• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Fırat’ın doğusunda tehlikeli noktadayız

Yeniakit Publisher
2019-09-02 12:28:00 -

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Fırat’ın doğusunda tehlikeli noktadayız

Fırat’ın doğusunda son derece tehlikeli, son derece kaygılı ve son derece hassas bir süreçteyiz. Türkiye bu süreçte ABD ile bir iş birliği alanı üretip, o iş birliği alanı üzerinden kendi tezini kabul ettirme eğilimi içerisinde. Ancak ABD, Türkiye ile iş birliği yapıp, o iş birliği üzerinden kendi tezini Türkiye’ye kabul ettirmek istiyor.

Güvenlik ve Terör Uzmanı Abdullah Ağar ile Fırat’ın doğusundaki gelişmeleri, ABD’nin terör örgütü YPG’ye desteğini, Suriye sorununun açmazlarını, çözüm yollarını ve bölgedeki sıcak gelişmeleri konuştuk. Ağar, “Cumhuriyet tarihinin en önemli jeopolitik sorunlarıyla karşı karşıyayız” dedi.

-Fırat’ın doğusunda ABD ve Türkiye arasında nasıl bir formül üzerinde duruluyor? Gelinen nokta nedir?

Türkiye ile ABD’nin karşı karşıya kalmasının neden olacağı kaos veya krizler göz önünde bulundurulduğu için iki ülke de bir şekilde ara formül üzerinden gitmeye çalışıyor. “Gelinen noktanın bir oyalama, bir geciktirme, engelleme, bir yöneltme, uyutma sürecine dönüşme eğilimi içerisinde olduğunu düşünüyorum. 5 kilometrelik bir ortak Türk-Amerikan kuşağı, ondan sonra YPG-Amerikan kuşağı 9 kilometrelik. Sonra gerekirse bir 4 km’lik ABD-PKK kuşağı daha. Ve ilk 5 km’lik Türk-ABD kuşağı, başta meskun mahallerde Türkiye etkisine zerre izin yok! Üstüne bu projenin, YPG-PKK’yı meşrulaştıran veya kalıcı hale getiren bir tuzak alanına dönüşme potansiyeli son derece yüksek.

-Türkiye için son derece tehlikeli bir süreç değil mi bu?

Evet. Fırat’ın doğusunda son derece tehlikeli, son derece kaygılı ve son derece hassas bir süreçteyiz. Türkiye, bu süreçte ABD ile bir iş birliği alanı üretip, o iş birliği alanı üzerinden kendi tezini kabul ettirme eğilimi içerisinde. Ancak benzer bir fotoğraf ABD için de var. Türkiye ile iş birliği yapıp, o iş birliği üzerinden kendi tezini Türkiye’ye kabul ettirmek istiyor. Son derece tehlikeli, son derece hassas ve son derece tuzaklarla dolu bir süreç bu.  Fırat’ın doğusu, Cumhuriyet tarihinin en önemli jeopolitik sorunudur.

-ABD’nin tezi nedir?

ABD’nin tezi, Türkiye’nin YPG-PKK’ya askeri olarak tepki vermemesi bir diğer tarafıyla YPG-PKK’nın meşruiyetinin dolaylı yollardan kabul edilmesi.

ABD’nin tezini Türkiye kabul etmez

-Türkiye bu tezi kabul eder mi?

Türkiye, bu tezi kabul etmez. Etmemesi gerekir. YPG-PKK bu coğrafyada etnik istismarcı radikal-illegal bir terör örgütüdür. ABD’nin onu koruyor olması, himaye ediyor olması, onu legalleştirmez. ABD, bu konuda bir zafiyeti ortaya koyarsanız kendi tezini kerhen de olsa Türkiye’ye kabul ettirmek ister.

-Konuyu özetlemek açısından cevaplamanızı istesem; sizce ABD’yle yaşadığımız temel sorun nedir?

Temel sorun: Türkiye’nin üniter yapısına, toprak bütünlüğüne, kardeşliğine, egemenliğine yönelmiş bir terör örgütünün ABD ve bazı müttefikler tarafından korunması, kollanması, himaye edilmesi, fonlanması, donatılması, eğitilmesi ve yönlendirilmesi meselesidir.

Rusya güvenilir mi?

-Rusya’nın Suriye rejimini kullanmaya devam etmesiyle ilgili görüşleriniz nedir? 

Türkiye’de bir akıl tutulması var. O da şu: Astana mutabakatına uygun hareket edilmemesi. Uygun hareket etmedik ya da edemedik. Herkes rejimin haddini aşmasından bahsediyor ama bu cümleler aşırı duygusal cümleler. Mesele Rusya’nın rejimi Türkiye üzerinde kullanması meselesi. Sonuçta rejim, Rusya desteklemeseydi bizim gözlem noktamızı kuşatma altına alamazdı bu bir. İkincisi, üç aylık bir saldırı konsantrasyonu ve devamlılığı gerçekleştiremezdi. En son bayramdan sonra da bunların şiddetini arttırıp Han Şeyhun’u ele geçiremezdi bu da üç…

-İdlib’te Türkiye hangi noktalarda eksik kaldı? Yapması gerekenler nelerdi?

Türkiye’nin yapması gereken neydi? İdlib mutabakatında, birincisi şudur: Silahtan arındırılmış bölge yapacaktık.

İkincisi de şuydu: M-4 ve M-5 kara yollarını güvenliğe alacaktık, olmadı.

Üçüncüsü şuydu: Bölgedeki radikal eğilimli örgütler etkisizleştirilecekti, bunu da yapamadık.

Dördüncüsü de; bunlar siyasi sürece dahil edilecekti, bunu da yapamadık.

-İdlib sorunu nasıl bir metodla çözülebilir?

Bence İdlib, sadece İdlib olmalı ve Suriye içinde çözülmeli.

İdlib, İdlib’ten başka bir şey olursa ne İdlib çözülebilir. Ne de Suriye!

ABD, Türkiye’yi elinden yakaladı

-Müşterek Harekat Merkeziyle ne yapılmak istendi?

Güvenli Bölge müzakereleri sonucunda ABD ile Türkiye’nin; “Müşterek Harekat Merkezi” kurmasının öncelikli amacının; “Türk-ABD askerleri arasında olası bir saha çatışmasının engellenmesi” olduğunu düşünüyorum.

-Mesele, saha çatışmasına başlayacak noktaya mı gelmişti?

Uluslararası kamuoyu, uzun zamandan beri, Türkiye’nin ABD’ye rağmen Fırat’ın doğusuna harekat düzenlemesi halinde sürecin ABD ile Türkiye arasında nasıl bir çatışmaya dönüşebileceği, krizin nasıl derinleşmesi ve sürecin nerelere gideceğini hesaplanmaya çalışılıyordu.

-ABD Müşterek Harekat Merkezi fikriyle ne kazandı?

ABD, Türkiye’yi elinde tutmuş, kaçırmamış oldu. Yani şimdilik.

-Suriye’de kesin çözüm nasıl sağlanır?

Suriye’de kesin çözüm: Toplumun ve toprakların etnik, dini, mezhebi ve meşrebi radikalizm üreten örgütlerin etkisinden kurtarılmasıyla sağlanır.

Aslında Türkiye’nin en yararına olan durum, Suriye’nin üniter yapısını korumasıyla sağlanacak bir durum. Pekiyi bu noktada sormak istiyorum. 

-Suriye’nin parçalanmaması için  ne yapılmalı? Dev sorun için çözüm öneriniz var mı?

Suriye’nin parçalanmamasını pratikte Sünni ve Nusayrilerin bir araya gelmesi çözer. Ama bu mezhepsel ve meşrepsel düşmanlık alıp başını gitmişken, din ve savaş baronları bu işten beslenirken son derece zor tabii. 

PKK, sıkıştırıldıkça orman yakıyor

-PKK’nın son zamanlarda alçakça ormanlarımızı yakması hakkındaki düşüncelerinizi alabilir miyiz? Orman yangınlarıyla neyi hedefliyorlar?

PKK orman yangınlarını, terör konsepti çerçevesinde, Türkiye üzerinde baskı uygulama niyet ve maksadıyla yapıyor. Türkiye’ye zarar vermek, Türkiye’de gerginlik çıkarmak, toplumsal katmanları birbirine düşürmek gibi niyet ve maksatları var. Bu aslında, PKK’nın diğer alanlarda sıkıştığında başvurmuş olduğu bir metod. Bu tip terör eylemlerinde bir şeyi gerekçe gösterir. Bu eylemlerde de türev örgütleri kullanır ki, başı sıkıştığı zaman ana örgütün sözde imajına zarar gelmesin.

Devlet, teröre izin vermez

-Teröre her türlü desteği veren ve terör örgütünün politikalarını benimseyen bir partinin bazı belediyelerine kayyım atanması tartışılmaya devam ediyor. Bu hususta görüşünüz nedir?

Dünyanın hiç bir gelişmiş ülkesinde terörün siyaset/belediyecilik/STÖ’çülüğü yapmasına izin verilmez. Yoksa bir zafiyet-boş bulunma anında ‘sözde’ demokrasi-insan hakları-barış teraneleriyle, barış/çözüm süreçleriyle ensenizde patlayıverirler. Devlet terörün siyaset/belediye/STÖ’cülük yapmasına izin verirse, terör buradan güç, taban ve menfaat devşirir, propaganda yapar, terörünü fonlar ve pazarlar. Devlet ise aciz ve zavallı görülür.

Türk bayrağı PKK’nın tepesine dikildi

-Son olarak Pençe 3 harekatıyla ilgili değerlendirmenizi alabilir miyiz?

Sinat ve Haftanin en başından beri, PKK’nın kullanmış olduğu en temel alanlardan bir tanesi. Bütün Şırnak’ı göğüsleyen temel kamp alanları, teröristlerin yuvalandığı yüzlerce kamp bölgesiyle birlikte binlerce mağara var.” Şu an Türkiye’de terörün kullanım alanları temizlendi, operasyonlarda başarı sağlandı. Bu başarının kalıcı olabilmesi için Sinat ve Haftanin’e başlatılan harekatı önemsiyorum. Oralarda uzun süre görev yapmış biri olarak terör örgütünün sözde bu bölge için “burası PKK toprağıdır” dediği yere Türk bayrağının dikilmesi son derece önemlidir. Bu hamleyi, terör örgütünün etkinliğinin kırılması, moral çöküntüsünün derinleştirilmesi adına çok önemsiyorum.
Yeni Akit Gazetesi

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23