--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Müslüman her daim umutlu insandır

Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu

Görevimiz “insan” olmak...

“İnsanca” yaşamak ve “Müslümanca” ölmek...

Bıkmamak, usanmamak, yılmamak, yıkılmamak, asla pes etmemek ve asla umut etmekten vazgeçmemek...

Şartlar olumsuz olabilir: Olumsuz şartlardan yakınmak yerine, olumsuz şartları değiştirecek adımlar atmak lâzım...

Bu konuda en büyük rehberler yine peygamberler ve Peygamber Efendimiz’dir...

Onlar şartlara tıkanıp kalsalardı, Hz. Âdem Cennet’ten çıkarıldığı için, Hz. Nuh tufana tutulduğu için, Hz. Yunus denize atıldığı, Hz. Yusuf kuyuya itildiği için, Hz. İbrahim Nemrut’la, Hz. Musa (hepsine selam olsun) Firavun’la karşı karşıya getirildiği, Hz. Âlişan Efendimiz ise Ebu Cehil gibi bir düşmanla savaşmak zorunda kaldığı için yakınır dururdu...

Müslüman’ın örnek alması gereken kadınlar cephesi de böyledir...

Hz. Havva yabancı bir dünyaya indirildiğinde pes etmedi, Hz. Asiye Firavun’la çekişe çekişe Hz Musa’yı büyüttü, Hz. Hacer susuzluğa teslim olmadı, Hz. Meryem erkekler dünyasına meydan okuma pahasına bebeğini dünyaya getirip büyüttü...

İmkânsızlıktan yakınmak yerine, mevcut imkânları sonuna kadar kullanıp yürümekten söz ediyorum.

Ancak o zaman rahmet tecelli eder ve olmazlar olur!

Hatırlayalım ki, “Yasak meyve”yi yiyen Hazret-i Âdem’le Hazret-i Havva, Cennet’ten çıkarılmışlardı...

Üstelik iki sevdalı yürek, aynı bölgeye değil, birbirlerine uzak bölgelere indirilmişlerdi...

Böylece insanoğlunun kıyamete kadar devam edecek imtihan süreci başlamıştı.

Muhtemelen dinozorların kaynaştığı, canavarların uçuştuğu koskoca dünyada artık yapayalnızdılar...

Şartlar tümden olumsuzdu. Ama tümden olumsuz şartlara rağmen asla umutsuzluğa düşmediler, hayata küsmediler...

Daima diri durdular. 

Çünkü Allah’a güveniyor, başlarına gelenden Allah’ı değil kendilerini sorumlu tutuyor, yine O’na sığınıyor, tövbe üzerine tövbe ediyor, tekrar buluşturulmak ve Cennet’e döndürülmek için bir taraftan dua ediyor, diğer taraftan ellerinden geleni yapıyorlardı.

Sonunda tekrar kavuşturulup Cennet’e döndürüldüler.

Bu olgu bize diyor ki: “Olumsuz şartlardan korkmayın; bilin ki, şartlar her an değişebilir”.

Hazret-i İbrahim, kaynağı iman olan umuduyla Nemrut ateşine direndi. Kudret, kuvvet ve ihtişam karşısında paniğe kapılmadı...

Bir an bile tereddüde düşmedi. Yenilmeyeceğini umdu ve sabırla “İlâhî tecelli”yi bekledi. 

“Tecelli”, ateşi gülistana çevirdi...

Hazret-i Yusuf ne kuyuya itildiğinde, ne de zindana atıldığında hayattan umut kesmedi...

Hazret-i Yunus balığın karnındayken bile umuda tutundu, duaya sarıldı ve kurtuldu (kurtarıldı)...

Hazret-i Musa’nın, Firavun karşısında müthiş iki silahı vardı: İmanlı ve umutluydu. Firavun’u bunlar sayesinde yendi.

Hazret-i Âlişân Efendimiz (hepsine selam olsun) ise umudun tâ kendisiydi: Ebu Cehil’in elindeki maddi imkânları umuduyla aştı ve zafere ulaştı.

Umudumuzu yitirmeden, olumsuz şartlar karşısında pes etmeden onları takip edersek, başarıya ulaşırız (ulaştırılırız).

 

Yavuz Bahadıroğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle