Siyasette ölçü
“Ama iktidar da şöyle şöyle yanlışlar yaptı!”
Olabilir, kimse melek değildir. 13 sene iktidarda olan bir partinin hiç yanlış yapmadığını kimse iddia edemez. Zaten hiçbir şey yapmayan yanlış yapmaz, bir şeyler yapanlar o yapılanların arasında bazılarını yanlış yaparlar!
Vicdan gözüyle bakılır: Yanlışı mı çok, doğrusu mu?
Vicdanî bir bakış, bu iktidarın doğrularının yanlışlarından çok daha fazla olduğunu görmeye yetecektir...
İdeolojik ölçü kullananlarla, kişisel ya da zümre menfaati kovalayanlar ise sadece yanlışları görür. Bunun bir adım ötesi de Türkiye’yi kündeye getirip topyekûn yere sermek isteyen “dış güçler”le aynı dili kullanmaktır.
Bu tavır, birazcık tarih bilenlerin meçhulü değildir: 1915’lerde de yaşanmıştır…
Kısaca hatırlayalım…
O yılların Türkiye’sinde İttihad-Terakki iktidarı var ve Enver Paşa, Padişah’tan sonraki en etkili isimdir…
Osmanlı Devleti, Çanakkale dâhil, beş cephede varlık mücadelesi veriyor...
Yunanlılar ve Ermeniler, Enver Paşa ile Sadrazam Said Halim Paşa hakkında envai çeşit spekülasyon üretiyorlar, aşağılama ve itibarsızlaştırma kampanyaları yürütüyorlar, içimizdeki yandaşlarını da kullanarak, her türlü iftirayı fütursuzca atıyorlar.
İngiltere başta olmak üzere, Avrupa’nın büyük devletleri Ermeni ve Yunan tarafını destekliyor. Osmanlı’nın yeniden dirilmesini, hilâfetin tekrar güçlenmesini engellemek için, envai çeşit oyun sahneliyorlar.
“Bizim aydınlar”ın çoğu da, onlarla (amaç birliği olmasa bile) söz birliği içinde iktidara saldırıyor.
Esasen İttihad-Terakki iktidarının eleştirilecek yanları çoktur, o kadar ki, çoğu aydınlarla birlikte devrin sayılı münevverlerinden Bediüzzaman da oldukça sert eleştiriler yöneltiyor.
Ancak bu eleştirilerin, Osmanlı’yı bölüp parçalamak isteyen “dış güçler”in işine yaradığını derin bir ferasetle anlar anlamaz, hemen tavır değiştiriyor. Enver Paşa ile hükümete yönelik tüm eleştirilerini bıçak gibi kesiyor.
Bunun sebebini soranlara verdiği tarihi cevap, bugün için de geçerlidir. Şöyle diyor:
“Ben tokadımı Atranik’le beraber (Ermeni/Taşnak Komitesi Reisi) Enver’e, Venizelos (Yunan Başbakanı) ile beraber Said Halim’e (Osmanlı Sadrazamı) vurmam! Vuran da nazarımda sefildir!”
Beni “hükümet yanlısı” ilân edenler bilsinler ki, aynı ölçüyü kullanmaya çalışıyorum.
Bakın neden?..
Türkiye kırılması hayli zor bir “kuşatma”nın içinden geçiyor (inşallah takılmadan bunu da aşacağız).
Bölgeyi yeniden şekillendirmek isteyen “dış güçler”, bizi “yalnızlaştırmak” için önce İslâm ülkelerini karıştırdılar…
Filistin’in, Afganistan’ın, Pakistan’ın yanı sıra Irak’ın, Suriye’nin, Mısır’ın ve daha birçok İslâm ülkesinin başını belaya soktular.
Sonra PKK’nın yanına PYD’yi, kargaşanın ortasına IŞİD’i koydular. Algı operasyonlarının yanı sıra tüm soğuk savaş taktiklerini cepheye sürdüler. Şimdi de Alevi-Sünni düşmanlığı üzerine taktik geliştiriyorlar.
Amaç, sayın Cumhurbaşkanı’nın da artık telaffuz ettiği gibi, Türkiye’yi bölüp parçalamaktır!
Böyle bir ortamda bulunduğumuz için dini, “millî” ve “yerli” vicdanımla haykırıyorum:
“Ben tokadımı PKK ile beraber Erdoğan’a, Esed, Sisi, İran, Rus, İsrail, İngiliz, Alman ortaklarla beraber hükümete vurmam!”
Gerisi malum!


