--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Mecburen, mecburiyetten!

Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
24

Okul yıllarımda bendeniz mecburen “devletçi”, mecburen “laik”, mecburen “inkılâpçı” idim!..

Oysa Başöğretmenim, gönüllü “devletçi”, gönüllü “laik”, gönüllü “inkılâpçı”, gönüllü “Atatürkçü”; hem “çağdaş”, hem “modern”, hem “cumhuriyetçi”, hem hemde “ilerici” idi. Bu yüzden imtiyazlı sınıftandı.

O istediği tarihî şahsiyeti, dilediği siyasetçiyi sevebilir, bunu dilediği gibi açıklayabilir ve inandığını her zeminde rahat rahat yaşayabilirdi. Ben ise inandığımı yaşama, istediğimi sevme ve sevgimle nefretimi özgürce açıklama hakkından mahrumdum! (hâlâ da öyleyim).

O sevip saydığı insanları, arkasına devleti de alarak, her zaman, her yerde anabilir, anlatabilirdi, ama ben sevdiklerimi gizli gizli anmak, kendi ülkemde âdeta bir “mücrim” gibi yaşamak zorundayım!

Bu ülkede resmî ideolojiyi savunanların, adına “Kemalizm” denen öyle kalın bir zırhları var ki, hiçbir demokratik hak onu delemez. Demokrasi aykırı fikirlere lâzım! 

Ne çok marş ve şiir ezberlettiler. Zihnimi Faruk Nafız, Behçet Kemal, Kemallettin Kamu işgal etti.

“Ne örümcek ne yosun/ Ne mucize ne füsun,

Kâbe Arab’ın olsun/ Bize Çankaya yeter!” (Kemallettin Kamu).

“Yerde o/ Gökte o/ Denizde o/ Her yerde o;

Varsın, teksin, yaradansın (hâşâ),

Sana bağlanmayanlar utansın!” (Aka Gündüz).

Behçet Kemal, Süleyman Çelebi’nin Mevlidini değiştirip “Atatürk Mevlidi”ne bile dönüştürmüştü:

“Ol Zübeyde, Mustafâ’nın ânnesi,

Ol sedeften doğdu ol dürdânesi!

Gün gelip oldu Rızâ’dan hâmile,

Vakt erişti hafta ve eyyâm ile…”

Benim “taraf” olduğumu söylediğim “ilke”lerin CHP’nin altı okundan üçünü oluşturduğunu, “demokrat ailenin CHP’li oğlu” olarak yetiştirildiğimi sonradan anladım. 

“Onlar geçmişte kaldı” mı dediniz? Kalmadı efendim! Bu konuda hemen hemen hiçbir değişiklik olmadı: Çocuklarımız hâlâ “mecburen CHP’li” olarak yetişiyor. Tıpkı bizim gibi, onlara da “şiire benzemez şiirler” okutuluyor:

“Önce Atatürk…

Yurdumuzdan önce/ Bayrağımızdan önce/ Atatürk’ü öğreniriz/ Acaba neden?

Çünkü/ Ne bayrağımız olurdu/ Ne yurdumuz kalırdı/ Atatürk olmasaydı.” (Türkçe, 2, Koza Yayınları).

Türk’ün varlığını tek kişiye bağlayan bu tür yaklaşımları ilkokul ikinci sınıflarda okuyan çocuklarımızın körpe beyinlerine çakıyorsak, bu müfredatı okutanlar, Atatürk’ten önce var olmadığımıza, ondan sonra da var olamayacağımıza mı inanıyoruz?

Gerçek şu ki, en az beş bin seneden beri devletimiz, bayrağımız, toprağımızla varız! Türk’ün hayatı yüz sene önce başlamadı. İnşallah sonsuza kadar var olacağız!

Üstünde yaşadığımız toprakların Anadolu bölümü Sultan Alp Aslan’dan, Balkanlar’daki topraklarımız Orhan Gazi’den, Sultan I. Murad’dan ve Yıldırım Bayezid’den, İstanbul ise Fatih Sultan Mehmed’den bize armağandır. 

Atatürk bu toprakların bir kısmının işgali üzerine, Padişah emriyle, “Milli Mücadele”mizin başına getirilen “Osmanlı Generali”dir. Başarı kazanınca sistemi değiştirmiş, cumhuriyet ilân etmiş ve ilk Cumhurbaşkanı olmuştur.

Yaptıkları zaten yeteri kadar önemlidir, bir de abartmanın ne anlamı var? 

 

Yorumlar

(24)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

mizan

14 Ekim 2020 00:28

Bir adamın icraatlarını tenkid edemiyorsak (kanunun men`iyle), o adamın icraatlarını taltif ve te`kid de etmememiz lâzım milletçe. Çünkü hata ve yanlışları görmezden gelerek yapılan övmeler, alkışlar sahteliktir, sahtekârlıktır, tasannudur ve kıymet-i harbiyesi yoktur.

Nur adam

13 Ekim 2020 22:43

Yorumcu Rıfat "benim atam olamaz" demişsin. Seninki değilse benimki hiç değil.Atam da ceddim de belli.

Turk

13 Ekim 2020 22:12

ATATURK vatan haini vahdettin denen emri ile çıkmadı samsuna bunu anla artık 

DUBUROLOG

13 Ekim 2020 21:50

Sayin yazar! "Türk’ün hayatı yüz sene önce başlamadı" demissiniz.Dogrusu su olacak:" Türk’ün hayatı yüz sene önce bitti". Ama tabiki anlayana.... Ayrica "Başarı kazanınca sistemi değiştirmiş, cumhuriyet ilân etmiş ve ilk Cumhurbaşkanı olmuştur" demissiniz."Basirili olmustur" derken ironi yaptiginizi dusunebilir insanlar!Tabiki dunyada bu sekilde rezil bir sekilde hayal aleminde yasatilan insanlar Turkler degil sadece,insanlarin(insanligin) buyuk bir bolumu hayal ve yalan aleminin cikilmasi imkansiz sonsuz labirentlerine tikilmis durumdalar...

Rıfat

13 Ekim 2020 21:11

 ahmaklar yine salya akıtmaya başlamışlar!

Sahin

13 Ekim 2020 19:59

Sayin yazar ilk cümlelerinizi elestiriyorum insan mecburiyetten dönek olmaz Sonrada yaptiklari cok önemli diye övüyorsunuz bi karar verinde bizde anlayalim Herseye ragmen yazilarinizi zevkle okuyorum karsit görüste olsak bile ne yalan basarisizliklarida basarili gösterdigimiz abartilar okadar cokki .Yazilsa Roman olur Saygilar Hürmetler

Rıfatın komşusu diyene

13 Ekim 2020 19:48

Kemalizmi savunan,Atatürkçülük yapan,Laiklik diye bağıranların hangisi düz basıyor ki ? Ülke gaz bulur bulunan gazdan fazla gaz çıkartırlar,orada burada şurada ne işimiz var derler,ülke büyüyecek diye geceleri uykusuz kalırlar,ülkeye saldıran tüm terör örgütleri ve darbecilere selam çakarlar,ki muhalefet yapmayı,darbe gecesini tankların arasından sıvışarak güvenli evde izlemek zannederler.Siyonist uşaklarının yaptığı itiraf gibi onlarla ortaklık ve işbirliği yaparlar,neyse fazlası aklı olmayana söylenir,yoksa eğer devam edeyim...

Rifatin ust komsusunun abisi

13 Ekim 2020 19:16

Rifat ilac saatin gecti yine yine cildirdin hircinlastin

Rıfat

13 Ekim 2020 18:34

 benim atam olamaz!

Rıfat

13 Ekim 2020 18:29

Fatih görgün; burası tapınma yeri değil git atana başka yerde tapın! Gerçek tarihi oku, yalan tarihi değil!

Yavuz Bahadıroğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle