--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kulak verin: Menderes bize ne diyor? (2)

Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu

60’lı yılların başında birileri düğmeye basıyor ve Türkiye şehir şehir, cadde cadde, sokak sokak karışıyor…

Demokrat Parti iktidarını devirmeyi amaçlayanlar, bir taraftan da envai çeşit yalanlarla millete “algı operasyonu” yapıyorlar.

Başbakan Adnan Menderes o günlerde yaptığı radyo konuşmalarında olayları değerlendiriyor.

Sanki bugünü anlatıyor, bugünkü komplolara dikkat çekiyor…

Özet olarak şöyle diyor: “Her an ve her saat başında yalan haberle birtakım korkunç şayialar çıkarılmak suretiyle, heyecan yaratmak ve bu heyecan vasatında birtakım kışkırtmalar da yaparak hadiseler çıkartılmak istenmekte olduğunu ve bu yıkıcı faaliyetlerin belli merkezlerden idare edilmekte bulunduğunu, dünkü konuşmamda arz ve ifade etmiştim. 

“Ortada hiçbir şey yokken hadiseler çıkarabilmek için ancak bu yollara ve bu usullere müracaat olunur. Kandırılması en kolay olan ve toplantı halinde bulunan zümreler seçilmek suretiyle bunların üzerinde daimi surette yıkıcı propagandalar teksif edilir ve bunlar kötü bir zümre bile olsalar, 30 milyonluk Türkiye’nin hacmine ve ebadına nispetle bir zerre dahi teşkil etmese de bunlar sanki teşkilatlı ve vurucu bir kuvvetmiş gibi ele alınarak bir memleketin kaderi üzerinde pervasızca oynayabilme imkânlarının aranmasına ve bu yolların araştırılmasına çıkılır (sanki bugünü anlatıyor)…

“İstanbul ve Ankara’mızda iki gündür yaratılmak istenen hadiselerin kısaca izahı ve manası işte bundan ibarettir. Bu memlekette birtakım ayaklanma hareketleri için vasat ve şartlar hiçbir suretle müsait değilse profesyonellerin, bu işlerin esnafı olanların tutacakları yol işte budur. Güzelim memleketimizde ayaklanmalar için hiçbir sebebin mevcut olmadığı aşikar…

“Memleketimiz eski devrin o hürriyetsizlik ikliminden çıkıp çok partili bir idareye kavuşmuştur. Binaenaleyh o hürriyetsizliğin, tek parti tahakkümünün ve seçim yapmadan iktidarda olmanın, seçim yapıldığı taktirde ise rey sandıklarını nasıl kırılıp onbinlerce mazbatanın nasıl tahrip edildiğinin ve nasıl reylerin çalınıp millet iradesinin ayaklar altında çiğnendiğinin türlü ve aşikar misallerini görmüş ve yaşamış bir memleketiz. 

Bu iklimin içinden çıkıp gelmekteyiz. Diğer taraftan sefalete mahkûm olmanın bu memleketin kaderi olduğuna inanmışçasına ve bunu kabul etmişçesine çeyrek asrın içinde memleketin meselelerine ve vatandaşın ihtiyaçlarına medeni ve ileri bir hayata kavuşmanın icaplarına nasıl omuz silkercesine lakayt kalındığını görüp yaşamış olan bir memlekettir Türkiye (Menderes çok haklı, zira CHP’nin rakipsiz ve kesintisiz iktidarda bulunduğu dönemde, ekonomimiz sürekli geriye gitmiş, 1938-1950 arasında ise Türkiye’nin GSMH’si dünya toplamının binde 6.52’sinden binde 6.43’üne düşmüştür)…

“Ve Türkiye’miz bugün asırlarca yapılamayanların on sene içerisinde nasıl yapıldığını, memleketin bir baştan öbür başa her birisi bir kıymet olan sayısız eserlerle nasıl donanmış hale geldiğini görmektedir. 

“Ziraatte, sanayide, madencilik ve nakliye ekonomisinde velhasıl iktisadi hayatın bütün kollarında Türkiye’nin nasıl akla sığmaz bir süratle bir asırlık bir mesafeyi bir on sene içinde aldığını görmekteyiz. İktisadi kalkınma, içtimai düzen ve ileri bir cemiyet olmanın bütün şartlarını muayyen bir nizam ve ülkü içerisinde nasıl hep birden ele alınıp, tahakkuk yoluna konmuş olduğunu vatandaşlar görmektedir. 

“On sene evvelle bugünü vatandaşlar kıyaslayabilmekte ve hükümlerini vermiş bulunmaktadırlar. İşte bu şartlar ve bu vasat, ayaklanmanın şartları ve vasatı değildir. O halde birtakım suni ve uydurma yollardan ve sözlerimin başında arz ettiğim şekilde bir ayaklanma hareketi tahakkuk ettirilebilir mi diye memleket, hazin, elim ve meşum tecrübelerin sahası haline getirilmek isteniliyor.

“Tekrar arz ediyorum: Bir veya muayyen bir zümre türlü yollardan ele alınıp, elde bulundurulacak ve bu hareket haline getirildikten sonra veya hareketin içinde yuvarlanan bir kartopu gibi büyütülmek ümidine bel bağlanılarak teşebbüslere girişilecek (Gezi olayları gibi mi?), diğer taraftan da vasata hazırlanmak için vatandaşın heyecanı her an kamçılanacak. Bu sebeple mütemadiyen yalan haberler, korkunç dedikodular, tahripkar şayialar ortalığa salınacak, her yerde vatandaşın idraki zaafa, iradesi felce uğratılacak. İşte usul bu, taktik bu…”

Menderes yalnız kendi dönemini değil, bizi de uyarıyor. Allah rahmet eylesin.

Yavuz Bahadıroğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle