Azgın azınlık bölücü ve yasakçı sever!
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Türk savunma sanayiine büyük emekleri geçen Prof. Dr. Melih Bulu’nun rektör olarak atanması üzerinden yeni bir Gezi çıkartmaya çalışan provokatörlerin diline doladıkları “Aydınlıkçı Boğaziçi” sloganı koca bir yalan.
Boğaziçi Üniversitesi’ne yapılan rektör ataması üzerinden, yeni bir Gezi Parkı dalgası oluşturmak isteyen provokatörlerin, ‘özgürlükçü’ ve ‘aydınlıkçı’ üniversite naralarının yalan olduğunu gözler önüne seriyoruz. Boğaziçi Üniversitesi’nde farklı dönemlerde görev yapan birçok ismin, kampüs içerisinde başörtülü avına çıktıkları ve öğrencilerin eğitim hakkını gaspettikleri tarihin utanç sayfalarında duruyor. Prof. Dr. Sabih Tansal, Kadri Özçaldıran ve Gülay Barbarosoğlu’nun Boğaziçi’ni ideolojik kimliklerini göre yönettiklerine dair onlarca örnek hafızalardaki tazeliğini koruyor.
Kendilerine özgürlükçüler
İnsan Hak ve Savunucuları Derneği Genel Başkanı Ali Akbaş, “Özgürlüklerin beşiği olarak lanse edilen Boğaziçi Üniversitesi, ne hazin bir paradokstur ki, kendi fikrinden olmayan bir insanı hiç tanımadan kabul etmiyor. Bu aslında, özgürlük anlayışlarının da bütünüyle kendi ideolojilerine tanınmış bir hak olduğunu gözler önüne seriyor. Onlardan değilsen, sözde engin hoşgörüleri ve aydınlık yüzleri sana dönmüyor. Kaldı ki, vesayetin hüküm sürdüğü yıllarda Boğaziçi’nde görev yapan rektörlerin bir kısmının, en temel hak olan başörtüsüne karşı çıktıklarını ve imzacı akademisyenleri de sahiplendiğini biliyoruz” dedi. Boğaziçi’nin Türk milletinin üniversitesi olduğunu kaydeden Akbaş, “Ülkemizin güzide eğitim kurumlarından olan Boğaziçi, milletimizin her bir ferdinindir. Bir avuç elitistin değildir. İdeolojik çiftlik hiç değildir. Özgürlük, tahammül edebilmeyi gerektirir” şeklinde konuştu.
Eğitimci yazar Adnan Kalkan, “Özgürlük adı altında bu milletin milli ve manevi değerlerine karşı hareket edenler en başta birlik ve beraberliğimize zarar vermektedirler. Eğer gerçek anlamda özgürlükten yana olduklarını düşünüyorlarsa üniversitelerde başörtüsü özgürlüğü elinden alınan, inancından dolayı aynı üniversitelere giremeyen öğrenciler varken neden özgürlük naraları atmadılar?” ifadelerini kullandı.
Değerlerimiz önemli
Üniversitelerin toplumun ortak değeri olduğunu vurgulayan Kalkan, “Üniversiteler ideoloji değil ilim ve bilim yuvaları olmalıdır. Ayrıştırıcı değil birleştirici olmalıdır. Siyaset maşaları değil ilmin izzetini ayakta tutmalıdır. Öğrenciler yönlendirilen değil, milli ve manevi değerlerle insanımızı yönlendiren olmalıdır. Materyalist düzene değil, ilim irfan ve hikmetle hareket etmelidir. Özgür olmak isteyen evvela fikrini özgürleştirmelidir. Fikrini bu vatanın değerleri ile özgürleştirmelidir” değerlendirmesinde bulundu.

