--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Yılmazsak yıkılmayız!

Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu

Yüreğim çok sıkıldığında, ruhum çok bunaldığında, herhangi bir sebepten dolayı çözümsüzlüğe tıkandığımda, peygamber hayatlarına yönelir, yokluklar içinde verdikleri mücadeleleri hayranlıkla okur, o muhteşem örneklerden ihtiyacım olan motivasyonu alıp yeniden dirilmiş gibi tazelenmiş ve güçlenmiş olarak umutla hayata sarılırım…

Ve daha önce çözümsüz gibi gördüğüm, gözümde büyüttüğüm problemlerin çözümü hususunda elimden geleni yapmaya başlarım…

İnsanın, şartlar ne olursa olsun, şartlara teslim olmadan, pes etmeden, yılmadan ve yıkılmadan elinden geleni yapması çok önemlidir… 

Hatırlayalım…

Hz. Âdem ile Havva, bu sayede hayatta kaldılar…

Hz. İbrahim, bu sayede Nemrut ateşinden kurtuldu (kurtarıldı)…

Hz. Yusuf, bu sayede kuyudan çıktı (çıkarıldı)…

Hz. Hacer, bu sayede Zemzemle buluştu (buluşturuldu)…

Hz. Yunus, bu sayede balığın karnından selamete çıktı (çıkarıldı)…

Hz. Meryem, bu sayede Hz. İsa’yı dünyaya getirdi…

Hz. Asiye, bu sayede Hz. Musa’Firavun’un sarayında büyüttü…

Hz. Âlişan Efendimiz, bu sayede, hicret etmek zorunda kaldığı Medine’de devlet kurup çıkarıldıktan sekiz sene sonra Mekke’yi fethetti…

Fatih Sultan Mehmed, bu sayede imkânsızlıkları yenip “alınamaz” sanılan Konstantiniye’yi fethetti…

Yavuz Sultan Selim, bu sayede “geçilemez” denilen Sina Çölü’nü geçti…

Seyid Onbaşı, bu sayede 250 kilo civarında mermileri sırtında taşıyıp savaşın istikametini değiştirdi, büyük bir zaferin tetiğini çekti.

Kısacası dini ve milli tarihimizde buna pek çok örnek var.

Okudukça anlarsınız ki, başarının birinci şartı yılmamak, yıkılmamak, ne olursa olsun “yola devam” etmek için elden geleni yapmaktır.

Elimizden geleni eksiksiz yaparsak, Rahmet-i İlâhî üzerimize tecelli eder…

Rahmet-i İlâhi tecelli ettiğinde imkânsızlar mümkün hale gelip nice olmazlar olur.

***

Hiç düşündünüz mü? Bugün yaşadığımız olumsuzluklar, bazı “sapma”larımızın bedeli olmasın!

Siyasette, ticarette ve sosyal hayatta güçlendiğimiz ölçüde, ebedi hedeflerimizden “inhiraf” (doğru yoldan sapma) edip dünyevileştiğimizi kim inkâr edebilir?

Bu durumda bir “şefkat tokadı”nı hakketmediğimizi söyleyebilir miyiz?

Çare: Kendimizi derleyip toparlamak, Hz. Âdem ve Hz. Havva tövbesiyle yenilenmek ve inançlarımızı dümdüz hayata geçirmeye çalışmaktır.

Kısacası Allah’ın rahmetini hak etmektir.

***

Bize cebren ve hile ile yaşatılan zorluklar yüzünden, bazen yüreğimiz yoruluyor… Bazen inciniyor, kırılıyor, çözülüyoruz… İçimiz içimize çöküyor…

Hele şu sıralar, malum gelişmeler yüzünden, fazlaca incinmiş bulunuyoruz: Tutunduğumuz dallar kırılmış, güvendiğimiz dağlara kar yağmış, vuslat bir başka bahara kalmış gibi… İster istemez insanın morali bozuluyor, canı sıkılıyor, ufku kararıyor!

Böyle zamanlarda geçmiş örneklere gidin. Meselâ, açın bir Kur’an mealini, peygamber kıssalarını okuyun. Ya da açın Resimli Osmanlı Tarihi’ni, (Yavuz Bahadıroğlu, Nesil Yayınları, 0212 551 32 25) önder kişilerin hayatını inceleyin…

Rahatladığınızı hissedeceksiniz.

Bu ülke geçmişinde bugünkünden çok daha ağır bedeller ödedi. İnsanlarımız çok daha beter çileler, sıkıntılar, dertler çekti…

Üstelik onların yaşadığı dönemde insan kaynakları bile kurumuş, neredeyse tüm umutlar tökezlemişti. Her şeye ve her yere olumsuzluk hâkimdi. Ama asla yılmadılar. Yılmadıkları için de yıkılmadılar ve akıbet düze çıktılar.

Biz de çıkacağız. Unutmayın: Yılmayan yıkılmaz!

 

Yavuz Bahadıroğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle