• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yüksel Tokur
Yüksel Tokur
TÜM YAZILARI

Tabutuna bayrak da sarsanız, camiye de getirseniz fark etmez!

14 Nisan 2026
A


Yüksel Tokur İletişim:

Tabutuna bayrak da sarsanız, camiye de getirseniz fark etmez!

YÜKSEL TOKUR

“Nerede olursanız olun ölüm sizi yakalar; sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile!” (Nisâ Suresi, 78)

“Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz!”  (Hadis-i Şerif)

Çok defa belirttik.. Kimseye şahsi düşmanlığımız yok. Zaten çoğunun yüzünü bile görmedim.
Ancak; hayattayken yaptıkları, konuştuklarıyla tanıyabiliyoruz..

Cenaze namazlarında: “Nasıl bilirsiniz?” sorusu, öyle iş olsun diye sorulmuyor..


Dini yönden; “iyi” olarak bilinen birisine “kötü”, “kötü” olarak tanınan birisine de “iyi” demek “yalancı şahitlik” olur.

Doktorların çaresiz, ilaçların şifasız kaldığında ölüm, eski TBMM Başkanlarından Hüsamettin Cindoruk’u da yakalayıp, bir asra yakın ömrüne son noktayı koydu.

Elbette; o da, daha önce ölen herkes gibi ahiret hayatında “ameline göre” muamele görecektir. Ekmek/biçmek durumu işte..


Biz; yaptıklarıyla, söyledikleriyle arkasında bıraktığı “iz” noktasında kısa bir değerlendirmede bulunacağız..

O da; tıpkı Demirel gibi, sağ kulvarda siyasete başlayıp, sonradan evrim (!) geçirip sol kulvara dümen kıranlardan oldu. Anlayacağınız; sağ gösterip, sol vurdu!

Gizli, sessiz ve sinsiydi. Genellikle puslu havalarda başını kaldırırdı. Karanlık 28 Şubat sürecinde, tıpkı Süleyman Demirel gibi darbecilerin safında yer aldı. Zaten, hayatı el altından darbecileri desteklemekle geçmişti.

Halkın adamı olarak bilinen; Özal, Erbakan, Erdoğan ve hatta Çiller ile bile çok uğraştı. Hâlbuki; onun sevmediklerini millet çok seviyordu.

Darbecilerin astırdığı Başbakan Adnan Menderes’in avukatı felân da değildi. Aydın Menderes: "Cindoruk kendisi Menderes'in avukatı olarak tanıtıldığı durumlarda sessiz kalmış, adeta kendisinin böyle tanıtılmasında pişkince bir memnuniyet içerisinde gözükmüştür" demişti.


1993 yılı başlarında: "Özal bu yazı göremeyecek" demişti de, aynı yılın 17 Nisan’ın da Özal zehirlenmiş ve Demirel'e Cumhurbaşkanlığı yolu açılmıştı.

Yıllarca süren zulmü bitirecek olan; “başörtülü kızların üniversitelere girmesine izin veren düzenlemeye” şiddetle karşı çıkmıştı.

“Başörtüsüyle okumak isteyen Arabistan’a gitsin” diyen İslâm (!) köylü Demirel gibi..


Cumhuriyet’e verdiği röportajda, jakoben lâikliği savunarak: “Başörtüsünün anayasal teminat altına alınmasını ‘Şer’i anayasa’ isteniyor” diyerek, hukukçu kimliğine rağmen, özgürlüklerin kısıtlanması için muhalefet partilerine: “Görüşmelere katılmayın“ çağrısı bile yapmıştı.


Şeriattan; yani, “Allah’ın hükümleri”nin gelmesinden çok korkardı. 28 Şubat post modern darbe sürecinde Refah-Yol hükümetine ret oyu vermiş, DYP’den istifa ederek DTP’yi kurmuş, Mesut Yılmaz’la birlikte darbecilerin emirlerine âmâde olmuştu.

Sağ seçmenin oyuyla CHP’ye, statükoya çalışmış; Demirel’in sağ kolu ve akıl hocası olmuştur. 28 Şubat süreci bunların maskelerini düşürdü de, gerçek yüzleri ortaya çıktı.

Hayırla yâd etmeyi çok isterdik. Ama; ülkeye faydası olmayan, Türkiye’nin gelişmesi önündeki “takoz” grubunda, ülkenin kadrolu yiyicilerinden biri olarak kaldı belleğimizde.

“Dinin keskin kılıcı” anlamına gelen Hüsamettin – doğrusu Hüsameddin-  adının hakkını dinde veremedi.. Ama; laikliğin, jakobenliğin keskin kılıcı olmakta “üst akıl hocası” oldu.

Kadere bakın ki; mason locasına kayyım atandığı gün öldü!



Hayattayken şiddetle karşı çıktığı Şer’i (İslâmi) usullere uygun olarak; yine hayattayken hiç sevmediği İmam Hatipli bir Gassal tarafından yıkandı, kefenlendi cenaze namazı kılındı, af edilmesi için dua edilerek defnedildi.

Başlığa dönecek olursak…


Ahirette kişiyi kurtaracak imanı, salih ameli yoksa; tabutuna bayrak veya yeşil örtü örtmenin, cami önüne getirip – cemaati çok olsa bile- namaz kılmanın, hatimlerin, duaların, “ışıklar içinde uyusun” demenin faydası olmayacaktır.

“Keşke”lerin fayda vermediği kötü bir sondan hepimiz Allah’a sığınmalıyız. 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

İzmirli Öğretmen

Yüksel ağabey şu Süleymancilarla ilgili bir yazı yazar mısınız. Bu sol aşkları nereden geliyor. Eskiden Ecevit'e verirlerdi şimdi CHP'ye. Kuriş bunları ululemre itaat farzdır ayetiyle kandırıyor.

Ali

Allah sevdikleri ile birlikte haşretsin.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23