Yüreğiyle konuşan adam: Gönenli Mehmed Efendi
Müşriklere hitaben inen âyetlerin (Tebbet gibi) mü’minlere yöneltildiği, hatta muhatabı yerle bir etmek için Tevrat’dan bile referanslar getirildiği şu günlerde, “iman-ahlâk” sınırlarını zorlamaya çoktan başlamış “Siyaset-cemaat” kavgalarını bir tarafa bırakıp, ölüm yıldönümü (02 Ocak 1991) münasebetiyle “Gönenli Mehmed Efendi” olarak tanınan Mehmed Öğütçü Hocaefendi’yi anmak istiyorum (çok uzun cümle diye uyarıyor bilgisayar)…
Çünkü inananların halim-selim, gerçekten hoşgörülü, gerçekten seven ve bunu yalnızca sözüyle değil tüm hayatıyla da ispatlamış örneklere ihtiyacı var…
Bu açıdan Gönenli Hocaefendi, yalnızca bir örnek değil, aynı zamanda, benim gibi güncel tartışmaların fırtınalarından bunalan tüm mü’min ruhlara bir sığınaktır.
Gönenli’nin en büyük üç kıymetinden biri sevgisi, biri şefkati, biri himmeti, biri gayretidir.
Öyle bir zaman dilimi düşünün ki dostlarım, minarelerden “Ezan-ı Muhammedi” indirilmiş, yerine “Tanrı uludur” çığlıkları atılmaya başlanmıştır…
Bir zaman dilimi düşününüz ki, önce devletin pusulası Batı’ya ayarlanmış, sonra millet Batılılaşmaya zorlanmıştır…
Bir zaman dilimi düşününüz ki, millet yiyecek ekmek bulamamakta iken devlet sözde “halk evleri” açmakta, sözde halk evlerinde, kadın elinin nasıl sıkılacağı, kadınla karşılaşıldığında nasıl şapka çıkarılıp selamlanacağı, hangi kadehle rakı, hangi kadehle viski içileceği öğretilmektedir…
Bir zaman dilimi düşününüz ki, camiler ya kapatılıp satılmakta ya da başka amaçlar için kullanılmak üzere kiralanmaktadır…
Bir zaman dilimi düşününüz ki, yürekler dağlanmakta, fukaralıktan, kıtlıktan, yokluktan ve baskıdan milletin anası ağlamaktadır…
Bir zaman dilimi düşününüz ki, din eğitimi veren tüm okullar, tüm kurslar kapatılmış, zaman içinde Türkiye, cenaze kaldıracak imam bulmakta dahi zorlanmaya başlamıştır…
Kısacası o zaman diliminde ezan yasak, hac yasak, din eğitimi yasak, hafızlık yasak, ilmihal basıp satmak yasak, radyolarda Türk sanat müziği ve halk müziği çalmak yasak, okullarda Selçuklu-Osmanlı tarihi okutmak yasaktır!
Gönenli Mehmed Efendi işte böyle bir zaman diliminde hizmetine başladı. Kendini inançlarının hizmetine adadı.
Kimseye meydan okumadan, siyasete ucundan kıyısından bile bulaşmadan, kirletmeden, kirlenmeden yokluk içinde devam etti hizmetine: Anadolu’nun fakir çocuklarını Kur’an’la buluşturdu. İhtiyaçlarına kefil oldu. Böylece Kur’an eğitiminin önünün kesilmemesini sağladı.
O, sözün tam mânasıyla bir “Yürek Adam”dı.
“Yürek Adam” olmak için, öncelikle kocaman bir yürek lâzım…
Derin iman/ ihlâs lâzım…
Yüksek ahlâk/ fazilet lâzım…
Geniş idrak lâzım…
Kavrayıcı ve kapsayıcı şefkat lâzım…
Yaygın fedakârlık lâzım…
Uhuvvet lâzım…
Rahmetli Gönenli Mehmed Efendi’de bunlar vardı…
Bunlar olduğu için de, etkileyici bir insandı.
Başka “Hoca”ların sözü, bir kulağımızdan girip bir kulağımızdan çıkarken, Gönenli Hocaefendi’nin her sözünün yüreğimize kök saldığını ancak şimdi anlayabiliyorum…
Çünkü o “Yüreğiyle konuşan adam”dı: “Yüreğiyle konuşan adam”ı, cemaat, yüreğiyle dinler, böylece yürekten yüreğe köklü bir buluşma gerçekleşirdi…
Bu sayede insanlar camie, namaza, ibadete ısınır, hoşgörünün anlamını kavrardı…
Çünkü Hocaefendi, aynı zamanda, bizim o gençlik yıllarının hızına sığdıramayacağımız kadar hoşgörülüydü. Ne cemaatini küstürecek bir şey söylerdi, ne turistleri. Ona baktığınızda size değer verdiğini, hatta sizi sevdiğini anlardınız.
Hayatımda isteyerek ve severek öptüğüm, nadir ellerden biri onun elidir…
Allah rahmet eylesin.


