• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Abdullah Yıldız
Abdullah Yıldız
TÜM YAZILARI

Namazı ikâme etmek

28 Temmuz 2026
A


Abdullah Yıldız İletişim: [email protected]

Namazı ikâme etmek
ABDULLAH YILDIZ

Müfessir Elmalılı, Bakara suresinin 3. ayetini şöyle tefsir eder: ‘Cenab-ı Allah, muttakileri açıklamada “onlar ğaybe inanırlar” ile dinin iman kısmını özetledikten sonra amel kısmını özetleyerek: “Ve namazı kılarlar.” buyuruyor. Yani belli olan namazı dosdoğru kılar ve devam ettirirler. Kur’ân’da namaz hakkında “yusallûne” veya “sallû” fiillerinden çok “yuqîmûne’s-salâte; eqîmu’s-salâte…” buyurulması dikkat çekicidir. Elbette, “namazı ikame ederler” demekte, “namazı kılarlar” demekten fazla bir anlam vardır ki bu, “doğru dürüst” yani “namazın şartlarına uymak, Allah’a boyun eğmek ve tevazu göstermek suretiyle güzelce” kılmak ve hatta kıldırmak manalarını ifade eder. Bunun için namazda ta‘dil-i erkan vacip olup, özellikle namaz için iyiliği emredip kötülükten sakındırmak, namazın gereklerini tamamlamak için gayret sarfetmek de dinen lüzumlu görülmüştür. Ana-babanın çocuklarına namaz terbiyesi, din kardeşlerin birbirlerine tavsiye ve hatırlatması, amirlerin engelleri ortadan kaldırıp imkanları tamamlama suretiyle beğendirmesi ve teşvik etmesi, Cuma ve cemaatle namaz kılmaya dikkat ve devam etmesi de lüzumludur.


İkâme: (“kıyam” veya “kıvam”dan) lügatte kaldırıp dikmek, düzeltip doğrultmak, kıymetlendirmek ve devam ettirmek veya dikkat ederek yapmak anlamlarına geldiğinden, namazla ilgisinde bu manaların birinden veya ortak noktalarından belîğ bir istiare yapılmış ve bunun için bir kelimelik “yusallûne” yerine, iki kelimelik “yuqîmûne’-salâte” seçilmiştir. İlk önce ‘dikmek’ veya ‘doğrultmak’ manalarını düşünelim: Bu bize Namaz dinin direğidir hadisini hatırlatır; hadiste din, yüksek bir binaya benzetiliyor ve namaz o binanın direği gösteriliyor ki, iman da o binanın temelidir… Bu ayette de namaz cemaat ile kaldırılabilecek büyük bir direğe benzetiliyor ve onun güzelce dikilmesi, doğrultulması suretiyle o yüksek din binasının inşa, koruma ve devam ettirilmesinin gereği anlatılıyor… Dolayısıyla namaz kılarlar demekle, “namazı ikame ederler” demek arasında büyük fark vardır. Hakikatte din gayet büyük ve kutsi bir binadır; temeli kalplerin derinliklerinde atılacak, ağızlardan taşacak, direği tek başına namazlarla hazırlanacak, düzlenecek ve cemaat ile görünme meydanına dikilecek, sonra üzerine diğer kısımları inşa edilecektir… Fakat unutulmamalıdır ki, bu bina cansız değil canlıdır. Bu, geçmişler tarafından bir kere yapılmış olmakla sonradan gelenler, yalnız bunun içinde oturup kalacak değillerdir. O, bir canlı bünye gibi her gün yapılıp işletilecek, her gün büyüme ve inkişafına hizmet edilecektir. Bu bina ve direk benzetmesi bize İslâm›ın sosyal durumunu ve bu konumda namazın kıymet ve yerinin önemini anlatır. Hakikaten cemaatle namaz, İslâm toplumunun direğidir ve bütün İslâmî teşkilatın binasıdır. Ve cemaatle namaz kılmak ve kıldırmak, o direği dikmektir. Tek başına kılınan namazlar da bu direğin hazırlanması ve düzlenmesidir. Dosdoğru, içi-dışı temiz ve muntazam olarak namaz kılmak, imanın büyüyerek bütün vücuttan fışkırması ve hayatın gidişatına muntazam ve doğru bir akış vermesidir… Namazını kılanın hayatta en az dört kazancı vardır: 1) temizlik; 2) kalp kuvveti; 3) vakitlerin intizamı; 4) toplumsal düzelme… Namazın büyük faydaları hesap edilemez. En ufak ahlâkî faydası bilfiil büyüklenmeyi kırmak, kardeşliğe hazırlanmak, Allah rızası için iş yapmaya alışmaktır. Bunun için namazda giyinebileceği en güzel ve en temiz elbisesini giymek ve kendine gurur vermesi düşünülen bu hal içinde örtülecek nice ayıpların bulunduğunu düşünüp, yüzünü yani alnını ve burnunu yerlere koyarak, kalbinde iman ettiği Allah huzurunda o kibir ve gururu kırarak defalarca secdeye kapanmak en mühim bir esastır. “Her cami(ye gidişiniz)de güzel elbisenizi alın.” (A’râf, 7/31).


Namazda özellikle secdenin kibre olan bu mühim tesiri dolayısıyladır ki, kibirliler en çok namazın secdesine itiraz ederler. O süslü elbiseler içinde alınlarını Allah rızası için yere koyma zorunluluğu onların kibir damarlarına, sinirlerine pek fena dokunur. “Şüphesiz bu, (Allah’a) saygı gösterenlerden başkasına ağır gelir.”(Bakara, 2/45) Namaz o kibir ve gururu kırarken, aynı zamanda insanın ruhî hürriyetine bir yükselme verir… Bunun için namaz mü’minin mi‘racıdır. Yani onu beşerî olmanın sertliğinden, tek olan Allah’a ait arşa çıkaran merdivendir. Namazda bütün bir beşer hayatının şekli ve dereceleri dürülmüştür: Allah’ın huzurunda bulunmak, hazırlanmak, düşünmek, istemek, defalarca kalkmak, bükülmek, düşmek, rahat edip oturmak nihayet selam ve selametle işini bitirmek, insanı, bütün hayatın kademelerinden geçirterek, varlığın sırlarını, dünya ve ahireti düşündürerek Cenab-ı Allah’a kavuşturur ve büyük bir iman ve sevap ile yine âleme döndürür. Bir hadiste açıklandığı üzere, “Namaz, İslâm ile küfrün ayırıcısıdır”.’

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23