“Yeniden Büyük Amerika” vaadiyle oturduğu Başkanlık koltuğundan Irak, Suriye, Nijerya, Somali, Yemen ve Filistin’i bombalayan, Venezuela Devlet Başkanı Maduro’yu yatağından kaçırdıktan sonra “Bizim olan petrolü bizden çaldılar, şimdi geri alıyoruz” diyerek asıl niyetini belli eden Donald Trump Başkanlığındaki ABD yine şaşırtmadı.
Sebahattin Ayan İstanbul
Dönemin ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld’ın “Özgür insanlar suç işlemekte özgürdür” diyerek savunduğu ve MHP lideri Bahçeli’nin ise “Kan kokusu almış bir köpek balığından daha tehlikelisi, petrol kokusu almış Amerikan emperyalizmidir” diyerek tarif ettiği ABD sömürgeciliği bir kez daha hortladı. 2003 yılında Saddam Hüseyin’in devrilmesinden sonra Irak’ın petrolünü sömüren, Libya’ya bomba üstüne bomba yağdırırken onca sivil katliamına rağmen petrol tesislerine herhangi bir saldırı yapmayan, “Petrol sahalarını DEAŞ’tan korumak” yalanıyla Suriye’ye çöken Amerikalılar, İran’a petrol için müdahale kararı aldıklarını itiraf etti. Beyaz Saray’ın ulusal enerji politikalarından sorumlu üst düzey isimlerinden Jarrod Agen, “Tüm petrolü teröristlerin elinden alacağız. Bu uzun vadeli bir oyun çünkü yapmak istediğimiz şey İran’daki bu devasa petrol rezervlerini onların elinden kurtarmak. Yanlış aktörlerin eline geçmesini engellemek için Venezuela petrolünü kontrol altına aldık” sözlerini sarfetti. Skandal itiraf Batılı haydutların çirkin yüzünü gözler önüne sererken, uzmanlar bu yapılanın “leş kargalığı” olduğunu söyledi.
DÜNYA DÜZENİ ÇÖKTÜ
Gazetemize konuşan araştırmacı yazar M. Hasip Yokuş, şunları söyledi: “Modern zamanın BM veya Lahey Adalet Divanı gibi dünya düzenleri çöktü. Amerika, uluslararası anlaşmalardan çekiliyor ve artık haydut devlet refleksiyle hareket ediyor. Örneğin Venezuela’da. Trump, parlamentoda ‘Şimdiye kadar 80 milyon ton akaryakıt aldık’ dediğinde ayakta alkışlanıyor. Bunlar halk açısından felaket sonuçlar doğuruyor. İşte Gazze’de de gördük hiçbir uluslararası hak hukuk işlemedi. Irak, Suriye, Libya ve Mısır’da petrol ve enerji rezervlerine yönelik çıkar amaçlı operasyonlarla devam ediyor. Venezuela örneğinde de görüldüğü gibi, bu müdahaleler sadece enerji kaynaklarıyla ilgili değil; aynı zamanda din ve medeniyet çatışması boyutu taşıyor. Dolayısıyla Orta Doğu’daki sorunlar çok faktörlüdür; bunları yalnızca petrol veya enerji meselesiyle açıklamak mümkün değildir. Asıl amaç hem bölgedeki kaynaklara hâkim olmak hem de ülkelerin kendi yetenekleriyle güçlenmesini engellemektir.”
NÜKLEER BAHANE
Güvenlik Analisti Dr. Hurşit Dingil de şunları dile getirdi: “ABD’nin saldırılarının temel motivasyonu nükleer endişeler gibi gösteriliyor fakat her yere saldırdılar. Ancak bir yer hariç o da enerji tesisleri. Bu durum, enerji tesislerini ve rezervlerini hasarsız ele alma niyeti ve iradesine yönelik bir gösterge olarak değerlendirilebilir. Amerika’nın amacı enerji piyasaları üzerinde tekel oluşturmak. Dolayısıyla da uluslararası sistemde hegemon güç olarak kalmayı sürdürme çabalarının bir devamı olarak değerlendirilebilir.
YAHUDİ LOBİSİ İSTİYOR
Güvenlik ve Dış Politika Uzmanı Dr. Ayhan Sarı ise şunları kaydetti: “Venezuela konusunda herhangi bir tereddüt yok. ABD, petrol kaynaklarına ihtiyaç duyduğu için bu ülkeye müdahale etti. Irak, Suriye ve İran’daki işler ise daha ziyade jeopolitik ve güvenlik stratejileriyle bağlantılı. Eğer mesele yalnızca petrol olsaydı, ABD Irak’ta harcadığı maliyetin çok daha fazlasını kazanmak zorundaydı. 2010’lu yıllardan itibaren ABD kaya gazı ve kaya petrolü üretimi sayesinde enerji ihtiyacını büyük ölçüde karşıladı. Venezuela ise alternatif kaynak. Ortadoğu’daki askeri varlık başka stratejik hedeflerle bağlantılı. Ben asıl meselenin petrol değil, İsrail’in güvenlik stratejisi olduğunu düşünüyorum. ABD, bölgede çoğu zaman İsrail’in güvenlik algısına göre hareket ediyor. Bu saldırıların ardında İsrail lobilerinin baskı var. Ek olarak, son gelişmeler ve belgeler, Trump gibi liderlerin de bu süreçte İsrail’in baskısı altında hareket ettiğini gösteriyor. Örneğin Epstein belgeleri ve geçmişte yayınlanan skandallar, Amerikan başkanlarının İsrail’in etkisi altında kaldığını ortaya koyuyor. Bu nedenle, Ortadoğu’daki politikaları değerlendirirken İsrail’in rolünü vurgulamak gerekir; ABD, burada İsrail’in çıkarlarını hayata geçirmek için kullanılıyor.”