--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kalbi kırık olanın kalbine Allah dokunur

Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu

Bundan yıllar önce kalb ameliyatı olmak için yattığım ameliyat masasında gülümsemiş ve “Geldinse hoşgeldin dostum” demiştim.

Her şey yoluna girdikten sonra, bunu bana hatırlatan doktorum o sırada kimi gördüğümü, kime “hoşgeldin” dediğimi sordu.

“Ölüme” dedim.

“Ölüm dostun mu?” diye sordu bu kez.

“Allah’tan gelen her şey dosttur” dedim.

“Nasıl yani?” diye üsteleyince, Mevlana’nın sırrını fısıldadım:

“Her canlı bir gün mutlaka ölümü tadacak, ama sadece bazıları hayatı tatmış olarak ölecek.”

“Ne garip adamsın” dediğini hatırlıyorum.

Sağ olsunlar, çok ziyaretçim geldi. Her gelen de saksı saksı çiçek getirdi. Yattığım katın bütün koridoru bana gelen çiçeklerle doldu.

Bu sefer doktorum, “Amma çok dostun varmış” dedi. Hasta yatağımda “dost” kavramını sorgulamama sebep oldu.

Vakıa şu ki, günümüzde “gerçek dost” mumla aranıyor! Dost sandıklarımızın çoğu, onlara gösterdiğimiz dostluğun karşılığını veriyor sadece…

Oysa gerçek dost, dostluğu “Al gülüm-ver gülüm” açmazına tıkamayandır…

Herkes kendi penceresinden bakar hayata: Kendi mutlu olan sizi de mutlu görmek ister. Ya da öyle zanneder. Gülümsüyorsanız her şey yolunda demektir. Kimse içinizde dolanan fırtınalarla ilgilenmez. 

Fuzuli de bundan yakınıyor zaten:

“Derdime vâkıf değil cânân, beni handân (mutlu) bilur,

Hakkı vardır şâd olanlar, herkesi şâdân (neşeli) bilur…

Söylesem te’siri yok, sussam gönül râzı değil,

Çektiğim âlâmı (dertleri) bir ben, bir de Allah’ım bilur.” 

Dostluk öyle bir hâldir ki, gülmenizi de okur, ağlamanızı da…

Siz küsseniz küsmeyen, kızsanız kızmayan, kırsanız kırmayan, darılsanız darılmayan, gerekirse size rağmen sizi seven ve dostluğunu her şart altında size verendir, gerçek dost.

Böyle kaç dostunuz var sahi?..

Saatinize bakmaksızın, vaktin geç olduğunu dikkate almaksızın yüreğiniz her daraldığında, ruhunuz her sıkıldığında arayabileceğiniz, hatta haber vermeden kapısını çalabileceğiniz kaç dostunuz var?

“Vakit geç oldu” demeyen, “Gecenin bu saatinde bunlar konuşulur mu?” diye sızlanmayan, “Saatin kaç olduğundan haberin var mı senin?” diye yargılamayan, derdinizin mahiyetini sorgulamayan kaç dostunuz var?..

Kötü bir rüya ile yataktan fırladığınızda bile dertleşebileceğiniz “Rüya işte, amma da ciddiye aldın” demeyeceğine inandığınız, dostlarınızın sayısı kaç?

Bir sebepten kalbiniz daraldığında, bütün kapılar yüzünüze kapandığında, ne yapmanız gerektiğini bilmediğinizde yanınızda olan gerçek dostunuzdur. 

Yüreğiniz avucundaymış gibi okur tüm sırlarınızı…

Böyle tek bir dostunuz varsa bile bahtiyar olmalısınız…

Zira umutlarınızın enkazı altında kalan emelleriniz ezildiğinde, dertler tespih gibi yüreğinize dizildiğinde tereddütsüz sığınabileceğiniz tek bir insan, sizinle çıkar ilişkisi içinde olan bir ordu insandan daha hayırlıdır.

Şu halde çevrenizin genişliğiyle değil, gerçek anlamda “dost”larınızın varlığıyla övünmelisiniz…

Kimse yoksa bile Allah var! “Dost istersen, Allah yeter!” dersiniz, O’na sığınır, yalnız O’nda teselli ararsınız. 

O dinler bütün sızlanışlarınızı… Bütün dualarınıza cevap verir… Bütün çözümsüzlüklerinizi çözer… Tıkanmışlıklarınızı açar… Yol gösterir size…

O en yılmaz, en yıkılmaz dosttur!

Söz Bediüzzaman Hazretleri’nin:

“Mesleğimiz halîliye olduğu için, meşrebimiz hıllettir (dostluk-sevgi). Hıllet ise, en yakın dost ve en fedakâr arkadaş ve en güzel takdir edici yoldaş ve en civanmert kardeş olmak iktiza eder.”

Ezcümle:

“Hüzünle titreyen gönle, ince bir âh dokunur;

Kalbi kırık olanın, kalbine Allah dokunur…”

Yavuz Bahadıroğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle