• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Akit’in haklılığı tescillendi! AYM, Çetinbaş’ın kalemini kırdı

Yeniakit Publisher
2019-09-03 10:29:00 - 2019-09-03 10:30:21

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Akit’in haklılığı tescillendi! AYM, Çetinbaş’ın kalemini kırdı

28 Şubat sürecinin en büyük mağdurlarından Salih Mirzabeyoğlu ve İBDA fikriyatına mensup birçok kişiye haksız kararlarla idam cezası veren dönemin DGM Başkanı Metin Çetinbaş’ın kalemini Anayasa Mahkemesi (AYM) kırdı. Akit Gazetesi’nde yayınlanan “Brifingi Aldı İdamı Bastı’ başlıklı haberden dolayı Bakırköy 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne başvuran ve gazetemizi tazminata mahkûm ettiren Çetinbaş, AYM’den veto yedi.

 Hakkı Bilir  İstanbul 

29 Kasım 2011 tarihinde, Murat Alan imzasıyla Akit Gazetesi’nde yayınlanan “Brifingi Aldı İdamı Bastı’ başlıklı haberin haklılığı Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından tescillendi. Dönemin 6. Devlet Güvenlik Mahkemesi Başkanı Metin Çetinbaş’ın, başta Salih Mirzabeyoğlu olmak üzere onlarca Müslümana verdiği haksız idam cezalarını konu alan haber AYM tarafından “Basın ve ifade özgürlüğü” olarak değerlendirildi. AYM, Çetinbaş lehine yerel mahkemede verilen ve Yargıtay tarafından onanan tazminat kararını bozdu. AYM, dosyayı yeniden görülmek üzere ilgili mahkemeye gönderirken, Alan’a da tazminat verilmesine hükmetti.

AYM, Akit’i haklı buldu

Akit’in, 28 Şubat sürecinde Müslümanların uğradığı zulümlere ve haksız yargılamalara dikkat çektiği bir haberi daha AYM tarafından haklı bulundu. 29 Kasım 2011 tarihinde “Brifingi Aldı İdamı Bastı” başlıklı manşet haberimizle ilgili Metin Çetinbaş’ın şikayetini haklı bulup tazminata hükmeden yerel mahkeme ve kararı onayan ilgili Yargıtay dairesinin hukuk garabetini Anayasa Mahkemesi (AYM) bozdu. Yüksek Mahkeme, Yayın Kurulu Üyemiz ve Haber Müdürümüz Murat Alan’ın haberinin ‘ifade ve basın özgürlüğü kapsamında’ olduğunu belirterek verilen cezanın haksız olduğunu vurguladı. AYM, Çetinbaş dosyasını Bakırköy 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne ‘yeniden görülmek üzere’ gönderilmesine karar verdi. Alan, yaşadığı hak ihlali sonrası, 23 Ağustos 2016’da AYM’ye “İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiği” gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunmuştu.

Alan’ın başvurusunu 18 Temmuz 2019’da karara bağlayan AYM, Çetinbaş’a hukuk dersi verdi. AYM’nin gerekçeli kararında, “Açıklanan gerekçelerle; ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna, Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine, ifade ve basın özgürlüklerinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Bakırköy 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne  (E.2012/51, K.2014/679) gönderilmesine, başvuruculara tazminatın müştereken ödenmesine karar verildi” ifadelerine yer verildi.

AYM’den hukuk dersi

AYM’nin gerekçeli kararında ise 28 Şubat döneminde yapılan yargılamaların gayri hukuki olduğu da dile getirildi. AYM’nin gerekçeli kararında şu ifadelere yer verildi: “Başvuruya konu olan haber 28 Şubat soruşturmalarının devam ettiği dönemde yapılmıştır. İlgili soruşturmaların başlamasıyla birlikte 28 Şubat sürecindeki yargılamaları yürüten DGM’lerin bağımsızlığı ve tarafsızlığı konuları tartışılmaya başlanmıştır. DGM’lerde görev yapan hakimlerin askerlerden talimat alarak yanlı ve haksız kararlar verdiği iddiaları toplumun gündemini meşgul etmiştir.

Mirzabeyoğlu dâvâsının seyrini değiştiren o haber

29 Kasım 2011’de Murat Alan imzasıyla yayınlanan “Brifingi Aldı İdamı Bastı” başlıklı haber, Salih Mirzabeyoğlu’nun tahliyesine giden süreçte kritik bir rol oynamıştı. İBDA-C Dâvâsı’na bakan ve Salih Mirzabeyoğlu’na idam cezası veren hakim Metin Çetinbaş’ın daha sonra yaptığı açıklamada; ‘Verdiğim karar yüzde yüz doğrudur diyemiyorum... Biz o günkü şartlara göre karar verdik, hata yapmış  olabiliriz” dediği halde, gazetemize dava açması ve tazminat kararı aldırması çelişki olarak yorumlanmıştı.

Yeni Akit Gazetesi

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Beren

Ezoterik boyutta dünyayı bir Armagedon’a zorlayış var. Yani Atlantik ötesinde akıl hâkim değil. Ezoterik, Evanjelist bir düşünce biçimi hâkim.” “EN KRİTİK YER BİZİM COĞRAFYAMIZ” Bu düşünce biçimi dünyayı büyük bir savaşa zorluyor ve bunu “şeytanın çocukları” yapıyor. “Kıyamete zorlamak noktasında da en kritik yer de bizim coğrafyamız: Mezopotamya ve Anadolu. Bu kadar kritik süreçlerin buluştuğu bir yer. Böyle bir yerde biz Türkiye’yiz, Türkiye Cumhuriyeti devletiyiz. Böyle bir yerde insanlık için de dijital/yapay zekâ devrimi üzerinden insanlığı bekleyen büyük bir kaosu engelleyebilecek de medeniyet merkeziyiz.” “İBRAHİM ALEYHİSSELAM’IN AKLINI VE ZEKÂSINI MERKEZE KOYMALIYIZ” Türkiye bütün bunların kesişim noktasında yer alıyor. Onun için de , soğukkanlı olursak Batı uygarlığının, Amerikan hegemonyasının çöküşe geçtiğini göreceğiz , bir taraftan Batı’nın insansız uygarlık tezine karşı insan ve kalp merkezli bir medeniyetin parametrelerini içeride inşa edip insanla buluştuğu noktaya gelebilirsek; öbür yandan irrasyonel Evanjelizm’e karşı İbrahim Aleyhisselam’ın aklını ve zekâsını merkeze koyarak Nemrut ve ateş karşısındaki duruşunu inşa edersek biz buradan yükselerek çıkacağız.” “TÜRKİYE’NİN YÜKSELİŞİ, İNSANLIĞIN YÜKSELİŞİ OLACAKTIR” Türkiye’nin yükselişi insanlığın yükselişi olacaktır, “Olayı sadece enerji hatları, ABD’nin Asya-Pasifik’e geçebilmek için inşa ettiği strateji, Rusya’yı sınırlama, tek başına Doğu Akdeniz’i tutmak üzerinden düşünmek eksik kalır. Evet bunlar var. Ama arkada aklı zorlayan, aşan bir fotoğrafla karşı karşıyayız.” “MESAJI PKK ÜZERİNDEN VERİYORLAR” Mesih’in geleceğine inanan bu kişiler “ateşin çocukları” olduklarını iddi ediyorlar,orman yangınlarına sebep olan terör örgütü yapılanmasının adı da “ateşin çocukları”. “Aslında orman yangınları ile PKK’nın arkasındaki aklın verdiği mesaj, Nemrut’un İbrahim Aleyhisselam’a verdiği mesajdır. PKK’nın elemanlarının kullandığı dile bakın. Kendi akılları yetmez buna. O arkasındaki akıl, Türkiye’yi İbrahim olarak gördükleri için, İbrahim Aleyhisselam’a Nemrut’un ateşle vermek istediği mesajı şimdi PKK üzerinden veriyorlar.” “BURADAKİ KAVGA TOPRAKLA ATEŞİN, ADEM’LE ŞEYTAN’IN KAVGASIDIR” Orman yangınları üzerinden de teolojik bir mesaj veriliyor. “Evanjelist akıl Türkiye’ye ‘YAKARIZ SENİ ’ mesajı veriyor. Hz. İbrahim’in ateşe atılması gibi… Dolayısıyla aslında bugün İbrahim Aleyhisselam’ın kıssasını akıl ve kalple bir daha bir daha okumamız gerekiyor. Buna gerekçe olarak İbrahim Aleyhisselam’ın ateşin çocuklarına verdiği yanıttaki keskin zekâ ve akıl derinliği fark edildiğinde ve Allah’a olan teslimiyette endişesizliği yakalandığımız da bu cendereden çıkacağız. “İster Armagedon’a zorlasınlar ister başka şeye, hiç fark etmez. Ama süreç salt siyaset bilimcilerin, uluslararası ilişkiler uzmanlarının, askeri uzmanların tarif ettikleri gerçeklik sınırları içerisindeki modelle izah edilemeyecek bir noktada. Bu karşımızdaki yapının EZOTERİK inançları var. O inanç gereği olarak her şeyi kullanma temayülündeler. Çok önemli bir şey yakaladık. Pkk, ATEŞİN ÇOCUKLARI. Ateşin çocukları kavramını Nemrut’tan, şeytandan bağımsız olarak düşünürsek hata yaparız. Dolayısıyla buradaki kavga, ateşle toprağın kavgasıdır. Toprak Adem’dir, ateş Adem’e itiraz eden şeytandır. Buradan yola çıkarak bizim Kur’an’daki İbrahim kıssasını tekrar tekrar okumamız gerekiyor. Buna bilim adamları itiraz edebilir.” “O İSMİ KOYAN AKLI ÇÖZMEK LAZIM” Örgütün nefret toplayacağını bilmesine rağmen adına “ateşin çocukları” diyor ve bunu “o eylemi yapan militanlar bilmiyor.” O ismi koyan akıl Golan Tepeleri ile fiili durum oluşturuyor. O akıl Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan ediyor, Türkiye ile gerçeklik dışı bir iletişim kurmaya kalkıyor. Çünkü normal akılda, yani Brzezinski’nin ve Kissinger’in etki alanından kurtulmuş bir ABD’nin kendi doğal çıkarları Türkiye ile çatışmamayı emreder. Normal akıl ABD’nin Türkiye ile çatışmamasını emreder: “Çünkü yükselen Çin’in ABD tarafından durdurulamayacağı çok açık. ABD’nin küresel güç sisteminde gücünü koruyabilmesinin temel şartlarından birisi Türkiye ve Türkiye üzerinden İslam ve Türk dünyası ile çatışmasızlıktır. Bu da ancak Türkiye merkezli, İslam ve Türk dünyasının çıkarlarıyla çatışmayacak bir Amerikan politikasını gerektirir.” “ABD’NİN ASIL RAHATSIZLIĞI, TÜRKİYE’NİN HAZIR OLMASI” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “devletin ABD ile aynı yerde olmadığını görüyor ve Türkiye’nin kendi milli reflekslerini inşa etme gerekliliğine yönelik çok stratejik adımlar atıyor” “Türkiye jeopolitik merkez olma konumunun gerektirdiği büyük akıl ve fiziki değişimini gerçekleştirdi. ABD’nin aslında rahatsız olduğu, Türkiye’nin gelecek yüzyıla güçlü bir şekilde hazır olması. Üçüncü havalimanıyla, Avrasya Tüneli, Marmaray, Yüksek Hız Tren hatlarının Doğu-Batı-Kuzey-Güney hatlarında tüm yurdu kuşatması… Türkiye’nin mesajı ben gelecek yüzyıla hazırım. ABD panikledi ve panikleyince tezlerini erkene aldı, güneydeki tezlerini de erkene aldılar. “TÜRKİYE’NİN SAVAŞSIZ 5-10 YILA İHTİYACI VAR” Türkiye’nin savaşsız 5-10 yıla ihtiyacı var ve bu süreçte kendi milli muharip uçağını, insansız tankını üretip, hava savunma sisteminde Rusya ile füze geliştirme ve üretme kabiliyetini güçlendirecek. “Hava savunma sistemiyle kendi sınırlarına 600 km’ye kadar koruyabilecek. Örneğin Taşucu’dan baktığınızda Mısır İskenderiye Limanı’na, Akçakale’den baktığınızda Ürdün sınırına, Silopi’den baktığınızda Suudi Arabistan sınırına kadar hattı kontrol alacaksınız. Gelebilecek saldırıları havada göğüsleyebilecek noktaya gelmiş bir Türkiye. Karada insansız tankıyla harekât kabiliyetiyle, denizin altı ve üstünde ürettikleriyle çok güçlü bir Türkiye. Bunlarla birleşmiş, yükselen Çin’in Batı’ya çıkışında en kritik lojistik merkez. Türklerin hafızasını iyi okuyan bir akıl, ‘TÜRKLER ABD’ye kafa tutacak ve çökertecek’ diyor. Michael Rubin’in açıklaması da bunu söylüyor. Dolayısıyla ABD panik halinde.” “7 HAZİRAN-1 KASIM DİYENLER RUS UÇAĞININ DÜŞÜRÜLMESİNİ AÇIKLASIN” Terör örgütü PKK’nın hendek ve barikat terörünün de bu çerçevede değerlendirilmeli. “Nusaybin, Sur, Cizre, Silopi, Yüksekova gibi merkezleri PKK’nın şehir çatışmaları üzerinden teslim alarak ve kaymakamlıklara PKK simgelerini çekerek gelişen strateji, bahsettiğimiz sürecin benzeridir.” O dönemde güvenlik güçleri Nusaybin’de PKK terörüyle mücadele verirken Brüksel’de kimin kiminle görüştüğüne bakılması gerek. “İkinci Çözüm Süreci başlığı altında devletin terörle en güçlü mücadele verdiği bir anda ne yapmak istiyorlardı. Zaten birçok stratejileri çökünce 15 Temmuz’u erkene almak zorunda kaldılar. Atlantik ötesinin bütün hedefleri Erdoğan’sız bir Türkiye. 7 Haziran-1 Kasım diyenler Rus uçağının düşürülmesini açıklayabildiler mi? Bu, 7 Haziran’dan sonra da Sayın Erdoğan’ı Külliye’ye hapsetme çalışmalarıyla tezahür etti. Bu çalışmalar hala devam ediyor. Milli devlet aklına itiraz ediyorlar.”

ahmet

Daha dur daha dur...MAHKEM-İ KÜBRA VAR HESAPLAŞMA BİTMEDİ...ALLAHIN ADALETİNDEN DE KAÇIŞ YOK NE YAPSAN BOŞ, HERGÜN BİRAZ DAHA YAKLAŞIYOR KÖTÜLÜK YAPANLAR...zalimler için yaşasın cehennem!
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23