--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Padişahlar diktatör müydü?

Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
9

Başöğretmenim bir gün hışımla sınıfa girip, girer girmez o devrin ana muhalefet partisi lideri İsmet İnönü’yü savunmasından anladım ki, dışarıda birileriyle bu konuyu tartışmış, iyice damarına basmışlar.

Hem sınıfa çöreklenen ağır havayı dağıtmak, hem de sınıfın “çokbilmiş”lerinden olduğumu göstermek açısından hemen sordum: “Diktatör ne demek öğretmenim?” 

Hızla bana dönüp, “Yine mi sen?” der gibi yüzüme baktıktan sonra: “Sınırsız yetki sahibi yönetici demektir çocuklar” diye izah etti, “sadece padişahlar sınırsız yetkilere sahipti: Dedikleri dedik, çaldıkları düdüktü...”

Başöğretmenim böyle diyordu, ama benim o yaşta okuduğum bir kitapta, Fransız tarihçi A. Ubicini farklı şeyler söylüyordu (Ubicini Tanzimat döneminde Türkiye’ ye gelip uzun süre kalmış, Osmanlılar hakkında yazdığı eserler, Batı’da çok büyük ilgiyle karşılanmıştı):

“Osmanlı hükümeti şeklen bir istibdat (diktatörlük diyelim) görüntüsü vermekle birlikte, dikkatle incelendiği zaman, dünyanın hiçbir yerinde misli görülmemiş derecede yumuşak bir idare olduğu anlaşılır.» 

Başka bir Fransız ise, “Padişahın iradesi, Kur’an hükümlerinden, şeriat ulemasının içtihadlarından (yorumlarından) yahut şeyhülislâmın fetvalarından üstün değildir... Örf ve âdetlere dayanan halkın gücü padişahların iradesinden çok daha üstündür.” (A.L. Castellan) diyerek soydaşını doğruluyordu.

İngiliz sefiri Th. Thornton ise, padişahların sınırlı yetki sahibi olduklarını kesin bir dille açıklıyor, sonra da şu hükme varıyordu:

“Böyle kanunî sınırlamalar olan bir ülkede elbette istibdat olamaz.”

Şimdi, Başöğretmenimin “sınırsız yetki” izafe ettiği padişahlardan birkaçının durumuna bakalım isterseniz...

Bursa Kadısı Molla Fenari, devrin öfkesi burnunda padişahı Yıldırım Bayezid’ın şahitliğini “Terk-i cemaat bais-i cerh idüğün şuyû bulmağılen şehâdetün caiz değildür”, yani “Namazlarını cemaatle kılmadığın duyulduğundan şahitliğini kabul etmiyorum” diyerek şahitliğini reddediyor, Fatih Sultan Mehmed, Molla Gürani tarafından bir yemek esnasında fırçalanıyor, padişahlığı bırakıp dervişliğe dönmek istediği günlerin birinde “Senin rahmetin zahmettedir” denilerek Ak Şemsüddin Hoca’sının huzurundan kovuluyor, Yavuz Sultan Selim, Zembilli Ali Cemali Efendi’nin tehdidi karşısında fermanını geri almak zorunda kalıyor, Sultan Avcı Mehmed, cuma namazı esnasında, kürsü vaizi Himmetzâde Abdullah Efendi tarafından “Nedir bu av merakı, nedir bu nefsi emareye uymalar, Allah’dan korkmaz mısın?.. Devlet sahipsiz kaldı… Şimdi avlanma zamanı değil ağlama zamanıdır” denilerek azarlanıyordu. 

Bu padişahlar diktatör müydüler yani?..

Diktatör olsalardı, kendilerini herkesin huzurunda azarlayan insanları yaşatırlar mıydı?

“Kişisel”, yahut “zümre diktatörlüğü” olabildiği gibi, pekalâ “zihniyet diktatörlüğü” de olabilir…

Ve muhabbetimizin ölçüsüne göre, diktatörlüğün bazı türleri, bazılarımıza “şık” gelebilir. Aslolan hangi türden olursa olsun, diktatörlüğü tüm olarak reddedip halk (cumhur) iradesinin belirleyiciliğini savunmaktır. Yoksa bu iş, “En büyük cumhuriyet/ Bize verdi hürriyet...” diye şiir yazmakla olacak iş değil.

 

Yorumlar

(9)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Rahman

24 Ağustos 2020 18:29

Halk yoneticisinden hesap sorabiliyormuydu

Ali

24 Ağustos 2020 15:48

dunya yaniyor. Milletler gelecek derdinde. Gecmise romantik duygularla baglanmanin anlami yok bence. Padisahlar bu kadar iyi ise niye sevre muhtac kaldik. 

turgut ertav

24 Ağustos 2020 14:53

Resul,nebi hakkında: Kur’an’da geçen nebî ve resul kavramlarının aynı anlamda kullanılmasına karşılık hadislerde nebî ile resul arasında farklılık bulunduğu, resullerin sayısının 313’e (veya 315), nebîlerin ise 124.000’e ulaştığı belirtilmiş (Müsned, V, 187, 266; Buhârî, “Tevḥîd”, 19), bu da kitap ve şeriat verilenlerin resul, onların getirdiği kitapla dine davet etmesi için vahiy verilen elçilerin ise nebî olduğuna işaret kabul edilmiştir.    

Padişahlar diktatör müydü?

24 Ağustos 2020 13:20

"Padişahlar diktatör değildi yavrum, onlar birer melekti"

Nihal

24 Ağustos 2020 12:23

Padişahlar diktatör değildi.İstiklal Mahkemelerine bakın diktatörlüğü görün örneğin şapka için idam daha neler neler hatta günümüzde kaçıncı asırdayız hala zihniyet aynı belki idam etmiyorlar ama idamdan beter etmeye yine çalışıyorlar

bozeren

24 Ağustos 2020 09:46

değildi. hepsi çok iyiydi. ermişti. evliyaullahtandı.

Salim Zar

24 Ağustos 2020 09:00

Bunlari CB Recep Tayyib Erdogan'a soyleyebilir misiniz? Mesela Istanbul antlasmasini geri çek.

Abdullah

24 Kasım 2023 17:17

Çekildi. Sıradaki isteğiniz ?

İnsanoğlu

24 Ağustos 2020 06:37

Osmanlıya dil uzatan şerefsizler, ingiliz kraliyetine tek söz edemez, etmedi....saatlerce tvde kraliyet töreni izlerdi millet.....diana diye gözyaşı döktüler zamanında.....KRALİÇENİN ASASI OLMADAN mecliste avamda toplantı bile yapamıyor şuanda ingilizler....öyle absurd işler varki , inanamazsınız...ama konu müslüman Osmanlı olunca yalan iftira ne varsa meydanda ....nasıl olsa koruma kanunuda yok ! bizim.artık modern geçinen çirkef insanımız var .....örtü düşmanı süslümanımız var......anlayan anlıyor, anlamayana mahşerde yüzlerine vurulacak....Fatih SMehmedi dahi hazmedemeyen , müslüman görünümlü pislikler çoğaldı....AllahuTealanın kanunu yerine Fransız ,isviçre kanunu tercih edersen , herşeyin kopya olursa Osmanlı tabiki kötü olmak zorunda !

Yavuz Bahadıroğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle