Köy-kent’ten Mega-kente...
Biraz kadr-u kıymet bilin yahu!..
Bakın CHP, tüm siyasi hayatında ilk kez “laiklik” demiyor...
Havada, karada ve denizde, “Laiklik elden gidiyor!” çığlıkları atmıyor...
“Atatürk ilkelerini herkesin kafasına çakmak”tan hiç söz etmiyor...
“Uzanan elleri kırmak”tan, “dilleri koparmak”tan söz etmiyor...
“İrtica-mürteci” tartışmalarına girmiyor...
İlk kez ekonomi ağırlıklı bir seçim stratejisi yürütüyor...
İlk kez halka şirin gelecek vaatlerde bulunuyor...
İlk kez millete tepeden bakmıyor, “Çobanın oyu ile profesörün oyu”nu karşılaştırmıyor; ikisine de aynı derecede muhtaç olduğunu ilk kez kabul ediyor...
Bir bakıma ilk kez kendini “devlet” olmaktan kurtarıp “siyasi parti” oluyor!
Güzel değil mi?..
Bu yüzden “kadr-u kıymet bilin yahu!..” diyorum.
“Mega-kent” gibi projeler bile koyuyor önümüze, daha ne istiyorsunuz?
Hatırlayalım: CHP’nin eski genel başkanı Bülent Ecevit, “Köy-kent” diye diye ölmüştü; Kılıçdaroğlu “Mega-kent”e geldiğine göre, büyük aşama kaydetmiş sayılır...
Köyden kente geçiş kolay mı sanıyorsunuz?..
“Köyden indim şehire, şaşırdım birden bire” diye lâfı bile var bunun; hiç kolay iş değil!
Büyük bir aşama: Belki bir dahaki seçimde “Uzay-kent” projesiyle seçmenin karşısına çıkar, bugün Sayın Kılıçdaroğlu’nun oturduğu makamda oturacak CHP genel başkanları...
Neresinden bakarsanız bakın, CHP büyük bir adım attı ve “Köy-kent” sendromundan sıyrılıp “Mega-kent”e geçti...
Ecevit, Reşadiye’yi “Köy-kent”yapmak için neler çekmişti? Parti yandaşı köşe yazarları köşe köşe nasıl alkışlamışlardı.
Olmadı işte: O kadar olmadı ki, “Köy-kent” projesi sayesinde Reşadiye’yi ihya ettiğini düşünen Ecevit’e Reşadiye halkı büyük bir sürpriz yaparak rakip partiye oy verdi...
Kâğıt üzerinde iyi duran proje uygulamada işe yaramadı.
Neyse: En azından bugünkü CHP kendini “devlet”, devleti “efendi” olarak görmüyor. Zihniyet bu kadar kolay değişir mi bilemem, ama stratejinin değiştiğini söyleyebilirim.
Bu bir mecburiyetti: Zira üst üste seçim yenilgisi alarak öğrendi ki, halkı “köle”, kendini “efendi” sayan anlayış itibar görmüyor...
Son çare, halkı “efendi”, kendisini “hizmetkâr” sayan bir anlayışa geçmekti. Bunu da girdiği tüm seçim ve referandumları kazanan AK Parti’den öğrendiğini söyleyebiliriz.
Nihayet fark etti ki, “Halka rağmen halk için”, “profesörün oyu ile çobanın oyu bir olmaz”, “sayısal üstünlüğün önünde siyasal üstünlük var” şeklinde sözlerle ve ideolojik dayatmalarla bir yere varılamaz.
Biliyorsunuz, CHP’nin alamet-i farikası, yatırımlara karşı çıkmaktı...
“Boğaz Köprüsü’ne hayır, Keban Barajı’na hayır” demesiyle ünlüydü...
Şimdi takdirlerini, tebriklerini sunuyor, Sayın Kılıçdaroğlu:
“Yapanlardan Allah razı olsun” bile diyor...
Daha ne istiyorsunuz?
Tabii vaatleri yerine getirmek, söylemek kadar kolay değildir. Lakin ne gam: Nasılsa iktidara gelemeyecek.


