--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Sultan İkinci Bâyezid’in ‘tüketici hakları’ fermanı

Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu

Dünkü yazımızın girişini tekrarlayarak başlayalım ki, konu daha rahat anlaşılabilsin...

Şöyle demiştik: “Osmanlı’yı bir ‘savaş devleti’ saymak yanlıştır. Osmanlı bir ‘Medeniyet Devleti’dir ve merkezinde ‘insan’ vardır...

“İnsanı ilgilendiren her konu ile de yakından ilgilenmiş, her şeyi kanuna-nizama bağlamıştır. Kısacası, Osmanlı Devleti’nde ‘boşluk’ ve ‘başıboşluk’ yoktur. Bu ‘tüketici hakları’ konusunda da böyledir.

“Oysa bu konuda aldığım soruların çoğu şu şekilde başlıyor: ‘Osmanlı toplumu ‘tüketim toplumu’ olmadığı için tüketici hakları konusunda düzenlemeler yaptığını sanmıyorum ama...’

“Aması-maması yok efendim, yapmıştır! Çünkü devletin görevi bir kişinin bile mağduriyetine sebebiyet vermemektir.

İsterseniz Sultan İkinci Bâyezid dönemine ilişkin İstanbul, Bursa ve Edirne ‘İhtisâb (belediye) Kanunnâmeleri’nden bazı örnekler verelim”...

“Hammâmcılar, hâmmâmları gözedeler, yunmuş (yıkanmış) ola, ıssı ve sovuk su ile ârâste (Bezenmiş, süslenmiş) ve dellâkları cest ve çâlâk (ferasetli, akıllı) ola. Usturası keskin ola. Şöyle ki, usturası altında kimesne zahmet çekmeye ve nâzır olan fotaları (havluları) pâk duta; Müslümana virdüği fotayı kâfire vermeye.”

“... Ve dahi hekîmlere ve attârlara ve cerrâhlara, muhtesibin hükmi vardır; görse ve gözetse gerekdir.”

“Bakkallar ve attârlar ve bezzâzlar ve takyeciler, onun on bire satalar, ziyâdeye satmayalar. Ziyâdeye satarlarsa, muhtesib dutub te’dîb ede (cezalandırsın). Ammâ bu bâbda ve gayride mahkeme kararı bile ola. (Mahkeme kararı olmadan kimse cezalandırılmamalı anlayışı)”

“Berber gözlene; kâfir başın tıraş etdükleri ustura ile Müslüman başın tıraş etmeyeler. Kâfir yüzin sildikleri fota ile Müslüman yüzin silmeyeler. Usturaları keskin ola...”

“Tabipler dahi gözlene; bîmârhâne (hastahane) tabiplerine göstereler, imtihân edeler, kabul itmedikleri kimesneleri men edeler. Cerrâhlar dahi gözlene; sanatlarında kâmil (olgun) olalar.”

“Değirmenciler gözlene; değirmende tavuk beslemeyeler ki, halkın ununa ve buğdayına zarar etmeye. Ve âdetlerinden artuk almayalar ve iri öğütmeyeler ve kesmüklü buğdayı değiştirmeyeler ve illâ muhkem ve müntehî hakkından geleler.”

“... Ve câmilerde dilenci tâifesin yürütmeyeler... Ve her san’atı aydan aya kadı ile teftiş ede ve dahi göre ve gözede. Her kangısı (herhangisi) kim tayin olunan narhdan eksük sata, muhtesib (belediye başkanı) hakkından gelüb teşhîr ede.”

“Fil-cümle bu zikr olunanlardan gayrı her ne kim Allâh ü Te’âlâ yaratmışdır, hepsini de muhtesib (belediye başkanı) görüb gözetse gerekdir, hükmi vardır.”

“Şöyle bileler, her kim muhâlefet ve inâd ederse, itâba ve ikâba müstahak olur.”

Gördüğünüz gibi, Sultan İkinci Bâyezid devrinde tüketici şimdikinden daha iyi korunuyor, hayvan hakları şimdikinden daha büyük bir dikkatle gözleniyor, her şeyin temiz olması için elden gelen gayret gösteriliyordu...

Bursa, İstanbul ve Edirne “İhtisâb (belediye) Kanunnâmeleri”nden alınma bu maddeler, Osmanlı duruşu konusunda bir fikir verir sanırım...

Hele bir de, bu kanunların dünyanın ilk “Tüketici Haklarını Koruma Kanunu” olduğunu hatırlarsak, nereden nereye geldiğimiz konusunda da bir fikrimiz olur.

Konu hakkında daha geniş bilgi edinmek isteyenler, Prof. Dr. Ahmet Akgündüz’ün “Osmanlı Kanunnâmeleri” isimli eserine başvurabilirler.

Yavuz Bahadıroğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle