Belediye Başkanı mısın, mafya babası mı?
Belediye Başkanı mısın, mafya babası mı?
YÜKSEL TOKUR
Bulmak için çok mu arıyorlar?.. Ya da, aday gösterilecek olanlar özel yetenek sınavından mı geçiriliyor bilemem… Ama; CHP’nin İstanbul başta olmak üzere, birçok il ve ilçe Belediye Başkanları söylem ve icraatlarıyla ülke gündemini boş yere meşgul etmeye devam ediyor.
Hâlbuki; eski İBB şeyi gibi umre ziyaretinde Kâbe’nin önünde çekilmiş boy boy ihramlı fotoğraflarını paylaşmış, Bolu’yu “meyhaneler şehri” yaptıktan sonra alkolü bırakmış, namaza da başlayarak ne kadar “dini bütün Başkan” olduğunu göstermişti!
Önce; ülkesindeki iç savaştan ve zulümden kaçarak ülkemize sığınan, bir kısmı Bolu’ya gelip ev kiralayan, çalışıp hayatta kalmaya çalışan Suriyelilerle uğraşarak gündeme gelmişti.
Daha sonra, Bolu Kartalkaya’daki lüks bir otelde çıkan ve tam 78 vatandaşımızın hayatını kaybettiği yangında yeğenini Müdür olarak atadığı Bolu Belediyesi itfaiyesinin ihmaliyle gündeme geldi.
Gündemdeki olumsuz icraatları kesilmeyip çok sıçrayan Başkan, bu sefer kendisini beklemediği bir şekilde cezaevinde buldu.
Hem de; Türk filmlerine de konu olan, mafya sahneleri gibi bir senaryoyla..
Hani; gazino, ticarethane ve benzeri çok kazanan mekânlara genelde siyah giyinmiş, kratvatlı, asık suratlı adamlar gelir: “Babanın selâmı var. Şu kadar parayı şu zamana kadar hazırla, gelip alacağız. Yoksaaa…” diyerek tehdit/şantaj yapıp giderler.
Boyun eğen patronlar sessiz ve de mecburen babayı görürler. Görmek istemeyenlerin iş yerleri dağıtılır ya da kurşunlanır. Mafya kitabında racon böyledir abi!
Biliyorsunuz; Anayasa Mahkemesi 20 Kasım 2008’de, Belediyelerin Yükseköğrenim Öğrencilerine doğrudan burs ve kredi vermesine imkân sağlayan düzenlemeyi, CHP’nin “iptal” başvurusunu haklı bulup, var olan yasal hükmü iptal etmişti.
Bolu seçmeninin icraatlarına doyamayıp, tıpkı İstanbul gibi ikinci defa seçtiği çakma Bolu Beyi, kendi partisinin neden olduğu bu yasağı delip öğrencilere güya burs vermek için para bulmaya kalkışmış.. Yöntem; “bursu siz verin” değil, “parayı bizim vakfa yatırın!”
Ne yapmış?.. Üç harfli market yetkililerine: “Bakın, burada şu kadar şubeniz var ve çok kazanıyorsunuz. Bu kaymağı size yalnız yedirmem. Seve seve bağış yapın. Yoksaaa…” Bağışta gönüllülük esas olsa da, CHP usulü bağış böyleymiş!
İstenilen parayı çok bulup rüşvet, pardon bağış vermek istemeyen marketlere, “sen misin para vermeyen” deyip zabıtalarını musallat edip baskılarını artırmış.
İşte bu şantaja boyun eğmeyip konuyu yargıya taşıyan yetkililer suçlu, şikâyet üzerine görevini yapmak üzere harekete savcı suçlu, muhtemelen yargılama sonucu ceza verecek olan hakim de suçlu olacak.. Ama, Genel Başkanları gurur duyacak, miting düzenleyecek.
Yerseniz, göz yaşartan şu savunmaya bakın: “Öğrencilere burs verdiğim için tutuklandım!”
Kim bilir; Bolu veya diğer şehirlerimizdeki market zincirleri ve diğer işletmelerden sessiz sedasız rüşvetini, pardon bağışını veren kaç tane ticarethane vardır.
Ayrıca; illa da “öğrencilere burs vereceğim” kılıfına de gerek yok. “Kurda kuşa dağıtılmak üzere haraç, pardon bağış vereceksin” deseler de olabilir!
Yerelde bunları yapanlar, ülke idaresine gelirlerse vatandaşı soyup soğana çevirmezler mi?
Acaba; kuru bir çayın üzerine köprü yaptırıp; geçenden 33, geçmeyenden zorla 40 akçe alan Deli Dumrul örneği “vakıf köprüsü” mü kurdu dâhi Başkan?!?.. Dosya yargıda; bekleyip görelim bakalım..
Seni hiç sevmedim süt oğlan, pardon çapsız Başkan. Yoldaşın Silivri zübükzâdesini de sevmezdim. Ayrıca; babalarınızı da tanımam!