• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
TÜM YAZILARI

“Osmanlı Demokrasisi”

02 Kasım 2016


Yavuz Bahadıroğlu İletişim: [email protected]

Türk-İslâm düşmanı İngiliz diplomat Marsigli, 1732’de La Haye’de yayınladığı hatıratının birinci cildinin 28-29. sayfalarında Osmanlı devlet sistemini şöyle anlatıyor: 

“Tarihçilerimiz Osmanlı padişahlarının diktatör olduklarını dünyaya ilân ediyorlar. Hâlbuki Osmanlı Devlet sistemiyle diktatörlük arasında en ufak bir bağ yok. Nasıl olsun ki, Padişahın maiyetinde bulunan ve adına ‘Kapıkulu’ denen askeri teşkilatın (yeniçeri ve sipahileri kastediyor) gerek eski padişahlardan kalma kanunlar mucibince, gerekse kendi gelenekleri gereği padişahı tahttan indirebiliyor, zindana bile atabiliyorlar.”

Marsigli, padişahların “diktatör” olmadıklarına dair pek çok örnek verdikten sonra, yukarıda adı geçen kitabının 31. sayfasına şu hüküm cümlesini yerleştiriyor:

“Buraya kadar verdiğim örneklerden de anlaşılacağı gibi, Osmanlı Devleti bir aristokrasi değil, adı konmamış bir demokrasidir.” 

Peki, “Atatürk Cumhuriyeti”nin içinde “demokrasi” var mıydı?

¥

M. Porter’i dinleyelim: “Kur’an hükümleri zulüm ve istibdada karşı çok kuvvetli bir engeldir. Savaş ya da barışla Osmanlı hakimiyetine giren Hıristiyan milletlerin malları ve mülkleri güven altına girer. Padişah Hıristiyan ahalinin haklarının da muhafızlığını yapmak zorundadır. Bu durumda keyfi bir istibdat manzarası görmeye imkân yoktur.” 

Şimdi de gelin İngiliz yazar Th. Thornton’un 1807’de yazdıklarını okuyalım:

“Osmanlılarda insan en değerli varlıktır. Çünkü Kur’an böyle diyor. Bu durumda insana baskı ve şiddet uygulanabilir mi?” 

Fransız gezgin A. L. Castellan, “Teb’asının hayatına, namus ve haysiyetine, malıyla mülküne hâkim sayılan padişahın iradesi Kur’an hükümlerinden, şeriat ulemasının kararlarından veyahut Şeyhülislâmın fetvalarından üstün değildir.  (Moeurs, usages, costumes, des Othomans et abrégé de leur historie 1812, c.3, s. 14-15) diyerek Osmanlı’nın hukuk yapısına dikkat çekiyor.

Osmanlı Dönemini anlatan kitaplarıyla tanınan Fransız gezgin Abdolonyme Ubicini’ yi dinleyelim: “Bütün Osmanlılar içinde hayat şartlarının eşitsizliğinden şikâyet edebilecek yegâne insan padişahtır. Zira ne işini, ne eşini seçebilme hakkına sahiptir. Aynı zamanda hem herkesten üstün, hem herkesten aşağı bir vaziyette bulunan padişah, istediği gibi bir evlilik yapma yetkisinden bile mahrumdur.” (Lettres sur la Turquie (1847-53, s. 122).

Tarihçi Iorga’nın değerlendirmesi:

Eski Romanya Başbakanlarından meşhur tarihçi Iorga, onbeşinci asırdan ondokuzuncu asra kadar Osmanlı Devleti’ni gezen seyyahların hatıralarını değerlendirdikten sonra, dürüst bir tarihçi vicdanıyla şu hükmü veriyor:

“Doğu’nun son derece geniş sahalarıyla Hıristiyan Batı’nın birçok zengin eyaletlerine hâkim olan Osmanlı cemiyetine demokrasi zihniyetinin hâkimiyeti ilk günlerinden itibaren hiçbir fasılaya uğramadan devam etmiştir.” (Les voyageurs français dans l’Orient européen, Paris 1928, s. 44).

James Baker: “Osmanlı memleketini gezerken, bütün insanların eşit olduğunu ilân eden İslâm kanununun dürüstçe uygulanışı karşısında derin düşüncelere daldım.” (James Baker, Turkey in Europe, Londra, 1877).

Ünlü Fransız filozofu Voltaire, Osmanlılarda sınıf farkı gözetilmediğini “Türkler, Müslümanlar ve Ötekiler” isimli kitabında şöyle ifade ediyor: 

“Sadrazam Çorlulu Ali Paşa bir köylü çocuğu idi. Baltacı Mehmet Paşa ise odunculuktan gelmişti. Aşağı tabakadan yetişmiş olmak Türklerce utanılacak bir durum sayılmazdı. Onlarda asilzadelik yoktur. Gelişmeler ancak görevlere bağlıdır”.

Yorum eklemeye gerek yok.

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23