--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Tabutuna bayrak da sarsanız, camiye de getirseniz fark etmez!

Yüksel Tokur
Yüksel Tokur
44

Tabutuna bayrak da sarsanız, camiye de getirseniz fark etmez!

YÜKSEL TOKUR

“Nerede olursanız olun ölüm sizi yakalar; sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile!” (Nisâ Suresi, 78)

“Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz!”  (Hadis-i Şerif)

Çok defa belirttik.. Kimseye şahsi düşmanlığımız yok. Zaten çoğunun yüzünü bile görmedim.
Ancak; hayattayken yaptıkları, konuştuklarıyla tanıyabiliyoruz..

Cenaze namazlarında: “Nasıl bilirsiniz?” sorusu, öyle iş olsun diye sorulmuyor..


Dini yönden; “iyi” olarak bilinen birisine “kötü”, “kötü” olarak tanınan birisine de “iyi” demek “yalancı şahitlik” olur.

Doktorların çaresiz, ilaçların şifasız kaldığında ölüm, eski TBMM Başkanlarından Hüsamettin Cindoruk’u da yakalayıp, bir asra yakın ömrüne son noktayı koydu.

Elbette; o da, daha önce ölen herkes gibi ahiret hayatında “ameline göre” muamele görecektir. Ekmek/biçmek durumu işte..


Biz; yaptıklarıyla, söyledikleriyle arkasında bıraktığı “iz” noktasında kısa bir değerlendirmede bulunacağız..

O da; tıpkı Demirel gibi, sağ kulvarda siyasete başlayıp, sonradan evrim (!) geçirip sol kulvara dümen kıranlardan oldu. Anlayacağınız; sağ gösterip, sol vurdu!

Gizli, sessiz ve sinsiydi. Genellikle puslu havalarda başını kaldırırdı. Karanlık 28 Şubat sürecinde, tıpkı Süleyman Demirel gibi darbecilerin safında yer aldı. Zaten, hayatı el altından darbecileri desteklemekle geçmişti.

Halkın adamı olarak bilinen; Özal, Erbakan, Erdoğan ve hatta Çiller ile bile çok uğraştı. Hâlbuki; onun sevmediklerini millet çok seviyordu.

Darbecilerin astırdığı Başbakan Adnan Menderes’in avukatı felân da değildi. Aydın Menderes: "Cindoruk kendisi Menderes'in avukatı olarak tanıtıldığı durumlarda sessiz kalmış, adeta kendisinin böyle tanıtılmasında pişkince bir memnuniyet içerisinde gözükmüştür" demişti.


1993 yılı başlarında: "Özal bu yazı göremeyecek" demişti de, aynı yılın 17 Nisan’ın da Özal zehirlenmiş ve Demirel'e Cumhurbaşkanlığı yolu açılmıştı.

Yıllarca süren zulmü bitirecek olan; “başörtülü kızların üniversitelere girmesine izin veren düzenlemeye” şiddetle karşı çıkmıştı.

“Başörtüsüyle okumak isteyen Arabistan’a gitsin” diyen İslâm (!) köylü Demirel gibi..

Cumhuriyet’e verdiği röportajda, jakoben lâikliği savunarak: “Başörtüsünün anayasal teminat altına alınmasını ‘Şer’i anayasa’ isteniyor” diyerek, hukukçu kimliğine rağmen, özgürlüklerin kısıtlanması için muhalefet partilerine: “Görüşmelere katılmayın“ çağrısı bile yapmıştı.


Şeriattan; yani, “Allah’ın hükümleri”nin gelmesinden çok korkardı. 28 Şubat post modern darbe sürecinde Refah-Yol hükümetine ret oyu vermiş, DYP’den istifa ederek DTP’yi kurmuş, Mesut Yılmaz’la birlikte darbecilerin emirlerine âmâde olmuştu.

Sağ seçmenin oyuyla CHP’ye, statükoya çalışmış; Demirel’in sağ kolu ve akıl hocası olmuştur. 28 Şubat süreci bunların maskelerini düşürdü de, gerçek yüzleri ortaya çıktı.

Hayırla yâd etmeyi çok isterdik. Ama; ülkeye faydası olmayan, Türkiye’nin gelişmesi önündeki “takoz” grubunda, ülkenin kadrolu yiyicilerinden biri olarak kaldı belleğimizde.

“Dinin keskin kılıcı” anlamına gelen Hüsamettin – doğrusu Hüsameddin-  adının hakkını dinde veremedi.. Ama; laikliğin, jakobenliğin keskin kılıcı olmakta “üst akıl hocası” oldu.

Kadere bakın ki; mason locasına kayyım atandığı gün öldü!


Hayattayken şiddetle karşı çıktığı Şer’i (İslâmi) usullere uygun olarak; yine hayattayken hiç sevmediği İmam Hatipli bir Gassal tarafından yıkandı, kefenlendi cenaze namazı kılındı, af edilmesi için dua edilerek defnedildi.

Başlığa dönecek olursak…


Ahirette kişiyi kurtaracak imanı, salih ameli yoksa; tabutuna bayrak veya yeşil örtü örtmenin, cami önüne getirip – cemaati çok olsa bile- namaz kılmanın, hatimlerin, duaların, “ışıklar içinde uyusun” demenin faydası olmayacaktır.

“Keşke”lerin fayda vermediği kötü bir sondan hepimiz Allah’a sığınmalıyız. 

Yorumlar

(44)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

ata

16 Nisan 2026 01:21

islamın, isimleri içinde geçen dine düşman insanların, bu kadar çok olması şaşırtıcı....

Kaldın yazar

14 Nisan 2026 23:55

Yazıya süre ile başlayıp ayet ile devam edip ardından ölenin arkasından atıp tutan konuşan yazar kardeş. 

Ersan

14 Nisan 2026 21:24

Allah gecinden versin emri hak vukuu bulunca senin hakkinda kimse iyi konusmayacak en basta ben

Yorumlara baktım da

14 Nisan 2026 19:27

Ahiret yer rezervasyon memurlari gelmiş gene.

Ölçünüz ne, neye göre?

14 Nisan 2026 17:47

Kimin iman edip etmediğini(açıktan inkar etmedikçe) bilemeyiz. Kişi iman ettiği halde günaha girmiş, islamın yasakladıklarını yapmış olabilir. Bu durumda kişi günahkârdır, dinden çıkmış olmaz, velev işlediği büyük günahlardan da olsa durum yine aynıdır.

Avb

14 Nisan 2026 17:14

Sen, kimsen..

Sebahattin

14 Nisan 2026 16:53

Yazıdan münafıklığın tarif edildiği anlaşılıyor. Böyle kişi ve yöneticilerden herhangi bir hayırlı hizmet beklenemez, geçmişlerindede hayırlı bir arşivleri yoktur.

Avb

14 Nisan 2026 16:47

Sen , kimsen sen de onların ikisinin birden kucaklarına düşeceksin , kişi sevdiğiyle beraberdir.

tek

14 Nisan 2026 14:50

hocam fetöyü yaz boş kişileri bırakın fetö dolu dizgin kurumlarda eskisinden daha fazla söz sahibiler birde şu devlet memurları kanunu kölelikten kötü olan disiplin kanunları artık değişmeli yoksa çok fetöler görürüz memur basit bir şef karşı hakkını üstelik şahsiyetini bile savunmaktan aciz korkuyor

Bir kere 

14 Nisan 2026 12:54

Allah bize de sizin arkanizdan konuşacagımız günleri göstersin.

Yazıktır

14 Nisan 2026 13:35

Vakit israfı olur

Bunlarda gelenek

14 Nisan 2026 16:45

Ölünün arkasından saydırmak. Ölüye saygısı olmayanın diriye saygısı olur mu? 

Bu duaya

14 Nisan 2026 19:30

Idris de dahil mi?

Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz

14 Nisan 2026 23:47

İdris de Yüksel de, âlî de dahil

Yüksel Tokur Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle