--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

“Kandil” mi?

Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu

Hemen girişte, izninizle biraz malumatfuruşluk (bilgiçlik taslama) edebilir miyim?..

Önceki gece malum, “Regaib Gecesi”ydi...

Bu kelime “reğa-be” kökündendir ve kelime olarak, “rağbet etmek, istemek, arzulamak, bir şeye meyletmek ve onu elde etmek için çaba göstermek” anlamına gelir... 

Regaib Gecesi... “İstek gecesi”: Dua, ubudiyyet, kulluk ve arınma gecesi...

Kelime mânası olarak da manevi iklim kokan bir gece. Siz bu geceye “kandil” dediğiniz anda tüm mânevi iklimi gider, yerine titrek ışığıyla anlamsız bir “kandil” gelir.  

Anlamsız, çünkü elektrik çağında kandilin yeri yoktur!

Şaka bir yana, ama şu kavramlara bir bakar mısınız lütfen?..

“Selamünaleyküm verahmetullah” (Allah’ın rahmeti üzerinize olsun) yerine, anlamsız “günaydın-tünaydın”...

“Allah’a ısmarladık” yerine, anlamsız “esen kal”...

“Allah selamet versin” yerine, “güle güle”...

“Allah rahmet eylesin” yerine, “başın sağ olsun”...

“Nur içinde yatsın” yerine “ışıklar içinde yatsın”...

“Ramazan bayramı” yerine “şeker bayramı”...

 “Mübarek olsun” yerine, “kutlu olsun”...

“Fatiha” yerine “saygı duruşu”...

“Mübarek aylar” yerine “3 aylar”!.. 

“3” yalnızca bir sayıdır. “Mübarek” ise “verimli, bereketli, kutlu, uğurlu, hürmetli, beğenilen, sevilen” anlamında mânevi bir dünya!.. Bir Ramazan müjdesi ve Ramazan güzellemesi...

Gele gele nihayet şaşkınlığımızı ifade etmek için kullandığımız “Allah Allah”, “Lailahe illallah”, “fesübhanallah” yerine, “vauuuvvv!”, “vaaayyyy beee!” şaşkınlığına kadar geldik...

Maksat toplumun maneviyatla bağlarını koparmak olduktan sonra, uydur uydur söyle!..

Uydurdular, söylediler, yazdılar, çizdiler; biz de tartışmasız kabullendik...

“Alt tarafı bir kelime” dedik, kendini “kelime”lerle inşa eden kavramları ıskaladık...

Kavramlarla birlikte fikirler gitti, tefekkür gitti, firaset gitti, nezaket gitti, nezahet gitti, nefaset gitti, kuruduk!

Şimdi göz göre göre “Mübarek Regaib Gecesi” gidiyor, yerine “kandil gecesi” geliyor!

Bu “galat-ı meşhur”un (yaygın yanlışın) revaç bulmasının (yayılmasının) sebebi, elektrikten önce cami minarelerinin kandillerle aydınlatılmasıdır...

Eskiden mübarek gecelerde minareler kandillerle ışıklandırılırdı...

Bu yüzden mübarek gecelere “kandil gecesi” denmeye başlandı. Ama yaygın değildi. Şuurlu Müslümanlar “Mübarek Gece” demekte ısrarlı olmuşlardı.

Cumhuriyet döneminde bu yanlış, pek çok “bilinçli yanlış”la birlikte ısrarla vurgulandı... 

Sonunda yapıştı kaldı.

Şuur âbidesi saydığımız dindar Müslüman abilerimiz bile artık “kandil” diyor...

Vaizlerimiz kürsülerden “kandil” üzerinden vaaz veriyor...

Camiye üç-beş tarihi kandil götürüp, vaizin önüne koymak ve “O kadar seviyorsanız buyurun size kandil, anlatın” diye bağırmak geliyor!

Bana kalırsa bu ısrar sebepsiz değil: “Kandil” ısrarı, tahteşşuur (şuuraltı), korkarım imanımızın derecesini anlatıyor...

Kandil kadar imanla mı kaldık?..

İslâm dünyası kandil ışığına mı benzedi?..

Titrek ve etkisiz: Hafif bir rüzgâra karşı bile dayanıksız!

Vah benim dertli başım!

 

Yavuz Bahadıroğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle