--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Terör, zaman ve Bediüzzaman(2)

Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu

Hiç peşrevsiz, dünden devam edelim...

“Eski terbiye-i İslâmiyeyi alanların (İslâmi bir terbiyeden geçenlerin) yüzde ellisi meydanlarda varken (henüz sağ iken) ve ananatı milliye ve İslâmiyeye (dini ve milli geleneklere) karşı yüzde elli lâkaydılık (umursamazlık) gösterildiği halde; elli sene sonrasında, yüzde doksanı nefs-i emmareye tabi olup millet ve vatanı anarşiliğe (terörizme) sevk etmek ihtimalinin düşünülmesi ve o belaya (terör belasına) karşı bir çare taharrisi (araştırılması) gerekir.” (Bediüzzaman, Emirdağ Lâhikası-1).

Tekrar hatırlayalım ki, Bediüzzaman, bu ikazları 40’lı yıllarda yapıyor. O yıllarda, Osmanlı ter-biye sisteminden geçmiş nisbeten dindar bireylerin, yetişkin nüfus içinde çoğunlukta olduğu yıllardır. Buna rağmen, Üstad, dinden bir kopuş sürecinin başladığını gözlemlemiş, bu kopuşun elli yıl kadar sonra “Rüzgâr eken fırtına biçer” hesabı, acı meyveler vereceğini görmüş ve yöneticilere de göstermek istemiştir:

“Dikkat et! Bu milletin din ile rabıtaları (bağları) kopmasın. Eğer dinden rabıtaları koparsa, o vakit hayatı içtimaiyede (sosyal hayatta) bir semmi katil (öldürücü zehir) hükmünde, (hatırlarsanız, geçtiğimiz yıllarda bir grup terörist sarin zehiri ile Tokyo metrosunu zehirlemişti; bugünlerde yine gaz savaşlarından söz ediliyorne kadar garip) hükmünde, o dinsizler zarar verecekler.” (Lem’alar).

Dünyevileşmenin, paraya ve güce kilitlenmenin, kısacası sekülerleşmenin ahlâki her açıdan tahrip edeceğine, sonuçta madde dışında değer tanımayan insanların git gide canavarlaşacağına ve birbirlerinin gırtlağına dalacağına dikkat çeken Bediüzzaman, tahribatın boyutlarını bundan yaklaşık altmış sene kadar önce kesin bir dille haber veriyor:

“Elbette ektikleri tohumlar hiç bir kayıt ve hürmet tanımayan anarşistlik (terörizm) mahsulünü verecek. Çünkü kalb-i insaniden (insan kalbinden) hürmet ve merhamet çıksa; akıl ve zekâvet o insanları gayet dehşetli ve gaddar canavarlar hükmüne geçirir, daha siyasetle idare edil(e)mez.” (Şualar)

Yüreklerinden “hürmet ve merhamet” çıkmış bir avuç insanın neler yapabildiğine dünya yakınen şahit oldu. Teröristlerin “akıllı ve zeki” olmaları sadece tahribatın boyutlarını genişletti. Newyork’daki Dünya Ticaret Merkezi’ne gerçekleştirilen ölüm dalışları sonucu onbinlerce mazlum öldü.

Ya teröristlerin dini kimliği?.. Acaba Müslüman kimlikle ilgili olarak nasıl bir değerlendirme yapılabilir?

Yine Bediüzzaman’ı dinleyelim:

“Bir Müslüman İslâmiyet dairesinden çıksa, mürted ve anarşist (terörist) olur. Hayat-ı içtimaiyeye (sosyal hayata) zehir hükmüne geçer. Çünkü anarşi (terör) hiç bir hak tanımaz. İnsaniyet seciyelerini canavar hayvanlar seciyesine çevirir.” (Kastamonu Lâhikası-II)...

Ayrıca, Bediüzzaman, “samimi müminlerin” hiçbir zaman teröre ve bozgunculuğa taraftar olamayacağından, çünküçok ilginçtir, amaterörün “İnsaniyet seciyelerini ve medeniyet eserlerini (Üstad, aca-ba IŞİD’in tarihi eserleri yok etmesinden mi basdediyor?) canavar hayvanlar...” gibi tahrip ettiğinden de söz ediyor (Tarihçei Hayatı).

Dünyanın zengin parçası, üretimtüketim kıskacında insanları yıllar boyu bunalttı...

Kapitalizm, yıllar boyu insan yüreği öğüttü... İnsan yüreğinin öğütüldüğü yerde terörizm yeşerdi.

Şimdi ürettikleri şeyi yok etmeye çalışıyorlar.

İnsanlık adına almamız gereken öyle çok ders var ki...

Ve Bediüzzaman o kadar haklı ki...

Ders kitaplarında ve televizyon ekranlarında yıllar boyu “İnkâr fırtınaları” estirmek suretiyle nesilleri “dalaleti mutlaka”ya düşürenler, başlarını ellerinin arasında alıp bu necip millete, dolayısıyla da tüm dünyaya yaptıklığı kötülüğü düşünmelidirler.

Yavuz Bahadıroğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle