--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kanunname-i Âl-i Osman’da bayram kanunu

Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu

“Ve bayramlarda Meydan-ı Divan’a taht kurulmak emrim olmuştur. El öpüldükte vüzeram ve Kadı Askerlerim ve Defterdarlarım kafadarım olup duralar…

“Ve hocama ve Müftü’l-Enem’a ve vüzerama ve kadı askerlerime ve Baş Defterdar’ıma ve Nişancıya kendüm kalkmak kanunumdur… 

“Ve çavuşlar el öpmek kanunumdur. Ve ehl-i mansıbın hurde ehl-i mensıplarından Alay Beği el öpmek kanunumdur…

“Ve Müteferrika ulufe ile olursa el öpmek kanunumdur. Ve Çeşnigir el öpmek kanunumdur. Ve Zaim ve Erbab-ı Tımar el öpmek lazım değildur… 

“Zaim Müteferrikası yüz elli bin akçe ile el öpmek kanunumdur. Ve altmış akçeden yukarı ve yetmiş akçe kadılar el öpmek kanunumdur. Ve yirmi akçe Müderris el öpmek kanunumdur. Ve kitaptan nefer olan Reis Kâtipleri ve Defterhane Kâtipleri, gerek kâtip oldukta ve gerek iyd’de (bayramlarda) el öpmek kanunum değildir. 

“Ve Ehl-i Mansıb olan muhasebesi ve Yeniçeri Kâtibi ve Sipahiler Kâtibi ve Rüznameci el öpmek kanunumdur. Ve bilcümle divana uzun yenli kaftan ile gelenler hace makamındadur.” (Fatih Sultan Mehmed, Kanunnâme–i Âl–i Osman, s. 25).

Kanunnâme–i Âl–i Osman, bayramların sarayda nasıl protokol uygulandığına dair ip uçları veriyor.

Biliyorsunuz, eski İstanbul’da, bayramların en görkemli şekilde yaşandığı mekân “Saray-ı Amire”, yani Topkapı Sarayı idi. 

Topkapı Sarayı her bayramda muhteşem kutlamalara sahne olur, saray protokolünün gerektirdiği tüm ayrıntılar eksiksiz uygulanırdı.

Belki bazılarınıza garip gelecek, ama sarayda resmî bayramlaşma bayramdan üç gün önce başlardı.

Çünkü saray kalabalıktı. Bayramlaşmayı tek güne sığdırmaya imkân yoktu.

Sarayda bayramlaşmanın nasıl olacağı, Fatih Kanunnamesi’nde ayrıntılı bir şekilde belirtilmişti. 

Kanunname’ye göre, padişah, sabah namazını Hırka-i Saadet Dairesi’nde kılacak, daha sonra Hırka-i Saadet Dairesi’nin önüne yerleştirilen tahtına oturacaktı. 

Padişah tahta oturunca orada bulunan hocalar dualar okuyacaklar, ardından görevliler bunlara hediyelerini vereceklerdi. 

Mehter çalmaya başlayınca, bir taraftan da “Bu gibi günlere yetişmek her zaman müyesser ola” anlamında bağırılıp dua edilecekti.

Bayramlar, Osmanlı Başkenti ve saray açısından hayatı renklendiren önemli günlerdi…

Bir tarafı ibadet, bir tarafı neşe idi…

Harem halkı meşruiyet içinde eğlenir, karşılıklı hediyeleşmeler yaşanır, küslerin barışması sağlanırdı.

Bu süreçte padişahın dindarlık ve iyilikseverliğini vurgulamak amacıyla yoksullara sadakalar dağıtılırdı…

Halkın iyi bir bayram geçirmesi için tedbirler alınır, kente daha fazla zahire, meyve, sebze ve canlı hayvan getirtilmesi sağlanırdı…

Büyük camilerin avlularına yemiş, baharat, bakkaliye, şekerleme, mum, fener, kandil, oyuncak gibi ihtiyaç maddeleri ile kapamacı işi (bir nevi konfeksiyon) hazır elbise ve kumaş satan tezgâhlar kurulurdu…

Camilerin etrafı panayır yerine döner, herkes istediğini bulurdu.

Bu panayırların en vez geçilmesi kitaptı: El yazması kitaplar boy boy sergilere dizilir, kitapçı gelen müşteriye kitaplar hakkında detaylı bilgi verir, şaşılacak derecede derin bir hâkimiyetle içeriklerinden (şimdiki gibi kitapçılar satıcı satıcı değil, aynı zamanda âlim insanlardı) bahsederdi…

Padişah’ın bayram namazına gidiş-dönüşü tam anlamıyla görsel bir ziyafetti. Fransız tüccar, doğa bilimci ve gezgin Paus Lucas (1664-1737) bir bayram sabahı gördüklerini şöyle anlatıyor:

“At üzerindeki Padişah’ın ihtişamı ile hiçbir şey mukayese edilmez. Bindiği ve yedekte götürdüğü atlar yeryüzünün en güzel atlarıdır. Atların koşumları altın, inci ve mücevherlerle süslüdür…

“Üniformaların çeşitliliği, debdebesi, atların güzelliği, koşumlarının zenginliği göz kamaştırır. Subayların çokluğu, üniformaların renkliliği içinde alay intizam içinde sessizce yol alır…

“Bayram Alayı, gerçekten de dünyanın en eğlenceli ve en meraklı gösterisidir”. 

Eski deyişle, İydiniz said, ömrünüz mezid, makamınız cennet olsun!..

Şimdiki deyişle, bayramınız mübarek olsun!

Yavuz Bahadıroğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle