--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Vurun kadına! Vurun kadını!

Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu

Araştırmaya göre bir ev hanımının günde ortalama 2 saat 22 da­ki­kası mutfakta, 2 saati çamaşır ve ütüde, 1 saat 30 da­ki­kası çocuk bakımında (her çocuk için bir bu kadar daha), 30 dakikası diğer aile bireyleri için çabalamada, 1 saati temizlikte, 45 da­ki­kası alışverişte olmak üzere, günde 8 saat 32 da­ki­kası “ağır işçi” statüsünde çalışarak geçiyor...

Bu yoğun çabaya rağmen, biz erkekler, “kadın”ı cezalandırmaya bayılıyor, bunu da çeşitli şekillerde yapıyoruz!

Çünkü kafalarımızdaki “kadın” imajı olumsuz çağrılar yapıyor.

Gelin şimdi birkaç örneğin ışığında erkek kafalardaki “kadın” imajına bakalım... 

Hazret-i Âdem’i “Yasak Meyve”yi yemek için Hazret-i Havva kışkırtmıştır!..

Yanlış: Kur’an’a göre, ikisini de şeytan kandırmıştır...

Hz. Hatice ilk kadın Müslümandır!.. 

Yanlış: Çünkü Hz. Hatice kadınlar ve erkekler arasında ilk Müslümandır...

Hürrem Sultan, Kanuni’yi kandırıp oğlu Şehzade Mustafa Beyi katlettirmiştir!..

Yanlış: Zira hüküm mevkiinde bulunan Hürrem Sultan değil, Kanuni Sultan Süleyman’dır. Bütün icraatlardan o sorumludur (çocuk mu ki kandırılsın?). Hürrem Sultan ise, oğlunu hayatta tutmak için çırpınan bir annedir.

Mahpeyker Kösem Sultan devlet yönetmek için fitne-fesat çıkaran bir kadındır!..

Yanlış: Oğlu IV. Murad küçük yaşta olduğu için “Naibe” sıfatıyla onun adına devleti yönetmek zorunda kalmış dirayetli bir “Valide Sultan”dır.

Manzaraya bakın: Devletin her yerinde yüzlerce “erkek” yönetici olmasına rağmen, Osmanlı Devleti’nin çöküşünün en önemli sebeplerinden biri olarak birkaç kadın gösterilıyor.

Erkekler masum: Tümüne toptan beraat!

Ne de olsa tarihi erkekler yazıyor! Ve ne hikmetse, erkek tarihçi, tarihin içinde de hayatın içinde de “dirayetli kadın” görmeye tahammül edemiyor.

Hıristiyan/Batılılar açısından bu yaklaşımı anlamak mümkündür, ama Müslüman/Türk tarihçilerinin “tarihteki kadın” konusunda biraz daha “insaflı” olmaları lâzım...

Çünkü, Peygamber Efendimiz, vahye dayalı “Yürek inkılâbı”“kadın hakları” üzerinden gerçekleştirmiş; Risaletten önce diri diri gömülen kadını kurtarıp hayata katmış, saygınlık kazandırmış, eşlerine daima saygı ve sevgi çerçevesinde yaklaşmış, onları övmüş, onlara yük olmamak için de kendi işini kendisi görmüştür.

Peygamberimizin herhangi bir eşine bir fiske vurduğunu, hatta onlara bağırdığını, azarladığını söyleyen tek bir rivayet dahi yoktur...

Bu yüzden eşlerini döven dindar Müslümanların referansı Peygamber Efendimiz değildir.

¥

Kadın-erkek muvazenesini, bence bu olgu üzerinden yeniden kurmamız gerekiyor. Bunun için de kadim değerlerimizden oluşmuş sağlam bir zemine ihtiyacımız var. 

Bence Resul-i Alişan Efendimizin Veda Hutbesi’nde billurlaşan “manifesto” bu iş için en uygun zemindir...

Buyuruyor ki: “Ey İnsanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim... Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, kadınların da sizin üzerinizde hakları vardır...”

Bilmem başka söz gerekiyor mu?

 

Yavuz Bahadıroğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle