--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İlkokulda bir başöğretmenim vardı ki…

Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
11

“Bizim zamanımızda” diye söze başlamayı hiç sevmem, ama bugün böyle başlayacağım…

Bizim zamanımızda ilkokul “müdür”lerine “Başöğretmen” denirdi. Başöğretmenim Hikmet Bey’di: Hem derse girer, hem de okulu idare ederdi. Ben onun “rahle-i tedrisi”nden geçtim…

Köy Enstitüsü mezunuydu, ama her öğretmenden daha “öğretmen”di. İdealistti: Türkiye’yi kendisinin yetiştireceği çocukların kurtaracağına yürekten inanmıştı. Ancak kafası çok karışıktı: Aile ile devlet arasına sıkışıp kalmıştı. Bu kafa karışıklığı zaman zaman bize de yansıyor, birlikte kıldığımız Cuma namazı dönüşünde uzun uzun laiklik nutku atıyordu…

İdeolojik duruşu belirgindi: Yaşımıza bakmaz, Atatürkçülük, cumhuriyetçilik ve laiklik üzerine, mahiyetini ancak çok sonra kavrayabildiğim nutuklar atardı. Milli bayramları huşu içinde kutlar, dini bayramlarla pek ilgilenmezdi…

Cuma namazına giderdi, ama “dindar” kesimle asla ilişki kurmazdı: CHP’li kimliğiyle tanınmış, halk tarafından pek de sevilmeyen arkadaşları vardı: Onlar gibi fötr şapka giyer, yine onlar gibi şapkasını hafif yan yatırırdı.

Kış günlerinden birinde, hava sulusepken serpiştirirken, beni tahtaya kaldırdı: “Türklerin dünyaya dağılışını anlat” dedi, “hani şu büyük göçü.”  

Ders kitabında okuduklarımı abartarak anlatmaya başladım: “Orta Asya kuraklıktan kurumuştu...”

Kitaptaki her kelime doğruymuş gibi, bula bula benim yanlışımı buldu: “Orta Asya değil, iç deniz kurudu.” 

“He” dedim, “iç deniz... Kuruyup verimli topraklar çoraklaşınca, Türk boyları, yani büyük büyük atalarımız dünyanın dört bucağına göç ettiler. Kimimiz doğuya, kimimiz batıya, kimimiz güneye, kimimiz kuzeye yerleştik.”

“Anlaşıldı, devam et...”

“Zamanla aksanımız farklılıklar gösterdi. Bazı bölgelerde Türkçeden farklı diller türedi. İklim şartlarından dolayı insanlarımızın bir kısmı esmerleşti. Bugün yurdumuzun Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde yoğun olarak yaşayan vatandaşlarımız böyledir. Aslında onlar da katıksız Türk’tür.”

“Peki, neden Kürt diyorlar?”

“Çünkü yaşadıkları bölge çok dağlık. Fazla kar yağıyor. Kar yağınca her taraf buz tutuyor. Üzerine bastıkça da buzlar kırılıyor. Kırılınca kart-kurt diye sesler çıkıyor. Kart-kurt sesleri zamanla Kürt şeklini alıyor. O bölge halkı da bu isimle anılıyor: Kart-kurt=Kürt.”

Bu konuyu anlatırken, Başöğretmenimiz öyle heyecanlanırdı ki, adeta transa girer, gözü dünyayı görmezdi. Gözleri yarı kapalı, elleri arkasında, vücudu gergin anlattıkça anlatırdı:

“Bütün dünya milletleri Türk Milletinden, bütün dünya dilleri de Türkçeden doğmuştur. Buna ‘Güneş Dil Teorisi’ deniyor...” 

Vakti zamanında, sözde tarihçiler bu masala inanmış gibi yaparken, Türkiye’nin yetiştirdiği en büyük tarihçilerden Ahmet Refik (Altınay) burun kıvırıyor, bu yüzden yönetimin hışmına uğrayıp önce üniversitedeki kürsüsünden atılıyor, sonra tüm devrim yobazları tarafından aşağılanıyor, hakarete maruz kalıyor, hatta İstiklâl Mahkemesi’nde yargılanıyordu. 

Gerçekler Başöğretmenimin umurunda değildi. O bildiği gibi anlatmaya devam ediyordu: “Şu halde, Türkiye Avrupa’nın, Avrupa Türkiye’nin bir parçasıdır. Böyle olunca da Avrupalı gibi giyinmemiz, Avrupalı gibi yazmamız, Avrupalı gibi yaşamamız, Avrupalı gibi düşünmemiz, Avrupalı gibi yürümemiz, Avrupalı gibi oturup kalkmamız...”

Anlatıyor anlatıyordu; sonra avaz avaz soruyordu: “Anlaşıldı mı?”

Her defasında bir öğretmen edasıyla değil, bir komutan edasıyla soruyordu. Küçücük bir öğrenci olduğumu unutup, “Anlaşıldı komutanım!..” diye bağırasım gelirdi. Tam zamanında kendimi toplayıp, arkadaşlarımın koro halinde verdikleri cevaba katılırdım: “Anlaşıldı Başöğretmenim!” 

Oysa çoğunu anlamazdım, kafam sorular yumağına dolaşırdı. 

 

Yorumlar

(11)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Zafer

14 Ekim 2020 00:38

Ben bir Köy enstitüsü mezunu ögretmen babanin ogluyum su an yurt disinda yasiyorum buraya mülteci olarak geldim vatan haini degilim 12Eylüde neler cektigimizi anlatsam Saygon zindanlari hafif kalir 1978 yilinda C

türkçeyi, matematiği de icad eden adam,

13 Ekim 2020 01:27

'başöğretmen' diyinci şu bizimki sandım, ödüm koptu birden..

Mesut

12 Ekim 2020 19:03

Senin basögretmenin Mustafa Kemal Atatürktür.

Etme be

12 Ekim 2020 17:30

Tarihimiz tamamen uydurma ve aldatmaca ile yazılmıştır.Kadir MISIROĞLU ve Mustafa ARMAĞAN her iddialarını ve tarihi bilgileri delillendirerek konuştular. çok net bir soru,biz Lozan'ı imzalarken İngiliz neden halâ İstanbul'da işgali sürdürüyordu ve Lozan'ı biz imzalarken İngiliz neden BİR YIL sonra imzaladı,var mı cevabın bunlara hadi bakalım ?

Hikmet

12 Ekim 2020 14:37

Gençlik tarihi masallar duymak, bilmek istemiyor artık! Hepsi baş agrıtıcı. Bize ne eski hikayelerden? Tarih dersleri müfredattan ediyen kaldırılmalı, isteyen evinde doya doya okusun!

Cemil Güzeloğlu

12 Ekim 2020 14:22

Niyazi Bey derste öğretmenine iç denizin kurumasını anlatmış olabilirsin tamam sonrası hayale dayanıyor. Kart kurt efsanesi çok sonranın martavalı. Çünkü yok böyle bir şey. Erzurum'da "kürtük" diye bir kelime var. Ayazda tipinin taşıdığı kar tozağının aşırı soğukta belli bir sertlikte yeniden şekillenmiş haline "kürtük" denir. Bu kelime ile kürt kelimesi arasında ilgi arayanlar olmuştur. Ama karttan kurttan kürt çıkaran olmamıştır. 

Osmanlı beyefendisi HYE kardeşe

12 Ekim 2020 13:32

Mesela hangi osmanlı beyefendisi gibi yetiştirilmek isterdiniz?

İstanbul

12 Ekim 2020 13:02

Sayın yazar yıne bırseylerı çarpıtma derdındesıniz o kuşagın yetışme şartlarıyla bu günu bir tutuyorsunuz bızım cocuklugumuzda dogru ögretmenler kuralcıycı ama gırev aşkıda vardı şimdı öylemı sizde bal gıbı bılıyorsunuz o zamankı küsakta babalarda. Buyukletde serttı sevgılerını gösterserttıo zamanlar farklıydı bunun koy enustulerıyle alakası yok sız yıne bence pencere onunde cıcekler masalını yazmaya devam edın

Yapma be !!!

12 Ekim 2020 12:35

Öylemi partal niyazi? Kimin anıları bunlar? Senin olmadığına nasıl eminim bilsen! İşin gücün Cumhuriyet, Atatürk ve Türk düşmanlığı. Zehir saçıyorsunuz Türk Milletine...Fesli kaçın, mustafa armağan denen çakma tarihçi iftiracı yobaz, fettullah, şeyhler, şıhlar, mahvettiniz güzelim memleketi siyonist uşakları!

H.Y.E

12 Ekim 2020 07:09

Muhterem Kardeşim O anlattığın masalları ben de öğrendim.Ama bu martavallari hala şekil değiştirerek devam ediyor.Onun için dünya çapında bir ilim ve fikir adamı yetistiremiyoruz.Ta Anaokulundan Üniversiteye kadar öğrenciyi formatlayacak kalıplar var.Herkes bir fabrikanındı mamulü gibi olacak.Asla itiraz edilmeyecek.Herkes batılı,sekuler,Avrupalı hayranı ve onlara köle birer nesil olarak yetişecek.Yeter,yeter ben bir Osmanlı beyefendisi gibi kibar,saygılı,şuurlu bir mümin gibi yetiştirilmek istiyorum.

Yavuz Bahadıroğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle