--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Umutlarınızı diri tutun!

Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu

Söylemiştim: Bendeniz, bunaldığımda tarihe kaçarım. Geçmiş zamanlarda yaşanan sıkıntıları, elem ve çileleri okumakta teselli ararım...

Bu konuda özellikle Peygamberler Tarihi bulunmaz nimettir. Çünkü Hz. Süleyman’la Hz. Davut haricindeki tüm peygamberler, birer çile yumağıdır.  

Hatırlayalım...

“Yasak meyve”yi yiyen ilk babamız Hazret-i Âdem’le ilk annemiz Hazret-i Havva, Cennet’ten çıkarılmışlardı...

Üstelik iki sevdalı insan, aynı bölgeye değil, bir birlerine uzak bölgelere indirilmişlerdi...

Böylece insanoğlunun kıyamete kadar devam edecek imtihan süreci başlamıştı (Tüm yaşananlar ve şimdi bizim yaşadıklarımız, bu imtihan sürecinin parçalarıdır).

Muhtemelen dinozorların kaynaştığı, canavarların uçuştuğu koskoca dünyada artık yapayalnızdılar...

Şartlar tümden olumsuzdu. Ama tümden olumsuz şartlara rağmen asla umutsuzluğa düşmediler, hayata küsmediler...

Daima diri durdular. 

Çünkü Allah’a güveniyor, başlarına gelenden Allah’ı değil kendilerini sorumlu tutuyor, yine O’na sığınıyor, tövbe üzerine tövbe ediyor, yine buluşturulmak ve Cennet’e döndürülmek için bir taraftan dua ediyor, diğer taraftan ellerinden geleni yapıyorlardı.

Sonunda tekrar kavuşturulup Cennet’e döndürüldüler.

Birinci ders: Olumsuz şartlardan korkmayın; bilin ki, şartlar her an değişebilir.

¥

Hazret-i Nuh’a “tufan” çıkacağı, karaların denize dönüşeceği bildirilmiş, kendisine inananlarla birlikte bu felaketten kurtulabilmesi için de bir gemi yapması emredilmişti...

Hz. Nuh, emre uyup gemiyi yapmaya başlayınca, karısı ve oğlu dâhil, irşada memur olduğu kavminden pek çok kişi karşı çıktı. Onlara göre Hz. Nuh hayal görüyordu, delirmişti...

“Farklı” olduğunu düşünmemeli, hele de “gemi” dediği ağaç yığınını bir tarafa bırakıp çoğunluğa katılmalı, o da “herkes gibi” olmalıydı.

Daha önce hiç “tufan” olmadığı, ninelerinden, dedelerinden böyle bir şey duymadıkları, zaten havaların çok güzel gittiği, yağmur bile yağmadığı biçiminde kendilerince “mantıklı” gerekçeler ileri sürüp Hz. Nuh’u kendileri gibi “mantıklı” olmaya çağırıyorlardı.

Fakat Hz. Nuh derin “iman”ının gereğini yapıyor, bildirilenin olacağına inanıyordu.

Ve oldu... Tufan çıktı... Karısı ve oğlu dâhil, iman etmeyen herkes, çok önemseyip bir türlü vazgeçemedikleri dünyalıklarıyla birlikte sulara gömülürken, Hz. Nuh ve inananları, “Allah’ın emri” üzerine yaptıkları gemi ile selamete doğru dümen kırmışlardı.

İkinci ders: Herkesin her şeyi anlamasını beklemeyin!

¥

Hz. Yusuf’u kuyuya, Hz. Yunus’u denize, Hz. İbrahim’i ateşe attılar... Onlara zulmedenler, işlerini bitirdiklerini zannettiler... Artık problem kalmadığını düşünerek sevindiler.  Olayı çözmüşler, istediklerini yapmışlardı...

Ama Hz. Yusuf kuyudan, Hz. Yunus balığın karnından, Hz. İbrahim, Nemrut ateşinden kurtuldu... Hz. Musa Firavun’un sarayında büyüdü... Hz. İsa, Roma despotlarının gücü karşısında bile pes etmedi... Hz. Âlişan Efendimiz, Ebu Cehil’in imkânlarına teslim olmadı...

Üçüncü ders: Allah’ın bitirmediğini kimse bitiremez!

¥

Mekke’den Medine’ye göçerken (Hicret, Milâdî 622) takipçilerinden kurtulmak için sığındıkları mağarada, Hz. Ebubekir’in endişelendiğini gören Efendimiz, muhteşem yol arkadaşına dedi ki: “Korkma ey Ebubekir, Allah bizimledir!”

Ülkemizi Birinci Dünya Savaşı öncesi gibi sıkışmış hissettiğimiz bir dönemde bunu sık sık hatırlamamız ve dua makamında tekrarlamamız lâzım: Allah bizimledir!

 

Yavuz Bahadıroğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle