Çocukları “pornoma dokunma” diyenler mi koruyacak?
Çocukları “pornoma dokunma” diyenler mi koruyacak?
YÜKSEL TOKUR
Geçen hafta ülke olarak yüreğimiz yandı. Biri öğretmen, dokuzu öğrenci olmak üzere her can için ayrı ayrı on defa..
Kahramanmaraş’ın Onikişubat İlçesinde, Ayser Çalık Ortaokulu'nda kanlı okul saldırısı gerçekleşti. Okulun 14 yaşındaki öğrencisi İsa Aras Mersinli, yanında getirdiği 5 tabanca ve 7 şarjör ile dokuzu öğrenci, biri öğretmen olmak üzere 10 kişiyi öldürdü, 13 kişiyi yaraladı.
Menfur olaydan bir gün önce, 19 yaşındaki Ömer Ket, Şanlıurfa’nın Siverek İlçesindeki bir Meslek Lisesinde pompalı tüfekle ateş açmış, 16 kişiyi yaraladıktan sonra intihar etmişti.
Dokuz tertemiz yavrumuz, her öğrenci gibi o gün okullarına dersleri için gelmişlerdi. Onları okullarına gönderen anne/babalar nereden bilsinler çocuklarını son defa göreceklerini?..
Hele Ayla öğretmen… Saldırının başladığı ilk anda, hiç tereddüt etmeden yavrularını koruyan anne kuş gibi kapandı minik kuzularının üzerine.. Canını feda ederek, uçtu cennete..
Aslında; ülkemizde genel olarak silahlı ve ölümlü okul saldırıları pek görülmemekteydi.
Beklenmedik bu vahşi saldırıyı yapan cani öğrencinin babası Polis Başmüfettişi, annesi ise öğretmen. Yani ikisi de eğitimli..
Hele ki; psikolojik sorunları olan bu çocuğun annesi başörtülü, babası sakallı felân çıkmadı; yoksa yandıydık! “İşte bunlar böyle” deyip, suçu tüm Müslümanların üzerine yıkarlardı.
Katilin polis babası Uğur Mersinli ifadesinde: "Oğlum interaktif oyunlar oynardı. Odasına girdiğimde her şeyi kapatırdı. Yaklaşık bir ay öncesinde bana: “Arkadaşlarının silahla atış yaptığını, kendisine ne zaman yaptıracağımı?” sordu. Pazartesi günü (saldırıdan 2 gün önce) emniyetin poligonuna giderek kendime ait silah ile atış yaptım, oğluma da birkaç el atış yaptırdım." demiş.
Öğretmen anne ise; “psikolojik sorunları olan oğlunu tedaviye götürmediği, dolayısıyla katliama neden olduğu” suçlamasıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Durum böyleyken; iktidara vurmak için tetikte bekleyen saldırı grubuna neyi izah edelim?..
Güya, önlem almadığı için İçişleri ve Milli Eğitim Bakanlarını çok acele istifaya çağıranlar, ailenin “geliyorum diyen tehlikenin” farkına varıp, ihmalini sorgulamazlar.
Peki, “interaktif oyun” nedir?.. Oyuncunun sadece bir karakteri hareket ettirdiği klasik oyunların ötesine geçerek, gidişatı ve sonu tamamen oyuncunun seçimlerine bırakan şiddet içerikli dijital bir formattır. Denetimi de yoktu.
Hani; hükümet “Çocuklar her türlü şiddet ve sapıklıktan korunmalı” diyerek, çocukların cep telefonlarına “aile filtresi” koymak istemişti de; şimdi; “hükümet suçlu, görevini yapmıyor!” diyenler karşı çıkmışlardı.
Hatta: “Sansürcü Erdoğan”, “Sansürsüz internet”, “Pornoma dokunma” diyerek, sokağa inip ortalığı ayağa kaldırmışlardı..
Şimdi ise; “Bu şiddet içeren diziler, siteler ne olacak?” “Telegram, Discord kapatılmalı.”, “Okullarda neden polis yok?” diyerek iktidara hesap soruyorlar..
AYLA ÖĞRETMEN CAN DEĞİL Mİ?..
YPG'li kadın terörist için saçını örenler, öğrencilerini korumak için siper olan Ayla öğretmen için saçının bir tek kılını bile kıpırdatmadılar.
Hiçbir kadın derneği onun ismini anmadı, hiçbir sol sendika yürüyüşte onun fotoğrafını bile taşımadı.
Çünkü onların ideolojilerine tersti, elinde silah yoktu! Hem; başörtülü öğretmen kıyafeti de pek uygun değildi!
Öyleyse; kullanışlı aparat olamayanlar anılmaya değmezdi! Değil mi; ikiyüzlü sahte demokratlar?!?