CHP iç çekişmesi-hesaplaşması, İsrail katliamlarını gölgelemesin!..
CHP iç çekişmesi-hesaplaşması, İsrail katliamlarını gölgelemesin!..
Ahmet Gülümseyen
Hayatın hızla akıp gittiği sürede, zamanın içinde dikkat kesilip, dünün devamı niteliğinde, gündemde yer alıp, unutulmaması gereken gelişmeler-olaylar yaşanıyor.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) içerisinde ‘Kemal Kılıçdaroğlu’ ve ‘Özgür Özel’ çekişmesi aynı gün ve saate denk gelmesi, birbirlerine karşı yaptığı suçlamalar-meydan okumaları, konuşmalarda kullanılan ‘Hırsızlık-Rüşvet-Pavyon-Fetö’ gibi kelimelerle, CHP içerisinde ki gerçekleri-yaşananları ortaya koyarken, asla ve asla gündemin diğer önemli konuları, Siyonist İsrail’in Filistin’de devam ettiği vahşet, içinde yer aldığımız sürecin önemli maddesini görmemezlikten gelinmemeli.
Kurban Bayramının üçüncü günü, düşüncelerimizi yazıya döktüğümüz dakikalarda, Anadolu Ajansında (aa) yer alan haber başlıkları bile, insanlıktan nasiplenmemiş Amerika-İsrail işbirlikçilerinin orta doğu, İslam beldelerinde nasıl kan ve gözyaşına sebebiyet verdiği, gerçekleri şeytan aklıyla nasıl çarpıtma yoluna gittiklerini görmekteyiz…
‘BAYRAM NAMAZI YIKILAN CAMİLERİN ENKAZINDA VE
ÇADIR KAMPLARDA KILINDI’
Anadolu Ajansına yansıyan yukarıdaki haber başlığı ‘On binlerce Müslüman da İsrail polisinin kısıtlamalarına rağmen, Mescid-i Aksa’da bayram namazı kıldı.
Ateşkesin yürürlüğe girdiği 10 Ekim 2025’ten bu yana İsrail’in saldırılarında 922 kişinin öldürüldüğü, 2 bin 786 kişinin yaralandığı, enkaz altında ise 781 kişinin cansız bedenine ulaşıldığı ifade edildi.
İsrail’in Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda toplam can kaybının 72 bin 819’a, yaralı sayısının ise 172 bin 894’e yükseldiği bildirildi…’ şeklinde devam ediyor.
İsrailli teröristler her fırsatta ağır silahlarla saldırıp, ölüm ve yaralanmalara neden olmuyor; gözü dönmüş caniler insanlık dışı muamelede de bulunuyorlar.
Gasp ettikleri Filistin topraklarında dini mekânlara baskın düzenledikleri, yüzyıllarca buralarda yaşayan masum ve savunmasız insanların topraklarını gasp-işgal etmekle kalmayıp, bulunduğu yerler-topraklarından çıkmaya zorlandığı haberlerini okuyoruz…
LÜBNANDA DA ÖLÜM VE İŞGAL DEVAM EDİYOR
İsrail katil sürülerinin gasp-işgal-ölüm saçması Filistin’le sınırlı değil. Siyonistler, Lübnan’da da kan akıtmaya, toprak işgaline devam ediyor. 2 Mart 2026 tarihinden bu yana ateşkese rağmen düzenlenen saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 3 bin 355’e yükseldiği açıklandı.
Tüm dünyanın gözü önünde gerçekleşen, insanlık sessizliğini bozmayınca da katil sürülerinin sözcüleri kendilerinde cesaret buluyor. İsrailli teröristlerin başında yer alan kişi Binyamin Netanyahu, İsrail askerlerinin Lübnan’daki Litani Nehri’nin kuzeyine hava ve saldırılarıyla işgalin genişlettiğini belirterek, Gazze Şeridi’nde işgal ettikleri alanların yüzde 70’e çıkarılması gerektiğini rahatlıkla söyleyebiliyor…
İSRAİL SOYKIRIMIN SUÇ ORTAĞI OLAN MEDYA
Bu yazdıklarımızın ne manaya geldiğini yine Anadolu Ajansı’nda yer alan ‘Kavramlar, İsrail lehine çarpıtıldı’ başlıklı haberde yer alan ve ‘İsrail’in Filistin’deki ‘işgal’ ve ‘soykırım’ yerine ‘operasyon’, ‘savunma’ ve ‘terör mücadelesi’ gibi İsrail’i aklayan ifadelerle aktarıldı.”şeklinde devam etmesi, sergilenen tarafgirlik-çarpıtma algısını tüm çıplaklığıyla gözler öne seriyor.
Bu durum ise ‘küresel ana akım medya’ tarafından, siyonist anlayışın İslam topraklarında yaşattığı vahşetin nasıl çarpıtıldığı ve kamuoyunu yanılttığını gözler önüne sermekle kalmayıp, İsrail’in sürekli ‘tehdit altında’ olan, ‘kendini savunan’ ve ‘terörle mücadele eden’ bir kurban olarak sunarak, mağdur gibi yansıtan bir anlatı inşa ediliyor.
Bu da, Filistin’deki işgal gerçeğinin kavramlar üzerinden nasıl ‘aklanmaya’ çalıştırdığının yansıması oluyor. Bununla da bitmiyor. ‘Küresel ana akım medya’, İsrail’in savaş suçlarını çoğu zaman görünmez kılarak meşrulaştırırken, işgale ve etkin temizlik politikalarına karşı çıkan Filistinlileri ‘terörist’, ‘şiddet yanlısı’ ve ‘tehdit’ anlatılarıyla ‘insandışı’laştırıldığını, görmekteyiz.
SİYONİST LOBİ SPORDA DA MEVCUT
Filistin ve diğer İslam beldelerinde yaptığı saldırı-işgal-katliam-işkenceleri ‘küresel ana akım medya’ olarak adlandırılan haber kaynaklarını kullanarak, mağduriyet rolüne soyunan İsrail’in, sporda da benzer lobisinin mevcut, varlığını devam ettiğini görüyoruz.
Her defasında da bu satırlarda dikkat çekmeye çalışıyoruz. İsrail’i, temsil edilen hiçbir spor kulübü veya sporcunun bırakın müsabakalardan men edilmesini, terör örgütünün ismini taşıyan takımlar kendi belirlediği ülkelerde oynama ayrıcalığına-imkânına sahip oldu.
Bunda en büyük rol-pay sahibi, ‘sporun çatı kuruluşları’ olarak adlandırılan-isimlendirilen IOC, UEFA, FIFA, FIBA kurumlar oldu. Filistin’e yönelik soykırım-katliama bizzat katılan isimler (öldüren-katledenler insanlıktan yoksun oldukları için, bunlar için sporcu ifadesini kullanmıyoruz), yapılan haberlerle kamuoyu tarafından bilinen ‘figüran-piyonlar’, sanki hiçbir suç karışmamış gibi, hiçbir yasakla karşılaşmadan uluslararası spor müsabakalarında yarışarak, İsrail’i temsil ettiler.
Bu da bize, katil sürülerinin hiçbir engelleme, yasak ve yaptırımdan yoksun olarak, elini kolunu sallayarak dünyanın her köşesinde varlıklarını sürdürmekte, katıldıkları spor organizasyonlarında-yarışmalarında İsrail’i temsil ettiğini gösteriyor.
Oysaki aynı durumda olan ve Rusya-Ukrayna savaşında, sporun çatısı konumundaki ‘spor kuruluşları’ tarafından yasak getirilen Rus sporcuları akla getiriyor. Ki orada iki ülkenin karşılıklı bir savaşı var. Orta doğu, İslam beldelerinde ise İsrail’in Filistin’le birlikte İran ve Lübnan gibi Müslüman ülkelere yaşattığı bir katliam-soykırım söz konusu.
Tüm bu haber ve gelişmelerden anlıyoruz ki, İsrail’in Filistin’de yaşattıklarının durması ve benzer durumun bir daha yaşanmaması, zalimin zulmü karşısında, mazlumun yaşadığı mağduriyeti her ortam-yazı-söylem-platformda gündeme getirmek ve gerekli önlemlerin alınması, insani ve vicdanı bir sorumluluktur. Rabbim bizi o şuura eriştirsin. İslam’ın emrettiği şekilde, inandığı gibi yaşamayı nasip etsin, inşallah. Âmin.