"ABD'nin yaptırım kararları psikolojik bir operasyon"
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
ABD'nin Fetullahçı Papaz Andrew Brunson üzerinden Türkiye'ye yaptırım uygulaması iki ülke arasındaki ilişkileri iyice gerdi. Dr. Eray Güçlüer yaşanan krize ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.
ABD'nin Fetullahçı Papaz Andrew Brunson'u gerekçe göstererek İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Adalet Bakanı Abdülhamit Gül'e yaptırım uygulaması Washington-Ankara arasındaki ilişkileri iyice gerdi. Altınbaş Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Eray Güçlüer yaşanan krize ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Güçlüer, Türkiye- ABD ilişkileri nereye gidiyor? ABD'nin Türkiye'ye yönelik baskılarının ana amacı ne? Yaşanan krizin savunma alanında etkileri olacak mı? sorularını cevapldı.
- ABD ile yaşanan krizi nasıl değerlendiriyorsunuz?
"YAPTIRIMDAN ZİYADE ALGI OPERASYONU"
- ABD ile yaşanan kriz, kriz mi değil mi önce onu sormak lazım. Şu an ki yaşanan durum Kıbrıs Barış Harekatı sonrasında yahudi ve ermeni lobilerinin çabalarıyla ABD tarafından Türkiye'ye yönelik geniş çaplı uygulanan bir silah ambargosu niteliğinde değil. Burada daha çok algı operasyonları ile Türkiye ekonomisi üzerinde bir siyasal baskı oluşturulmaya çalışılıyor.
ABD'NİN ÇELİŞKİLERİ
ABD’nin yaptırım kararına baktığımızda Türkiye'deki iki bakanın ABD'ye girişinin yasaklanması ve oradaki mal varlıklarına el konulması ifadeleri geçiyor. Ancak ne bizim bakanların ABD’ye gitmeye ihtiyaçları var ne de ABD’de mal varlıkları var. Dolayısıyla ABD’nin yaptırım kararının içi boş. Diğer bir husus da bizim iki bakanımızla ticari ilişkilerin kesilmesi ön görülüyor. Burada da çelişkili bir durum var. Zira bizim bakanlar ticari bir meta değiller, ticari bir yönleri de yok. Ayrıca ABD’de bu kararı alan Hazine Bakanlığı, yani dış işleri bakanlığı yada Beyaz Saray yönetimi değil, ancak sorunun kaynağı olan casus papazın iadesi ise ekonomik olmaktan çok siyasi. Bu nedenle ABD’nin söylem ve eylem alanlarının tutarlı olmadığı da görülüyor. Yine ABD kongresinde Türkiye aleyhine alınan kararların birtakım şartlara bağlı olması, doğrudan uygulanacak olmaması da önemli bir noktadır.
- ABD'nin yaptırımları savunma alanında Türkiye'yi sınırlar mı?
"SAVUNMA SANAYİSİNİN YÜZDE 70'İ YERLİ"
-Bakın dün Sayın Cumhurbaşkanının açıkladığı yüz günde dört yüz projenin 48’i, yani yüzde 12’si savunma sanayi alanındaki projeleri kapsıyor. Türkiye artık milli ve yerli savunma sanayisi alanındaki yerlilik oranı yüzde 70’lere çıkarmış durumda. Artık bu noktada ABD’nin yaptırımlarının Türkiye’nin askeri kabiliyetlerini sınırlandırabilmekten uzak olduğunu söyleyebiliriz.
- Krizin çözümüne dair adımlar atıldı mı?
BRUNSON OALYI İLE METİN TOPUZ'UN BENZERLİĞİ
- 14 ay öncesine gidersek 3 Ekim 2017 tarihinde ABD’nin İstanbul Başkonsolosluğunda görevli Metin TOPUZ isimli şahıs, casusluk ve FETÖ bağlantıları suçlamalarıyla tutuklandı. Bir haftalık vize krizi sürecinden sonra sorun aşıldı. O zamanda Türkiye’de döviz suni olarak yükseltildi şimdi de aynı durumu yaşıyoruz. Bu nedenle casus papaz üzerinden oluşturulmaya çalışılan krizin daha da derinleşeceğini düşünmüyorum. ABD Hazine bakanlığının bu mantıksız ve içerikten yoksun kararının hemen ardından iki önemli gelişme de yaşandı. Birincisi ABD Savunma Bakanı Mattis, yaşanan krizin savunma alanında herhangi bir soruna neden olmayacağını, askeri ilişkilerin bozulmayacağını açıklamıştı. Diğer gelişme ise Dışişleri Bakanımız Sayın Çavuşoğlu’nun ABD dış işleri bakanı ve eski CIA başkanı Pompeo ile görüşmesi oldu. Dolayısıyla sorunun siyasi düzlemde çözülme ihtimalini yüksek görüyorum. Zaten işin diğer bir yönü de kasım ayında ABD’de yapılacak seçimler öncesi yönetimin ABD iç kamuoyuna yönelik bir mesajı şeklide de okumak gerekir bu krizi.
- ABD'nin birden bire papazı öne sürerek fevri çıkışlarda bulunmasının amacı nedir?
"ASIL AMAÇ ÇİN VE İRAN'A KARŞI TÜRKİYE'YE BASKI KURMAK"
- Casus papaz krizinin arka planına yani büyük resme baktığımızda ABD’nin Çin’e karşı küresel mücadelesinde Türkiye’nin önemli bir köşe taşı olduğunu görüyoruz. Bu noktada Türkiye’nin İran’a karşı yaptırımlara uymayacağını açıklaması, S-400 Füzelerini satın alması, İdlib-Kandil hattında oluşturmaya çalıştığı güvenlik kuşağı ve yurt içinde terörü bitirmesi gibi hususlar ile bu bağlamda büyük devlet refleksi göstermesi, dış politikada bağımsız ve kendi milli politikalarına uygun davranması ABD’yi rahatsız etmektedir. Çünkü Türkiye kontrol edilemeyen ve çoğu zaman da artık öngörülemeyen bir ülke konumundadır. Özellikle PYD üzerindeki Türkiye etkisi, ABD’nin Suriye ve Irak’taki operasyonlarını olumsuz etkilemektedir. Bu nedenlerden dolayıdır ki casus papaz krizi bitse de yeni sembolik ve sembiyotik krizlerle karşılaşabilme ihtimalimiz var. Bunlara da hazırlıklı olmak gerekmektedir ki bunun bir süre daha devam edeceğini söylememiz mümkün.