İşte ABD’nin ihanetleri
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Türkiye’nin dostu ve müttefiki olduğunu ileri süren ABD, ilişkilerimizin başladığı ilk günden bu yana kendi çıkarlarının ötesinde bir şey düşünmedi.
Askeri başarısızlıklarla birlikte renkli devrimleri de ters tepen ABD, küresel üstünlüğünü Türkiye üzerinde sürdürmeye çalışıyor. Bölgede hızla büyüyen Türkiye’nin IMF borcunu ödenmesi ve dışa bağımlılığı azaltacak adımları atması sonrası ABD, peşi sıra operasyonlar düzenlendi.
Dünyanın azılı katili ABD, bazen “yardım” adı altında terör örgütlerini besledi, bazen ise tehdit, ambargo ve darbe gibi yaptırımlar ile Türkiye’ye diz çöktürmeye çalıştı.
İNÖNÜ, KIBRIS KATLİAMINA KARŞIN 3 MAYMUNU OYNADI
1964 senesinde , ABD Başkanı Lyndon B. Johnson, 5 Haziran 1964’te dönemin Başbakanı İsmet İnönü’ye ilettiği mektubunda Türkiye’nin Kıbrıs’a askeri harekat düzenleyeceğinden haberdar olduğunu ve bundan endişe duyduğunu yazdı. İnönü ise, Başkan Johnson’a gönderdiği mektubunda; ABD’nin ‘isteği’ üzerine, Kıbrıs’a müdahale etme hakkını kullanmayı ertelediğini söylemişti. ABD’nin tehditlerine başkaldıramayan İnönü, Rumlar’ın Kıbrıs katliamına karşın 3 maymunu oynadı.
TÜRKİYE’YE SİLAH AMBARGOSU
1974 yılında ABD, Kıbrıs Barış Harekatı sonrası Türkiye’ye silah ambargosu uygulamaya karar verdi. Türkiye, ülke sınırları içinde ABD’nin kullanımındaki İncirlik Üssü ve diğer üslerin kullanımını askıya alarak, kontrolünü TSK’ya verdi.
1980 yılındaki 12 Eylül darbesi sonrası Amerikan İstihbarat Teşkilatı (CIA) ajanı Paul Henze, “Bizim çocuklar başardı” sözleriyle, Türkiye’de yapılan darbeyi alkışlamıştı. Amerikalı ajanının şok sözleri; milyonlarca kişinin fişlendiği, yüzlerce kişinin öldüğü 12 Eylül darbesinde ABD’nin rolünü açığa çıkarmıştı.
1992’de Türk donanmasına ait gemi, ABD uçak gemisi tarafından vuruldu. 5 askerimiz şehit oldu. Washington yönetimi “Geminizi batırdık özür dileriz” diye geçiştirdi.
DARBENİN BAŞARISIZLIĞINI BEKLEDİLER
2016 yılında ABD’nin saha ajanlığını yürüten Metin Topuz’un Fetullahçı teröristler ile irtibatı tespit edilmesinin ardından tutuklanması; ABD’yi rahatsız etti. Amerika’nın suçüstü yakalanmasıyla doruk noktasına yükselen krizde, ABD diplomat olmayan konsolosluk görevlilerine soruşturma açılmasını bahane ederek, Türkiye’ye vize ambargosu başlattı.
Yine aynı yıl TSK içerisinde yuvalanan Fetullahçı teröristler tarafından gerçekleştirilen 15 Temmuz gecesi olaylar devam ederken AK Parti Hükümeti, ‘bunun bir ‘darbe girişimi’ olduğunu belirterek Amerika’dan seçilmiş hükümete desteğini açıklamasını talep etti. Washington yönetimi ise, beklenen o açıklamayı darbenin başarısızlığa uğrayacağı belli olmaya başlayınca yaptı.
İlk kriz fişeğini ateşleyen ABD, sonraki aylarda 15 Temmuz darbe girişiminin mimarı FETÖ’nün elebaşı Gülen’i iade etmemekte diretti. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından terör örgütü FETÖ lideri Gülen’i iade etmemek için elinden geleni yapan ABD, “Hukuk sistemimize aykırı” bahanesiyle teröristbaşına ev sahipliği yaptı.
Mart 2016’da İran’a karşı yaptırımları delmek suçlamasıyla tutuklanan Rıza Sarraf’a yönelik soruşturmaya Ankara’nın tepkisini çeken başka isimler de eklendi.
2017 yılında Türkiye’nin Suriye politikası ve terör örgütleriyle mücadele konusunda ABD ile en çok ayrıştığı konu, DEAŞ’a karşı verilen savaşta oldu. ABD nezdinde de terör listesinde yer alan PKK’nın Suriye uzantısı olarak görülen YPG’nin Washington tarafından silahlandırılması, Ankara’nın tepkisine neden oldu. Kendi sınırında bir terör koridoru oluşmasına engel olmak isteyen Türkiye, Ağustos 2016’da bölgede başlattığı Fırat Kalkanı Harekatı ile hem DEAŞ’la hem de YPG ile savaştı. Türkiye her fırsatta en üst düzeyde Beyaz Saray’ın bu stratejiden vazgeçmeye davet etse de, istediği sonucu alamadı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a küfreden ABD’deki PKK’lılara müdahale etmek zorunda kalan Cumhurbaşkanlığı korumaları hakkında soruşturma başlatıldı. Küresel haydudun son ihaneti ise, Türk bakanlara yönelik yaptırım tehdidi oldu.
