--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Padişahlar “dediği dedik” miydi?

Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
23

İlkokuldan başlayarak bana okutulan ders kitapları, Osmanlı yönetim sisteminin “mutlakıyet” olduğunu, Osmanlı padişahlarının söyledikleri her sözün kanun sayıldığını, Atatürk’ün, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” kuralını getirerek bunu değiştirdiğini, cumhuriyetle birlikte egemenlik hakkının vatandaşlara geçtiğini ve vatandaşların bu hakkı seçimlerde oy kullanmak suretiyle kullandığını yazardı.

Aslında ne Osmanlı padişahları “dediği dedik” (diktatör), ne de Atatürk’ün kurduğu rejim “demokrasi” idi. Meclis’ vardı, ama tek parti hâkimiyeti altındaydı. Vatandaşın gerçek anlamda “seçme” özgürlüğü yoktu. Bu hakkı ancak 1950’de kazandı (46’da, açık oy gizli tasnif esası çerçevesinde yapılan şaibeli seçimi saymıyorum). Kazanır kazanmaz da, CHP’nin kesintisiz/muhalefetsiz 27 yıl süren baskıcı iktidarını yıktı. Demokrat Parti’yi iktidar yaptı.

Yani biz demokrasi ile 1923’te değil, 1950 Mayısında tanıştık. O da on yılda bir yapılan askeri darbe ve müdahalelerle yara-bere içinde bırakıldı.

Neyse…

Ders kitaplarımız ve öğretmenlerimiz vasıtasıyla çocuklarımızın beynine çaktığımız gibi, Osmanlı padişahlarının diktatör olmadığını yabancı pek çok tarihçi ile birlikte Türkiye’de yıllar geçiren Avrupalı gezginler de söylüyor.

Meselâ, L. Castellan 1812’de Paris’te yayınlanan, “Moeurs Usages Costumes des Othomans et Abrégé de Leur Historie” isimli kitabının 28. ve 29. sayfalarında şöyle diyor:

(Padişah), hastalığı sebebiyle bir cuma günü camiye gidemediği için halk galeyana gelmiş, taşkınlık yapmış, Padişah’ı eleştirmiş, bundan dolayı Padişah’ın hastalığı artmış, buna rağmen ertesi Cuma Ayasofya’ya namaza giderek halkı memnun etmeye çalışmıştır.”

Yani halk tepki göstermekten çekinmemiş, Padişah ise, halkın tepkisini görmezden gelememiştir! 

İki taraf da bilinçlidir: Halk tepkisizliğin sorumsuzluğu, sorumsuzluğun nemelâzımcılığı, nemelâzımcılığın cahilliği, cahilliğin ise zulmü ve baskıyı dâvet edeceğini biliyor… 

Şimdi de gelin A. Ubicini’yi dinleyelim: “Osmanlı Devleti şeklen mutlak bir saltanat olmakla beraber, esasına bakıldığı zaman her şeyden önce müesseseleriyle saltanatın tabi olduğu şartlardan ve ondan sonra da dünyanın hiçbir yerinde misli görülmemiş derecede hükümet yetkililerini tadil ve hattâ sınırlandıran örf ve âdetlerinden dolayı yumuşak bir idaredir.” (La Turquie actuelle, 1855 Paris, s.12).

“Bütün Osmanlılar içinde hayat şartlarının eşitsizliğinden şikâyet edebilecek yegâne insan padişahtır. Aynı zamanda hem herkesten üstün, hem herkesten aşağı bir vaziyette bulunan padişah, istediği gibi bir evlilik yapma yetkisinden bile mahrumdur.” (S. 122).

Rumen tarihçi, akademisyen, yazar, şair ve siyasetçi Iorga, on beşinci asırdan on dokuzuncu asra kadar Osmanlı Devleti’ni gezen seyyahların hatıralarını değerlendirdikten sonra, dürüst bir tarihçi vicdanıyla şu hükmü veriyor: “Bugün Doğu’nun son derece geniş sahalarıyla Hıristiyan Batı’nın birçok zengin eyaletlerine hâkim olan Osmanlı cemiyetine demokrasi zihniyetinin hâkimiyeti ilk günlerinden itibaren hiçbir fasılaya uğramadan devam etmiştir.” (Les voyageurs français dans l’Orient européen, Paris 1928, s. 44)

Chalcondyle: “Osmanlı ülkesinin hiçbir tarafında halktan üstün sayılabilecek beylerle asilzâdelerden oluşmuş hiç bir yüksek tabaka yahut soylular sınıfı yoktur.” (Chalcondyle, Histoire générale des Turc, Paris, 1662).

James Baker: “Osmanlı memleketini gezerken, bütün insanların eşit olduğunu ilân eden İslâm kanunlarının dürüstçe uygulanışı karşısında derin düşüncelere daldım.” (James Baker, Turkey in Europe, Londra, 1877).

Soru şu: Neden hâlâ çocuklarımıza yalan söyleme gereği duyuyoruz?

 

Yorumlar

(23)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Mahmut YABACIOĞLU

15 Ağustos 2020 22:48

Sayın hocam, bugün adaletle yönetimde zaafiyet olduğunu düşünüyormusunuz? Bu zafiyetten dolayı zulüm var mı?

Cevadi bekiri

11 Ağustos 2020 19:51

Çünkü o zaman anlamı kalmayacak ve insanlar artık şunu sormaya başlayacaklar "Osmanlı'yi devletlere bölüp, her devleti kurup onlara birer kurucu kahraman atayan batı. Acaba aynı oyunu bize demi çekti?"

vicdan ne gezer ki?

10 Ağustos 2020 23:22

atatürk demokrasiden memokrasiden anlamaz çok katı bir padişahdı. zaten dönemine bakın: stalin, musolini, tito, enver hoca, bunların arasında bir tane vicdanlı adam var mı ki o olsun. aynı dönemde olmalarına rağmen batı ve kuzey avrupa ülkeleri eski geleneklerinden dolayı demokrat idiler.

Onbirinci köyden davut

10 Ağustos 2020 22:14

Hocam bir tarihçi olarak bizden daha iyi bilirsinde bi hatırlatayım dedim: sene 1647 Var Var Ali Paşa isyanı hani Sivas valisi kendisinden İpşir Paşanın karısı perihan hanımın İstanbula gönderilmesi istenince, bir müslümanın nikahlı karısını istiyen padişah bile olsa nasıl gönderirim Bre !?biz pezevengin miyiz? deyip isyan edip tokat taraflarına çekilip üzerine gönderilen orduyu bozguna uğratıp köprülü mehmet paşa ve avanesini esir alıp üzerine gönderilen İpşir paşayı yardıma geldiğini sanıp gafil avlanıp askeri dağıtılan idam edilmek üzereyken İpşir paşaya dönüp:ben senin namusun için devlete isyan ettim edeceğin bu mudur?? Diyen Var Var Ali paşa ya selam olsun deyip bir fatiha göndermek te borcumuz olsun. Ha daha sonra ipşir paşa halep valisi olur hatta bir yıl süreyle veziri azam bile yaparlar yalnız halk arasında lakabı : .... Ekber olarak bilinir ve söylenir.

Orhan inan

10 Ağustos 2020 20:46

ELLERİNE SAĞLIK KIYMETLİ HOCAM YAZILARINIZ HER ZAMAN OLDUĞU GİBİ DOĞRU TESPİTLERE VE TARİHİ BİLGİLERE SAHİP. ŞU DEVLETİN EĞİTİMİ 'DE BİRAZ DOGMALARI BIRAKIP DOĞRULARA YÖNELSE DE GEÇMİSİMIZI DOĞRU ÖĞRENEBİLSEK.

turgut ertav

10 Ağustos 2020 19:23

Sözde dostlar,sözde müttefikler!Bekleye bekleye sabır taşımız çatladı.Nalıncı keserini hep kendinize yontmasaydınız,bize karşı umursamaz davranmasaydınız,yılladır beklediğimiz desteği çoktan yerine getirseydiniz zarar etmezdiniz.Şimdi kendi göbeğinizi kendiniz kesmekle karşı karşıyasınız.Bize birşey vermediniz ki,bizden ne alacaksınız?Yıllardır beklemede ,sürüncemede bıraktınız.Yıllardır sıkıntıalrımıza karşı seyirci kaldınız.ABD ve AB.kendi göbeğini kendi kessin.Bizden, sizlere destek yok!Sabır taşımızı çatlatıncaya kadar uğraştınız.O halde ,biz de sizlerin müttefiği değiliz artık.

Hikmet Yılmaz

10 Ağustos 2020 18:59

aile yapımıza zarar veren ve verecek olanlar yazacacağız. "Kadem" ve "İstanbul Sözleşmesi"ni tenkit eden tek bir yazısı olmayan bu zatı savunmak size yakışmıyor. Dere kenarında dolaşanları hep tenkit edeceğim.

ANADOLUNUN SESİ

10 Ağustos 2020 17:25

Bunlar Osmanlı için sadece bir ulu çınardan bir iki yapraktır.

Kuvvacı Binbaşı Cevdet

10 Ağustos 2020 17:18

Sayın Bahadıroğlu siz ne yazarsanız yazın, biz yokluk içinde TÜRKİYE CUMHURİYETİ'ni kuranların torunuyuz.

ahmet

10 Ağustos 2020 16:36

CEVAP: cumhuriyeti yüceltmenin tek yolu Osmanlı devletini kötülemekten geçtiği için

Yavuz Bahadıroğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle