Yaşasın bedava hayat!
CHP ve HDP’nin vaat silsilesini şöyle özetlemek mümkündür:
“Yaşasın tembellik!”
Vaatlerin ayrıntısını boşverip, tümünü birden damıttığınızda, bu sonuç çıkıyor...
Ve buna oy verecek milyonlarca “bedava hayat” tutkunu var bu ülkede...
Zenginin ne tür çabalar ve riskler sonucu zengin olduğuna değil, servetinden kendilerine pay ayırmamasına kızarlar...
“Onda var bende yoksa bu eşitsizliktir, adaletsizliktir” diye düşünürler.
Gerçekçi olduğundan değil, böyle düşünmek hoşlarına gittiğinden...
Bunlar, “Sen çalış ben yiyeyim” taraftarıdır...
Çalışmayı sevmezler...
Emeği umursamazlar...
İşin ucundan tutmayı bilmezler...
Hiçbir sıkıntıya gelemezler...
İşsizlikten yakınırlar, iş beğenmezler...
Dillerinde “hep o şarkı” vardır:
“Devlet versin!..”
“Devlet yapsın!..”
“Devlet baksın!”
“Devlet bulsun!”
“Devlet nereden bulsun?” sorusuna dudak kıvırır, sırıtırlar...
Kılıçdaroğlu bile “Her ay 150-200 milyar lirayı nereden bulup vaatlerini yerine getireceksin?” diye soranlara, “Ben bulurum” diyor...
Eskiden “Benim adım Kemal” der, adını “sihirli değnek” gibi göstermeyi çok severdi. Kimse “Kemal” adını teminat saymayınca, vazgeçti. Bunun yerine “Ben bulurum” diyor, ama hâlâ kaynak göstermiyor.
Çünkü yok...
Yok, ama “kaynak” işlerine kafayı takanlar için yok, “Versin de nereden verirse versin” diyenler, bu vaatlerden etkilenir... “Reel ekonomi... Kaynak... Bütçe” filan sorgulamazlar.
Kendi köylülerimden biliyorum...
70’li yıllarda Süleyman Demirel başbakandı. Verdiği talimat istikametinde, devlet çay fabrikaları, bizim köylülerin ürettiği tüm çayları satın alır, fabrikalar yetersiz olduğundan çay yüklü kamyonlar fabrika yerine deniz kenarına iner, yüklerini denize boşaltırlardı...
Çünkü fabrikalara, “Alın ve dökün!” talimatı vermişti: “Oy gelsin de nasıl gelirse gelsin!”
Bizim köylüler buna bayılır, aydan aya çay paralarını alıp keyiflerine bakarlardı.
“İşin içinde iş” arayıp, “Devlet bu parayı nereden buluyor?” diye soranlara da burun kıvırır, “Banane, nereden buluyorsa buluyor, ben cebime girene bakarım” derlerdi.
Sonunda ekonomi yamulup vaktiyle aldıkları her kuruş enflasyon ve pahalılık şeklinde ceplerine yansıyınca, feryud-u figâna başladılar; ama iş işten geçmişti...
Hazine iflas bayrağını çoktan dikmişti.
Demirel bundan ders çıkardı mı dersiniz? Hayır! İlerleyen zamanlarda, “Özal’ın verdiğinin beş fazlası benden” diye diye seçim kazandığını ve tekrar başbakan olduğunu unutmayalım.
Biz hâlâ aynı milletiz: Yani kimse bizden “reel ekonomi”nin gereklerine uygun davranmamızı beklemesin. Cebimize girene bakarız!
Anlayacağınız CHP ve HDP’nin “desteksiz atış”ları halkın “çalışmadan yeme” taraftarı olan önemli bir kesimini etkiler.
Bedava elektrik, bedava su, bedava doğalgaz, çalışmadan maaş, asgari ücrete ve emekli maaşlarına zam, emeklilere iki ikramiye, taşeron işçilerin kadroya alınması, parasız eğitim gibi vaatler bu kesime cazip gelir...
“Kaynak?” diye soranlara da nanik yapar, “kaynak kaynakçılarda” diye dalga geçerler!
Sonra “söylemedi” demeyin.


