--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Nezaketsizlik bize Batı’dan bulaştı

Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
21

Osmanlı toplumunda “Nemelazımcılık” yoktu. En azından bu kadar yaygın bir hastalık değildi. Tüm toplum, kaynağı din olan geleneklerin bekçisiydi…

Bunların bozulmaması için herkes üzerine düşeni yapar, bir bakıma her vatandaş “gönüllü polis” gibi çalışır, herkes “vatandaşlık” sorumluluğunu yerine getirirdi.

O kadar ki, mahalle kabadayıları bile, toplumsal düzene bekçilik ederlerdi.

Osmanlı toplum hayatı konusunda Avrupalı gezginlerin sayısız tespitleri olmuştur. Bunlardan Guer şöyle diyor: 

“Türklerin pek mükemmel görgü kuralları vardır. Hepsine can-ı gönülden riâyet ederler. Birbirleriyle karşılaştıklarında sağ ellerini göğüslerine götürmek suretiyle selâmlaşırlar. Muhataplarına, müjdeleyici bir surette, yani rütbe ve mevkilerine göre paşa, ağabey ve sultan gibi vasıflarıyla hitap ederler.”

Yabancı gezgin ve gözlemcilerin, Osmanlı insanının nezaket, nezafet, temizlik, görgü, incelik ve insan ilişkilerine dair tespitlerini aktarmaya bugün de devam ediyoruz…

Meşhur Fransız gezgin Brayer şunları söylüyor: 

“Türk halkının üstü-başı çok temizdir. Hâl ve tavırlarında büyük bir asalet, yüzlerinde tatlı bir sükûnet ve nezaket vardır! Konuştukları dil hoş ve ahenklidir… Sohbet edenlerin ifadeleri veciz, telaffuzları tertemizdir! Tebessümlerine incelik, el hareketlerine zarafet ve sadelik hâkimdir”… 

Brayer, hayranlıkla devam ediyor:

“Yabancıları en çok hayrette bırakan şey, birkaçının birden konuşmayıp, yalnız birinin söz söylemesidir. Konuşan, umumiyetle sözünü kısa tutar. Dinleyen de, söz bitene kadar sabreder. Birbirlerine karşı fikirlerini hürmetle savunurlar. Söylenen sözlerde herhangi bir fenalık, koğuculuk, iftirâ gibi kötülükler ve edebe aykırı laubalilik yoktur”. 

Sözü Avrupa’da eşine rastlanmayan bir konuya getiriyor:

“Yaşlı ve büyüklere karşı hürmetle onların hakkına riayet, hayal edilemeyecek bir nezâket içindedir. Diyebilirim ki Osmanlıların ahlâkî hususiyetleri, insanı âdeta teshîr eder, büyüler. Yürüyüşlerinin serbestlik ve ihtişamı, misafir kabullerindeki güler yüzlülükleri ve nihayet selâmlığa girip çıkarken riayet ettikleri teşrîfat kurallarının zarâfeti karşısında hayran olmamak elde değildir.” 

Tanınmış İtalyan yazar Edmondo de Amicis ise Osmanlı halkını şöyle anlatıyor: 

“Tetkîk ve tespitlerime göre, İstanbul’un Türk halkı, Avrupa’nın en nâzik ve en kibar topluluğudur. Koca şehrin en ıssız sokaklarında dahi bir yabancı için hiçbir hakâret ve zarâra uğrama tehlikesi yoktur. Hatta namaz vakitlerinde bile camileri gezmek kabildir! Bu ziyaretlerde bir yabancı, kiliselerimizi dolaşan bir Türk’ten daha çok hürmet ve riayet görebileceğinden emîn olabilir. 

“Halk arasında küstahça bir bakış şöyle dursun, fazla meraklı bir bakışa bile hiçbir zaman tesadüf edilmez. Kahkaha sesleri gayet nadirdir. Sokakta kavga eden ayak takımı da enderdir.” 

Şimdi sıra Du Loir’da… Yıllarca incelediği toplumsal yapımızı bize şöyle anlatıyor:

“Hıristiyan memleketlerinde pek yaygın olan küfürbazlık, öfke ve intikam hissi Türklerde yoktur. Çünkü bunlar içki ve kumarın kışkırttığı alışkanlıklardır. Osmanlılar için içki ve kumar da meçhuldür. Sokaklarında da evlerinde de hiçbir küfür sözü işitilmez. Bunun yüzümüzü kızartacak ve bizi hayrete düşürecek tarafı ise, Osmanlıların yalnız ağızlarında değil, lisanlarında da küfür kelimelerinin bulunmayışıdır. Onlar yalnız ‘Vallâhi’ şeklinde Allâh’a yemin ederler.”

 

Yorumlar

(21)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Alamancı denen kendini bilmez yorumcu

22 Ağustos 2020 22:07

Dünyanın en pis insanı sensin .ne demek Araplar pisti sonra Türkler pis oldu. Mahrem yerlerini yıkamayan Avrupalılar mı temiz. Avrupa'ya giden Müslümanların en büyük sıkıntısı tuvaletlerde su olmaması kör müsün be adam

Mahmut B

17 Ağustos 2020 15:41

Yavuz abi, facebook sayfanızda zarûrî bir açıklama yapmış ve "kimsenin kimseye hakaret etme özgürlüğü yoktur." demişsiniz. Bu ifâdeyi kimin için kullandığınızı anlayamadık. Eğer Dilipak ağabey için ise, o kimseye hakaret etmedi. Yazı dikkatlice okunduğunda kime söylendiği açıkça anlaşılır. Bendeniz, çocuk denecek yaştan beri Dilipak üstâdımızı okurum, bırakınız"küfrî" ifâde kullanmayı,hakareti, îmâ bile etmez. Yalnız hakkı söyler. Siz de bu ifâdelerinizi açıklığa kavuşturun ki biz de kime söylediğinizi anlayalım. Selâm ve duâ ile.

vatandaş

16 Ağustos 2020 01:27

Yavuz Bey, Abdurrahman Dilipak ile AK Partili kadınlar arasındaki mahkemelik durum hakkındaki görüşünüzü okuyamadım...

İnsanoğlu

15 Ağustos 2020 23:33

Yahudi atasözü "bana dokunmayan yılan bin yaşasın." ...bulaştı millete , YAZAR NE ANLATIYO ADAM NE YAZIYO 

Hikmet Yılmaz

15 Ağustos 2020 17:44

Batı'ya karalamacılık yapmadan önce aile yapımızın yıkılmasına zemin oluşturan KADEM VE İSTANBUL SÖZLEŞMESİ'nin zararlarını ; A.Dilipak,S.Saygılı ve ...köşe yazarlarına destek amaçlı "kem küm" ederek .. Biraz kekeleyerek tenkit edemezmisin ? Konuyu görmezden gelmenizi ... Ve ele almam gerekmez mi ?

İbrahim Özcan

15 Ağustos 2020 17:31

Sayın yazar, siz ayda mı yaşıyorsunuz yoksa yıllardır evinizden dışarı mı çıkmıyorsunuz, daha dünkü gazetelere bir göz atarsanız gerçekleri daha kolay anlarsınız.

MÜSLÜMAN

15 Ağustos 2020 17:04

ANA VE BABA YA ÇOK BÜYÜK GÖREVLER DÜŞÜYOR... ÇEVRE YETİŞTİRİYO GİBİ MAZERETLERE SIĞINMAMAK LAZIM

Cabir

15 Ağustos 2020 16:53

Günümüz Müslümanlarının bir kısmı ne Hak tanıyor ne helal kazanç tanıyor ne de Adalet tanıyor ALLAH Fasıklar topluluğuna yardım etmez.

Amin

15 Ağustos 2020 16:35

Gösteriş, israf, haram para milleti kudurtuyor.  

Celil yağmuroğlu

15 Ağustos 2020 15:29

Bu Nezaketsiz Birinci Tanzimattan başladı,,Bir millet kendi Dinine ,,kültürüne,,öz tarihine,,Sahip çıkmayanın sonu bu olur işte 

Yavuz Bahadıroğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle