• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Abdullah Yıldız
Abdullah Yıldız
TÜM YAZILARI

“Öncelikler Fıkhı”ndan “Dengeler Fıkhı”na

27 Temmuz 2021


Abdullah Yıldız İletişim: [email protected]

İki haftadır Yusuf el-Karadavî’nin Öncelikler Fıkhı” kitabından yaptığımız paylaşımlar şu noktaya geldi: ‘Öncelikler kıstasını belirlemedeki bozulma sonucu ümmetimiz, büyük şeyleri küçültmeye, küçükleri büyültmeye, önemsizi önemli görmeye, önemliyi basite almaya, ilkin yapılması gerekeni sona, sonda yapılması gerekeni başa almaya, farzları ihmal edip nafilelere düşkünlük göstermeye, küçük günahlardan korunma konusunda dikkatli olurken büyük günahları önemsememeye başladı… Bütün bunlar ümmeti öncelikler fıkhına şiddetle ihtiyaç duyar hale getirdi… Konu doğru anlaşılırsa ümmetin aklı ve kalbi tatmin olacak, basireti aydınlanacak ve böylece iradesi işlerin en hayırlısına yönelecektir.’ 

Üstada göre Öncelikler Fıkhı’nın Dengeler Fıkhı (Fıkhu’l-muvâzenât) ile yakın irtibatı vardır: “Dengeler Fıkhı”nın dayandığı en önemli unsurlar: 1-maslahatlar, menfaatler veya meşru nimetler arasında denge kurmak; 2-mefsedetler, zararlı şeyler, yasak olan şerli şeyler arasında denge kurmak; 3-çatışma halinde maslahatlar, mefsedetler veya meşru nimetler ve şerli şeyler arasında denge kurmaktır.

1-Maslahatlar, usûl-i fıkıh alimlerince zarûriyyât, hâciyyât ve tahsîniyyât şeklinde üç temel aşamadır: 

Zarûrî maslahatlar; kendileri olmadan yaşama imkânı bulunmayan şeylerdir. 

Hâcî maslahatlar; kendileri olmadan da yaşanabilen ancak zorluk ve meşakkat çekilen hususlardır.

Tahsînî maslahatlar ise hayatı güzelleştiren ve süsleyen şeylerdir. Örfte buna kemâliyyât adı verilir. 

Dengeler fıkhı ve buna bağlı olarak Öncelikler fıkhı, zarûriyyâtı hâciyyâta ve elbetteki tahsîniyyâta; hâciyyâtı da tahsîniyyâta ve mükemmilâta takdim etmemizi gerektir. 

Âlimlerimize göre zarûriyyât beş tanedir: Din, can, nesil, akıl ve mal. Bazıları bunlara ırzı da eklerler. Din, zarûrî maslahatların ilki ve en önemlisidir; diğerlerinin tamamından önce gelir. Can da diğerlerinden önceliklidir. Maslahatlar arasında bir denge sıralaması yapıldığında şöyle denilir: Kesin olan maslahat zan ve şüpheye dayalı olanın, büyük olan küçük olanın, toplumunki ferdin, çok olan azın, devamlı olan arızî, geçici ve bitecek olanın, esas ve öz olan şekil ve ayrıntı kabilinden olanın, ileride gelecek güçlü maslahat halihazırdaki zayıf maslahatın önüne alınır. Resûlüllah (s.a) Hudeybiye barışında, öz, esas ve geleceğe yönelik maslahatları bazı şeklî ve itibarî maslahatlara tercih etti; ilk bakışta Müslümanların zararına olduğu hissini veren bazı şartları kabul etti: “Muhammed’ur-resûlüllah” imzası yerine “Muhammed b. Abdullah” ile yetindi. Böylece İslam davetini yaymak ve dünya liderlerine ulaştırmak için zaman kazandı…

2-Mefsedet ve zararlı şeyler de farklılık arz eder. Buna göre, zarûrî bir maslahatı işlevsiz bırakan bir mefsedet, hâcîyi işlevsiz bırakanla, hâcîyi işlevsiz bırakan da tahsînîyi işlevsiz bırakanla aynı değildir. Kezâ mala zarar veren mefsedet cana zarar verenle, bu ikisine zarar veren de din ve inanca zarar verenle aynı değildir. Mefsedetler hacim, sonuç ve tehlike bakımından da farklıdır. Buradan hareketle İslam hukukçuları, bunların en önemli hükümlerini tespit eden bazı kurallar oluşturdular: “Zarar ve mukâbele bi’z-zarar yoktur”, “İmkân nisbetinde zarar giderilir”, “Zarar kendi gibi ya da kendisinden büyük bir zararla giderilmez”, “İki zararın en hafifi ve iki şerrin en ehveni işlenir”, “Daha büyük zararı defetmek için daha küçük olana katlanılır”, “Genel zararı defetmek için özel zarara katlanılır”

3-Bir işte maslahat ve mefsedet veya zarar ve menfaat birlikte bulunursa bunlar arasında karşılaştırma yapıp gâlip ve çoğunluk olana itibar etmek gerekir. Çünkü bir şeyin çoğunluğu o şeyin tamamının hükmünü alır. Bir şeyde bulunan mefsedet, menfaat ya da maslahattan fazla veya gâlip olunca, mefsedeti gâlip olduğundan, taşıdığı az menfaat dikkate alınmadan o şeyin yasaklanması gerekir. “Sana şarap ve kumar hakkında sorarlar. De ki: (Onların ikisinde de hem büyük kötülük hem de insanlar için bazı yararlar vardır ancak yol açtıkları kötülük sağladıkları yarardan daha büyüktür.)” (Bakara, 2/219)

Bir şeydeki menfaat daha büyük ve galip olunca, taşıdığı az mefsedet hesaba katılmayıp o şey câiz ve meşru sayılır. Konuyla ilgili bazı kurallar: “Mefsedeti bertaraf etmek maslahatı elde etmeden önce gelir”, “Büyük maslahat yüzünden küçük mefsedet bağışlanır”, “Devamlı maslahat sebebiyle sonradan ve geçici mefsedet bağışlanır”, “Şüpheli olan mefsedet dolayısıyla kesin olan bir maslahat terk edilmez” (s.53-55). 

Dengeler fıkhı pratik hayatta özellikle de siyaset-i şer’iyye konusunda büyük önemi haizdir. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

haydar önal

Ku ran ikta (oku,öğret,anlat) ku ranı ogrenmeyip ,okuyup,anlamazsan, ku ran yerine zamanını bu garip kelime ve cümlelerle dolu kitabı anlamaya çalışırsanız kendinize yazık etmiş olursun. Yüce Allah Ku ran da Ayetinde Yiyin, için ,size verdiğim nimetlerden yararlanın bana şükür edin.Ben sizi bana ibadet edin diye yarattim. Bu sırada ilk önce kim geliyor kendin geliyor,kendin olmazsa ne din olur,ne yemek içmek,ne şükür,ne de ibadet.
  • Yanıtla

vaayy be

ALLAH(CC) razı olsun hocam..Çok güzel ayrıntılar...
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23