--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

O gece...

Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu

Konferans (gerçi ben “sohbet” demeyi yeğliyorum”) için gittiğim Elazığ’da, bir otel odasında, dün gece (dün gece dilimize pelesenk ettiğimiz gibi “kandil gecesi” değil, “Regaib Gecesi”ydi) şu duayı sürekli tekrarladım durdum...

“Rabbim artık ‘O Gece’yi gönder ve beni de ‘O Gece’ye ulaştır!”

“O hangi gecedir?” derseniz...

 Müslümanlar olarak silkinip toparlanacağımız, “bilinç”ten “şuur”a geçeceğimiz gecedir!..

“Teknikte varlık” arama yerine, “insanda varlık”, “varlıkta dirlik, “ümmette birlik” arayacağımız gecedir!..

Hafiflemenin en iyi yolunun kilolardan kurtulmak değil, günahlardan, sorumsuzluklardan, cehaletten, ataletten, nefretten ve nemelâzımcılıktan kurtulmak olduğunu fark ve idrak edeceğimiz gecedir!..

Peygamber-i Âlişan tarafından övülmüş mü’mince ferasete, basirete, nezakete, nezahate ulaşma kararını vereceğimiz gecedir!..

Siyaseti “Öteki taraf kötü, bizim taraf iyi” kolaycılığından çıkarıp, daha zengin, daha şümullu, daha âdil, gerçekçi ve daha derin bir zemine oturtacağımız gecedir!..

Hayatımızı “seküler kapitalist eksen”den kurtarıp, ebediyet ve “ubudiyet” zeminine oturtacağımız gecedir!..

“Mücahidlik”le “müteahhitlik” (bu beylik söz için özür diliyorum, ama maksadığımı en iyi açıklayan kelimeler bunlar) arasındaki tercihi “mücahidlik” olarak yaptıktan sonra, en büyük cihadin nefisle ve cahillikle yapılmasına karar vereceğimiz gecedir!..

Her anlamda “magazinleşme”ye kalıcı bir nokta koyup, her anlamda kıbleye yöneleceğimiz gecedir!..

Başımızı ellerimizin arasına alıp, “Neden İsrail denen bir avuç nüfuslu bir devlet, birbuçuk milyar Müslümanı susta durduruyor?” sualine cevap arayacağımız gecedir!.. 

“Neden üçyüz seneden beri hiçbir buluşun ve keşfin üstünde hiçbir Müslümanın imzası bulunmuyor?” sorusunu bütün yakıcılığıyla içimizde hissedeceğimiz gecedir!..

“Neden dünya milletlerinin önderi ve örneği iken, en geri sıralara düştük?” düşüncesini, hayatımızın ilk sıralarına alacağımız gecedir!..

“İslam dünyası neden kararsız, istikrarsız, etkisiz ve iktidarsız?” sorusunu en acıtıcı yönleriyle derinden hissedeceğimiz gecedir!..

¥

Bence mübarek gün ve gecelerde “kulluk” görevimizin yanı sıra “insanlık” görevimizi de hatırlayıp, şunları düşünmemiz lâzım...

 “Neden İslam dünyasını çeşitli unvanlarla kendilerini süsleyen ortaçağ kalıntısı diktatörler yönetiyor?..”

 “Neden Türkiye dört taraftan sıkıştırılmaya çalışılıyor?..

 “Türkiye’ye her şartta sahip çıkan Pakistan’la Azerbaycan’ın başı neden anında derde giriyor?..”

 “Neden bütün tepkimiz, tepki duyduğumuz milletlerin ürettiği mamul maddelere ambargo koymaktan ibaret kalıyor da ondan iyisini üretmek üzere bir çaba içine giremiyoruz?..”

 “Neden dünya çapında karikatüristimiz, ressamımız, gazetecimiz, edebiyatçımız, siyasetçimiz, bilim adamımız yok?..”

 “Bol bol cami inşa etmeyi sürdürürken, camiin “cem=toplanma-buluşma-dertleşme” işlevi ile onu “Yaşam Merkezi” yapan dinamizmi neden gözardı ediyoruz?

 Neden mübarek ay, gün ve geceleri salt ritüellere boğup, derununa inmiyor, kendimize ayna gibi kullanmıyoruz?..”

 Neden hocalarımız bin yıldır aynı şeyleri tekrarlayıp duruyor, mübarek gecelere ilişkin “dua çeşitleri” üzerine saatlerce konuşuyor da İslâm’ın sosyal, siyasî, tarihî, kültürel, medenî, ahlâkî, ekonomik ve evrensel boyutlarıyla ilgilenmiyor?

Beynimiz ateş gibi yanana, kanayana dek bunları düşünmemiz ve tartışmamız lâzım! 

 

Yavuz Bahadıroğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle