona merhamet edip seni (o şeyle) imtihan eder.” Eğer bir arkadaşınızın böyle bir kusuru ile alay ettiyseniz hemen ondan özür dileyin ve helâlleşin. 


Bu nasîhati ne zaman hangi sınıfta yaptıysam çok etkili olduğunu gördüm. Hemen özür dileyip helâlleşenler olmuştur. Elbette bunlar çocuk, yine zaman zaman hatâ yapmaları normaldir. Ama bu nasîhatin birçoklarında iz bıraktığına ve günün birinde daha ciddî olarak alaycılıktan vazgeçmelerine vesîle olacağına inanıyorum. 

Sâdece alay mevzûunda uyandırılacak bir şuûrun huzurlu bir toplum için çok mühim olduğunu düşünüyorum. 

Fernando Pessoa da güzel söylemiş: “Kimseyle alay etme, aslâ kimseyi küçük düşürme, kalbinin en ücrâ köşesinde bile yapma bunu. İnsan yaşamı alaya alınmayacak kadar hüzünlü ve ciddîdir.” Alayla kibir birbirinin ayrılmazıdır. Alay eden kişi kibirli bir kişidir. Dalga geçtiği kusurdan âzâde ve temiz olduğunu iddia etmektedir. Oysa belki alay ettiği kişi kendisinden daha hayırlı birisidir. 


Son olarak bir âyet meâli:


“Ey îmân edenler! Bir topluluk diğer bir topluluğu alaya almasın; olur ki, alay edilenler kendilerinden daha hayırlı bulunurlar. Kadınlar da kadınları alaya almasınlar; belki onlar kendilerinden daha hayırlıdırlar. Hem birbirinizi ayıplamayın ve kötü lâkablarla atışmayın. Îmandan sonra fâsıklıkla adlanmak ne kötü isimdir! Kim de tövbe etmezse, iste onlar zâlimlerin ta kendileridir.” (Hucurât, 11)

Üniversitedeki bir hocamızın bir sözüyle bitireyim:

Alaya herkes güler; konusu kendisi oluncaya kadar. 

NOT:Müslümanlarla dalga geçen kâfir ve münafıklarla mücâdele bâbında yapılacak hicviyeyi bundan ayırıyoruz elbette.

 


Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23