--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kültürle ilgisiz bir “Kültür Paketi”

Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu

“Başbakan Ahmet Davutoğlu, Ankara Palas’ta düzenlenen tanıtım toplantısı ile ‘64. Hükümet Sürdürülebilir Kültürel Kalkınma Eylem Programı’nı açıkladı” deniyor, haberde...

Neymiş bakalım, şu “Sürdürülebilir Kültürel Kalkınma Eylem Programı”?..

Başbakan, 8 ana stratejik alandan oluşan paketin içindeki “büyük adımlar”ı şöyle açıklıyor...

İstanbul ve Ankara’da uluslararası simge olacak büyüklükte ve içerikte İstanbul Kültür Merkezi inşa edilecek (peki, içinde ne tür kültür olacak?)...

Türkiye Kültür Şehirleri Programı başlatılacak. Bu çerçevede her şehrin Şehir Kültür Yönetim Programı çıkarılacak (aynı soru geçerli)...

Müzeciliğin teşviki için gerekli düzenlemeler hayata geçirecek ve 2016 yılında 18 yeni müze açılacak (müzeye gidecek insan nereden bulunacak?)...

Tiyatro sahnesi olmayan illerin her birine en az bir tiyatro yapılacak, özel tiyatrolara verilen destek yüzde yüz arttırılacak (kültür kaynaklarımıza daha çok hakaret etsinler diye mi?)...

Belli dönemlerde SGK primlerini yatıramayan sanatçıların emekli olması sağlanacak (yaşlılıklarını düşünüp gençliklerini yaşasalardı ya)...

Senaristler, yönetmenler, bestekârlar, söz yazarları, ressamlar, yazarlar, oyuncular, şarkıcılar, yapımcı ve yayıncıların telif hakları en etkili şekilde korunacak. Korsan üretimle etkili mücadele edilecek (eh, doğru bir karar)...

Kültür ve turizm alanında bin 200 gencin 6 aylık süreyle geçici olarak istihdamı sağlanacak (iyi bari, birkaç genç ekmek yiyecek)...

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda istihdam edilmek üzere 600 kişilik yeni kadro açılacak (birkaç genç daha ekmek yiyecek).

Yalnız anlayamadığım bir husus var: Bu bir “Kültür projesi” mi, yoksa sıradan bir “istihdam projesi” mi? Doğrusu bana “istihdam projesi” gibi geldi!..

İstanbul ve Ankara’da “uluslararası simge olacak büyüklükte” kültür merkezleri yapılması, yeni müzelerle tiyatrolar ve kütüphaneler kurulması gibi maddeler herhalde kültür insanlarından önce inşaat sektörünü sevindirecektir! 

Kültür insanı binalarla değil, binaların içinde yapılacak programlarla ilgilenir. Ayasofya Camii’nde “oratoryo” bile “kültür” adına yapılmıştı. Geçmişten bugüne “kültür” adına işlenen cinayetleri saymakla bitiremem!

“Yerli” ve “milli kültür”den ne haber? Ders kitaplarını değiştirmekten, Koruma Kanunu’nu kaldırıp tarihçilerin vicdanındaki kelepçeyi sökmekten, “Kıble yürekli insan” yetiştirmek için “Ak Şemseddin ruhlu muallim” yetiştirmekten, milletin şuurunu bağlayan zincirleri kırmaktan, tarihimizin fazilet sayfalarıyla safhalarını filme/diziye çekmekten, resme, tiyatroya aktarmaktan nehaber?

Yıllardır umutla gözlediğim paketten bunların çıkmasını beklerken, çıka çıka inşaatçılara ve SGK primlerini vaktinde yatırmayan “sanatçılara” müjde çıktı.

Yahu, çuvalla para kazandıkları günlerde har vurup harman savuran bu “sanatçı”lar değil mi?..

Alây-ı valâ ile evlendikten birkaç hafta sonra boşanabilmek için eski eşlerine bol keseden “nafaka” ödeyen bunlar değil mi?..

“Ruh eşimi arıyorum” diye diye gömlek değiştirir gibi “sevgili” değiştiren ve her “sevgili”ye yatlar-katlar hediye eden bunlar değil mi?..

Gençliğimize “kötü örnek” olacak “sapma”lar içinde gençliklerini tüketen ve ancak beş parasız kaldıklarında devleti hatırlayan bunlar değil mi?..

Her seçimde milletin tersine oy kullanan, her kargaşada millet-devlet düşmanlarının safında yer alan bunlar değil mi?..

Uyuşturucunun envai çeşidi de bunlarda üstelik: Uyuşturucu satmaktan yahut kullanmaktan dolayı yolu mahkemeye düşmeyen kaç sanatçı kaldı?..

Halkın kalan kültürünü de zir-ü zeber edici filmler, diziler, tiyatrolar yapmak bunlarda; milletin kadim değerlerini horlamak bunlarda; “tek adam” rejimini sürdürmeye yönelik bilimden, insaftan, mantıktan yoksun çıkışlarda bulunmak bunlarda; müstehcenlik bunlarda; başörtüsü aleyhtarlığı bunlarda; halka “cahil”, “bidon kafalı” demek bunlarda.

“Sanatçı” düşmanı değilim, ama öyle “sanatçı”larımız var ki, düşman başına! Şimdi Sayın Başbakan bunları beslemekten söz ediyorsa, “Kültür dendiğinde aklınıza bunlar mı geliyor?” diye sormak, benim hakkım...

Sanmam. Ama belli ki Sayın Başbakan onları da “yerli ve milli” yapıya entegre etmeye çalışıyor.

Bence boş gayret: Onlardan bu millete şimdiye kadar bir hayır gelmedi, bundan sonra hiç gelmez.

Ne yani, opera dinleyerek mi kültürlü olacağız, yoksa balerin veya evlilik programları seyrederek mi?

 

Yavuz Bahadıroğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle