Rahmetli Menderes ve arkadaşları unutulmasın...
Kıymetli kardeşlerim, merhum Menderes ve dava arkadaşlarının idam edilmelerinin yıldönümündeyiz. Şehadetinin 65. yılında Başbakan Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu Kahramanlarımızı rahmetle anıyoruz! Allah, Makamlarını sevenleriyle Cennet eylesin!
İdam ettirtenleri ve payandaları cuntacıları da lanetle anıyoruz!
O günleri anlattığımız 30.12.2011 tarihli ‘’İmralı’dan...’’ başlıklı yazımızda unutamadığımız birtakım hatıraları 15 yıl önce kaleme aldığımızı hatırlayınca o silinmez anıları tekrar anmak ve günümüze bakan yönüyle sizinle br kez daha paylaşmak istedim.
Malumunuzdur ki; dini ve milli değerlerimizi koruma, vatanımızı müdafaa ve halkımızı maddi-manevi sahada müreffeh kılma mücadelesi, bu mücadeleyi verenler adına daima sıkıntılı ve ızdıraplı olmuştur.
Bu uğurda bedel ödemeye de daima hazır olunmalıdır.
İslam Tarihi bunun örnekleri ile doludur.
Asr-ı Saadet’in her iktidar döneminde bedel ödenmiştir.
Önce İslam devlet başkanları Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali ile oğlu Hz. Hasan, (radiyallahu anhum) silahlı derin, sivri eşkıya güçleri tarafından (kimi zehirlenerek, kimi Kur’an-ı Kerim okurken, kimi secdede katledilerek) şehit edildiler. Ehli Beyt’in incisi, büyük Şehid Hz. Hüseyin (r.a) ve ailesinin zalim Yezit iktidarına karşı Kerbela’daki mücadelesinin bedeli, kalemlerin yazamayacağı, dillerin anlatamayacağı kadar ağırdır, acıdır, ızdıraplıdır.
Merhum Şehid Adnan Menderes ve ailesinin dramı ve çilesi de, Ehli Beyt’in (adeta) Kerbela faciası gibidir.
Suçları, sadece halkın mutluluğu ve ülkenin kalkınması için çalışmak olan bu ailenin dramı mutlaka dizi yapılmalı ve gelecek nesillere bu kahramanlar tanıtılmalıdır.
Başbakan Menderes’in, 1959 yılının 17 Şubat sabahı İngiltere’ye giderken, Londra yakınlarında hâlâ bilinemeyen nedenlerden dolayı uçağı düştü.
Yolcuların çoğunun öldüğü bu uçak kazasından sağ salim kurtulan Menderes, 2 yıl sonra da Silahlı Cuntacı haydutlar eliyle idam edilerek şahadet şerbetini içti.
Merhum Menderes, bacanağı Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan’la beraber Mason odakların talimatlarıyla, Yassıada’da formalite icabı yargılanıp, 17 Eylül 1961’de İmralı adasında idam edildiler.
Bir aileden iki bacanak siyasi kurban verildi.
Adnan Menderes ailesinin üç erkek evladının da sonu bize Kerbela sahnelerini hatırlatır!
Büyük oğul Yüksel Menderes, 1972 senesinde banyoda ölü bulundu.
İntihar süsü verilen bu suikastta, kendisine ait olduğu iddia edilen ‘veda yazısının’ sonradan asılsız olduğu, başkası tarafından yazıldığı ortaya çıktı.
Ardından diğer oğlu Mutlu Menderes de Ankara’da şüpheli trafik kazası sonucu hayatını kaybetti.
En küçük oğlu Aydın Menderes abimizin hayatı da çile ve ızdırap doludur. (Allahımız hepsine Rahmet etsin!)
Konya milletvekili iken babası gibi 12 Eylül 1980 ihtilalinin yasaklı mağduru olur.
1996 yılında Refah Partisi’nde siyasete devam ederken Afyon Sandıklı ilçesinde abisi Mutlu gibi trafik kazası geçirir ve boynundan aşağı tüm vücudu felç olur.
Bir ailenin üç evladının, yaş sırasına göre siyasi sahadan tasfiye edilip, hayata veda etmeleri düşündürücü değil midir?
Merhum Aydın Menderes abimiz ile 1994 yılında Rize Belediye Başkanlığımız döneminde tanışmıştık.
Rize sahilindeki İsmet İnönü Bulvarı’nın ismini, Şehid Adnan Menderes Bulvarı olarak değiştirmiştik.
“Neden İsmet İnönü ismini kaldırıp, Adnan Menderes ismini yazdırdınız?” diye soran medya mensuplarına, ‘katille maktul yer değiştirdi’ diye cevap verince, merhum Aydın Menderes abimiz telefonla arayıp tebrik ve teşekkürlerini bildirmişti.
20. Dönem milletvekilliğimiz sırasında da unutulmayacak anılarımız oldu.
Bir gün, akşam namazı için meclisin mescidinde namaza girdim ve cemaate uydum.
Çok güzel sesi ve tecvitli kıraati olan imam selam verince, namazı kıldıranın Aydın Menderes abimiz olduğunu görünce şaşırdım.
‘Bu güzel okuyuşu nerede öğrendin’ diye sorunca: “Merhum babam (Adnan Menderes), Başbakanlık konutuna gizlice imam (merhum Hafız Şerafettin) getirtip bizlere Kur’an-ı Kerim’i ve İslam bilgilerini öğretirdi...” diye cevap verince bu aileye sevgim ve hürmetim daha da artmıştı.
Partimizin milletvekillerinin Antalya’daki toplantısına giderken, Sandıklı’da trafik kazası geçirdiğinde, kazadan yarım saat sonra yanına ilk ulaşanlardanız!
Hastanede bir kilimin ortasında upuzun yatıyordu.
Bizi görünce şaşırdı ve sevindi.
Orada da metanetini korumuştu.
Kendisini, “Geçmiş olsun abi, Allah şifa versin” diye teselli etmeye çalışırken, “Hocam biz kadere iman etmişiz. Ailece çilelerle birlikte yaşadık. Takdir ne ise o olur. Allah’ın (cc) lütfu da hoş, kahrı da hoş. Biz ölüm dâhil her çileye hazırız” diyerek, üzgün olan bizleri teselli etmeye çalışmasını unutamam.
Tam 16 yıl tekerlekli sandalyeye bağlı felçli bir hayat...
Şikâyet yok, isyan yok, yılma yok.
Sabır var, tebessüm var.
Ve yılmadan insan hak ve özgürlüklerin hâkimiyeti için çalışma azim ve kararlılığı var.
Mücadele var. Bu asırlık mücadele şimdi meyvelerini vermeye başladı elhamdülillah.
Devran döndü!
Sap döndü, keser döndü elhamdülillah!
Şimdi cuntacılar, darbeciler, 28 Şubatçılar, postal yalayıcılar vb hesap vermeye başladılar.
Milletimiz derin oyunları gördü!
Her 10 yılda bir yapılan darbelerle; bağımsızlığına, ekonomisine, inancına, geleceğine darbe yapıldığını anladı. Ve iradesine sahip çıkarak, “seçmek yetmez, seçtiğini korumak da lazım” prensibiyle 15 Temmuz’da meydanlara çıkarak, küresel sömürgeci emperyalistler karşısında dün savunamadığı Sultan Abdulaziz’i, Sultan II. Abdulhamid’i, Menderesi, Erbakan Hocamızda olduğu gibi gaflet gömleğini yırttı ve Erdoğan evladına sahip çıktı.
Şimdi millet ve devlet el ele darbelere darbe yapma dönemi başladı.
Bu dönemde daha güçlü, bir ve beraber olmalıyız.
Siyasi hareket, kendine sahip çıkan millete hizmette kusur etmeden; milletinin sofrasında ekmeği, hanesinde sevgiyi, mahallesinde huzuru, ülkesinde barışı büyüterek, aşkla hizmete devam etmelidir.
Allahımız, geçmişteki kanlı-silahlı ve kansız-sandık darbelerinden ders alarak bilhassa darbelerin en acısı sandık darbelerini önleyici maddi ve manevi tedbirleri acilen almamızı İktidarımıza ve hepimize nasib etsin!
Darbe Şehidlerimizin şefaatleri hepimizin üzerine olsun!
Amiin
Nefsimizde, ailemizde ve ülkemizde “İslam Sözleşmesi”nin uygulanması, Mukaddes Mescid-i Aksa’mızın, Filistin’imizin, Osmanlıcamızın özgürlüğü, tatil olması dileğiyle Cuma Bayramımız mübarek olsun.
Selam, sevgi ve duayla...







