--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

O ve Su!..

Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu

Bir bardak su verene, “Su gibi aziz ol” diyerek, ikramın hakkını “velayet” temennisiyle ödüllendiren “merhamet” insanı, elbette yağmura “rahmet” gözüyle bakacaktır.

Ve suyu imanla buluşturup “temizlik imandandır” diyen Peygamber-i Âlişanı ebedi rehber olarak tanıyacaktır.

Günde beş kez abdest alan Osmanlı insanın su ile haşir-neşir olması ve bir su kültürü, hattâ medeniyeti oluşturması tabiidir. 

İşte bu yüzden, “Su gibi aziz ol” duası, asırlar boyu en makbul dualardan sayılmıştır. 

Suya saygı o mertebeye ulaşmıştır ki, bazı âlimler ayakta ve baş açık su içmenin “adaba mugayır” olduğunu söylemişler,bu ihtimale binaen Osmanlı insanı suyunu çömelerek içmiş, başı açıksa elini başının üstüne kapak yapmıştır. 

Suyu yaradanın önüne diz çökmek ve suya saygı göstermek gerek...

Efendimiz, suyun üç ara ile içilmesini tavsiye ederler. Birinci ara zikrin, ikinci ara şükrün, üçüncü ara hamdın ve fikrindir...

Birinci ara bedenin, ikinci ara beynin, üçüncü ara ruhun ve yüreğin hakkıdır! 

Bu haliyle su baştan sona bir büyük tefekkürdür. Duygusuz ve tefekkürsüz Müslümanlık olmaz!

Çöle terk edilen Ana-oğulu hatırlayalım: Hazret-i Hacer ve Hazret-i İsmail...

Çölde en bulunmayan şey sudur. Fakat oğlu susuzluktan ağlamaya başladığında, ana yüreği çırpınmaya durmuş, en bulunmayanı bulmak için Safa ile Merve arasında koşar adım gidip gelmeye başlamıştır.

“Ne arıyorsun ey Hacer Ana?” diye sorsanız, “Su” diyecektir. “Çölde su olmaz ki” deseniz hayretlenecek, engin imanını konuşturup, “O isterse oldurur” diye cevap verecektir.

Mantıksal imanınız, Hacer Ana’mızın duygusal imanı karşısında tökezleyecektir.

Nihayet “su koşusu” zaferle sonuçlanacak, siz ne kadar yanıldığınızı anlarken, Hz. Hacer Zemzem’le buluşacaktır.

Hazret-i Hacer’in bu “kutsal arayış”ını ve mübarek “vuslat”ını, uzun yaz günlerinde tuttuğu oruçtan sonra gelen iftarda suyla buluşan mü’minden daha iyi kim anlayabilir?

Ve ondan daha derin kim düşünebilir, orucunu açmak için bir yudum temiz su bulamayan Afrikalı Müslüman kardeşlerimizin “su hasreti”ni?

İmparatorluk Müslümanları (bizler) dışında hangi Müslüman “Su gibi aziz ol” duasına koca bir kâinatı sığdırabilir?    

Su gibi aziz olmak demek, su kadar berrak, su kadar temiz, verici, canlandırıcı, arındırıcı, dinamik, güçlü, mütevazı, neşeli, izzetli, kıymetli, mübarek, kararlı ve azimli olmak demektir...

Öyle bir ikram-ı İlâhidir ki, şair Fuzuli, bir başka ikram-ı İlâhî olan Efendimizi su ile özdeşleştirmiş, “Su Kasidesi” olarak da anılan meşhur “Kasîde der na’t-ı Nebevî”sini yazmıştır:

“Sensen ol bahr-ı kerâmet kim şeb-i Mi’râc’da, 

“Şebnem-i feyzün yetürmiş sâbit ü seyyâra su… 

“Umduğum oldur ki, rûz-ı haşr mahrûm olmayam, 

“Çeşm-i vaslun vire men teşne-i dîdâra su!” 

Efendimiz’le su arasındaki benzerliklere bakar mısınız?

Su şeffaf ve berraktır: Efendimiz gibi...

Su vericidir, kendini karşılıksız verir: Efendimiz gibi...

Su dinamiktir; bıkmaz-usanmaz, geri gitmez: Efendimiz gibi... 

Su neşelidir, su sesinin keyiflendirici ve teskin edici özellikleri var: Efendimiz gibi...

Su mütevazıdır: Efendimiz gibi...

Su izzetlidir, tehditlere, telkinlere asla boyun eğmez, hüküm altına girmez, doğru bildiği yoldan gider: Efendimiz gibi...

Su güçlü, kararlı ve istikrarlıdır. Kararlı ve istikrarlı şekilde belli aralıklarla düşen damlalar en sert cisimleri bile eritir: Efendimiz gibi...

Su kıymetlidir, çünkü su hayattır: Efendimiz gibi...

Su hem bizatihi temizdir, hem de değdiği herşeyi temizleme kabiliyetine sahiptir: Efendimiz gibi... Ve hâkeza... 

Sonuç aynı: O ve su bir bütün!..

Yavuz Bahadıroğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle